7/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2013 3. kitabı
·
106 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2013 00:00
İhsan Oktay ANAR sanırım son 20-30 yılın en kendine özgü üsluba sahip yazarlarından biri. Çoğu insanın asla yazamayacağı gibi yazması da ayrı bir hava katıyor satırlarına. Kast ettiğim şeyi biraz daha iyi anlayabilmek için tarif etmeye uğraşmaktansa kitaptan yapılan alıntılara bir göz gezdirmeniz daha mantıklı olacaktır. Seçtiği kelimeler eski olsa da üslubunu modern tutabilmesi pek rastlanır bir şey değil. Fakat bu farklı ve taklidi zor üslup, İhsan Beyi çok iyi bir yazar yapmadığı gibi, ortaya çıkan her eserini direkt birinci sınıf da yapmıyor.Uslubuyla yükselttiği çıtayı hikaye anlatımındaki/kurgusundaki kusurlarla aşağı çekiyor. Bu bağlamda, Puslu Kıtalar Atlası bence bir romandan ziyade "denemeler derlemesi" gibi olmuş. Benden daha önce bu yorumu yapan olduysa affola, yazılanları pek okumadan yazıyorum bunları. Dediğim gibi, okuduğunuz şey her ne kadar sürükleyici bir yapıya sahip olsa da roman demek için biraz zorlamak gerektiği de satır aralarında kendini belli ediyor. Parça parçalık, bölünmüşlük hissini romanı okuduğum süre boyunca atamadığımı hatırlıyorum. Birbirine bağlı bir sürü hikaye var ortada, bunların birbirine bağlanabimesi için çoğu yerde yeniden düzenleme yapıldığını ise neredeyse hissedebiliyorsunuz. Sanırım benim için en büyük sıkıntı bu oldu. Bir de gözüme ve dilime çok yabancı bazı kelimelerin kullanımı. Fantastik bir kurgusu var kitabın. Masal gibi. Kitabın özellikle ilk yarısı bir çırpıda bitecektir. Ben yaklaşık olarak bir hafta içerisinde bitirmiştim ilk yarıyı -ki pek zaman ayırmamıştım-. Sonraki yarı ise 2 aydan fazla zamanımı aldı çünkü olaylar zinciri sizi bunaltmaya başladıkça kitap elinizden düşmeye başlıyor. İlginizi kaybediyorsunuz. Bir de işin içinde yazarın kullandığı eskimiş kelimeler ve idrakı zor mizahı var ki okuma hızınızı gerçekten etkiliyor. Zevksiz değil kesinlikle, ama ilerlemesi zor pasajlar bunlar. Bol karakterli, bol göndermeli, bol felsefi içerikli olması; içinde ince işlenmiş, orijinal ve kesinlikle manipülatif olmayan bir mizah barındırması, masalımsı bir hava barındırması eserin güzel tarafları. Bölük pörçük hikayelerin birbirine eklenmiş hali gibi durması, yer yer ağırlaşan ve anlaması bazen imkansızlaşan dili, ikinci yarıda baymaya başlayan olaylar zinciri ise kötü yanları. Sonuç mu? Tavsiye ederim.
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,9bin okunma
·
21 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.