10/10
·368 syf.··
2024 133. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2024 23:11
Bu yıl tanıdığıma ve okuduğuma en çok sevindiğim bir yazar varsa o da Fakir Baykurt . Eşekli Kütüphaneci de bu kitap da en sevdiğim ve tavsiye ettiğim kitaplar arasına girdi. Kitap anlatımındaki ve karakterlerindeki içtenlik ve doğallıkla sizi kendine bağlıyor. Okuduklarınız sizi güldürse de üzse de bu kiyaptan çıkmak istemiyorsunuz. Cumhriyet sonrası dönemde bir köy. Ankara'ya çok da uzak olmamasına rağmen elektrik yok, su yok. Kurak bir çevre. Yokluğa rağmen köy halkı yine de mutlu. Kendini idare ediyor, etmek zorunda zaten. Muhtar Battal, köy enstitüsü mezunu eğitmen Rıza ve 70 yaşında olmasına rağmen gençlere taş çıkartan deli akıllı ayarında Kır Abbas. Üçünün önderliğiyle köydeki boş bir araziye köylü üzüm bağı diker. Her şeyi elleriyle günlerce çalışarak yaparlar. Makine vs hak getire. O üzüm bağı köy halkı için bir bağdan daha fazlasıdır. Geleceğe dair bir umut, daha iyi ve rahat yaşam için bir öncü. Her şey güzel giderken köye tapu kadastro memurları gelir. Bu memurlarla şehirli/eğitimli kesimin köylüye bakış açısınıda verir yazar. Köydeki yokluğu bilmezmiş gibi köy insanını küçümsemeler, ilkel görmeler... Eğitim ve maddi sınıf farkı sebebiyle bunu hak görürler. Hele bir de memurların şefinin kendisi efendi de köy halkı hizmetciymiş gibi hareketleri. Sinir krizi geçirmelik. Bu şef işinde çok iyi diye anlatilsa da insanlık dersinde eksik. Tapuda üzüm bağının devlet arazisine ait olduğu ortaya çıkınca mahkeme kararı gelir. Ya köylü arazinin bedelini ödemelidir ya da araziden çıkmalıdır. 300 yaşına kadar durmadan çalışsa bile ödeyemez o parayı. Köy halkının en çok da Kır Abbas'ın hayatı ve hayalleri böyle toprağa gömülür işte. En başından beri devlet büyüklerine karşı sadece oradan buradan bir şeyler duymuş ama yine de devletini çok seven köy halkı, durumu kabullenir. "Devletimizdir, ne derse olur" der. Devlet dediğimiz bu mudur diye de düşündürür. Köy halkının bu sefaleti ve kitap boyunca farklı noktalarda gördüğümüz cehaleti sadece halkın kendi kusuru değildir, devletinde bir kusuru. Hayatında hava ölçüm cihazı nedir, meteoroloji nedir, ne işe yarar gibi şeyler duymamış bu köy halkının bu cahilliği için sadece köylüyü suçlayamayız. Onlar o küçük köyde elektrik ve sudan yoksun var olmaya çalışırken hele de. Sürekli yedikleri yiyecekler ekinlerinden hasat ettikleri bulgur, yumurta, yoğurt gibi şeylerdir. Bahar gelince doğada çıkan yabani otlarda buna eklenir. Tabi bunları yemekten sıkılan tapucuları unutmamak gerek... Kır Abbas'a geri dönelim. Onun sözleri kulaklarımda uzun süre yankılandı. Sanki gerçekten onunla tanışmış, üzüm bağında beraber nöbetler tutmuş gibi hissettim. Kitap bittiğinde en çok ondan ayrıldığım için üzüldüm. Yaşına rağmen en çok çalışan, en çok düşünen, pes etmeyendi o. Örnek alınacak, sözü dinlenecek kişiydi. Tavırlarıyla köyde deli gibi de görülse yaptıklarıyla hep amaçları vardı. Köy için, halk için.
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,695 okunma
·
63 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.