Bazen kitap yazarını geçer. Burada da yazar, kitabının gölgesinde kalmıştır. Yazarın içindeki çocukluğu korumak adına yazılmış bir kitaptır. Kitap, dostluk, sevgi ve insanın kendini keşfetmesi üzerine derin mesajlar taşır.
Küçük Prens ve yazarı ile ilgili kısa notları buradan bulabilirsiniz. #262709107
Hem çocuklara hem de büyüklere hitap eder.
Kitap, yetişkinlerin yüzeysel ve maddi dünyasını eleştirirken, çocukların saf, merak dolu ve sevgi odaklı bakış açısının ne kadar değerli olduğunu vurgular.
Küçük Prens'in hikayesi kısaca şu şekildedir:
Bir pilot, uçağı arızalanınca çöle düşer. Orada, başka bir gezegenden gelen Küçük Prens ile tanışır. Küçük Prens, kendi gezegeninde yaşarken orada biten bir gülü sever ama onun kaprislerinden rahatsız olur ve gezegenini terk eder. Küçük Prens, farklı gezegenlere yolculuk eder ve buralarda tuhaf insanlar (kral, kendini beğenmiş adam, ayyaş, iş adamı, fenerci, coğrafyacı) ile karşılaşır. Küçük Prens, sonunda Dünya'ya gelir ve burada bir tilkiyle dost olur. Tilki ona sevginin ve sorumluluğun önemini öğretir: "Sevdiğin şeyden sorumlusun." Küçük Prens, Dünya'daki zamanı dolunca gezegenine geri dönmeye karar verir. Bir yılanın zehriyle bedeninden kurtulup ruhunun gezegenine döneceğine inanır. Pilot, Küçük Prens'i özler ama onun öğretileriyle teselli bulur.
Hikayede kullanılan metaforlar şu şekildedir:
Fil yutan boğa yılanı : Çocukların hayal gücünü.
Şapka : Yetişkinlerin hayal gücünden ve derinlikten yoksun, sınırlı ve dar görüşlü bakış açısını.
Koyun : Bir hayalin, bir düşüncenin, bir umudun simgesidir.
Çizilmiş koyun kutusu : Hayal gücüne duyulan saygıyı simgeler.
Gezegenler : Her gezegen, bir karakterin dünyasını ve bakış açısını temsil eder.
Gül : Sevgiyi
Baobab ağaçları : Kötü fikirler, kötü alışkanlıklar
Çiçekler : İyi fikirleri, idealleri
Koyunun çiçeği yemesi : Kimi zaman dostlardan, arkadaşlardan ve ailemizden bile sakındığımız fikirler, hayaller dostlar tarafından yok edilebilir.
Yanardağlar : Umutları, idealleri
Sönmüş Yanardağlar : Hüsranla sonuçlanmış fikirleri, hayal kırıklıkları.
Sönmüş yanardağları temizlemesi : Deneyimlere önem verdiğini gösterir.
Gün batımı : Zamanın geçişini, sonları ve başlangıçları simgeler. Aynı zamanda, huzur, düşüncelere dalma ve içsel hesaplaşmayı simgeler.
Adamı mantara benzetmesi : Maddi dünya dışında hiçbir amacı olmayan bir insanın tek hücreli olan ve evrimin ilk basamağında yeralan bir canlıya benzetiyor.
Ziyaret ettiği 6 gezegen ise insanın gelişim evrelerini buluruz:
1. Kral : Bebeklik dönemi (güç ve otorite tutkusu)
2. Gösteriş düşkünü : Çocukluk (onaylanma ve beğenilme arzusu)
3. Sarhoş : Ergenlik ( kaçış, çelişkiler)
4. İş adamı : Yetişkinlik ( maddi kazanımlar)
5. Fenerci : Orta Yaş ( sorumluluk, rutine bağlılık)
6. Coğrafyacı : Yaşlılık (bilgin ama hareket güçsüzlüğü)
Yılan : Ölüm, dönüşüm
Yankı : İletişimsizlik, yalnızlık
Tilki : Dostluk
Demiryolu makasçısı : Hayatın yönünü belirlemenin ve seçim yapmanın önemini vurgular.
Satıcı : İnsanların gerçek mutluluğu ve anlamı aramak yerine, sadece tüketim ve maddiyat peşinde koşmalarını simgeler.
Çöl : Hayatta anlam arayışı
Kuyu : Hayatın derin anlamlarını ve manevi değerleri aramanın sembolüdür.
Tilkinin kulaklarının boynuza benzemesi : Duygusal bağların ve sorumluluğun simgesidir. Boynuz, sahiplenme ve bağlanma anlamına gelirken, kulaklar da anlayış ve dinlemeyi ifade eder. Bu, evcilleştirme sürecindeki duygusal bağları temsil eder.
Ağızlık : Birinin kontrol edilmesi gerektiği anlamına gelir.
Eski yıkık duvar : Geçmişin yaralarını, kayıpları ve zamanla unutulan değerleri simgeler.
Yıldızlar : Hem hayallerin hem de sevdiklerimizin hatıralarının bir simgesidir. Bu bağlamda, hem umutları ve arzuları hem de kaybedilen veya uzaklaşan sevgileri temsil ederler.
Çölde bir yıldızla kitabı bitirmesi : Umudun, sevginin ve hatıraların ölüm ve ayrılıkla bile yaşadığı mesajını verir. Yıldız, kaybolan küçük prensin hatırası ve ruhunun hep yaşamaya devam edeceğini simgeler.