Jean Teule nin çok farklı kafası var bu kitabını da okuyunca tamam dedim. Kara mizah yaparsın evet ama böyle bir kurgu nasıl aklına gelir insanın. Daha önce İntihar Dükkânı kitabını okudum. İntihar edecek olanlara malzeme satma gibi traji komik bir hikayeyi anlatıyordu.
Dansa Davet kitabı da mizahi yönü bakımından hiç farklı değil… Bu sefer pek güldürmedi ama yer yer mide bulantısı yaşadım.
Bir anne düşünün bebeğini ırmağa bırakıyor ve evine dönüyor. Çünkü başka şansı yok…
Kadın şuursuzca dans etmeye başlıyor bu dans veba halini alıyor tüm şehri sarıyor. Herkes çılgınca dans ediyor ama öyle masum danslardan değil bu.Kontrolsüzce, durmak istiyorsun ama duramıyorsun durman için ölmen gerekiyor…
Ortaçağ dönemi şartları çok katı, açlık sefalet hastalıklar söz konusu; aç kalan ailelerin bebeklerini yeme, sokaktaki dışkıları yeme gibi durumları da anlatıyor. İşte midemin bulandığı yer tam burası oldu.
O dönemin olaylarına bir başkaldırı mahiyetinde mesaj veriyor aslında okudukça görüyoruz. Dans ederek bastırılmış duyguları dışavuruyorlar anlatmak istediklerini bu şekilde ifade ediyorlar gibi...
Halkı açlık kıtlık yaşarken depoları dolu kiliselerden, cenneti parayla satmaktan, halk içecek bulamazken Papa giysilerinin temiz sularla yıkanması gibi haksızlıklar seramonisi sonucunda halk en sonunda topluca kafayı yiyor.
Aşık Mahzuni Şerif’ten anlamlı bir türküyü sizlere emanet ediyorum.
youtu.be/qcxf8hVOAHk?si=...