8/10
·840 syf.··
Beğendi
·
2024 28. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2024 22:39
Edebiyat tarihinin en başarılı romanlarından biri “Rüzgar Gibi Geçti“. Her profilden okura hitap eden, yüzlerce sayfa boyunca hiç aksamadan temposunu koruyan, tarihin önemli anlarından birine tanıklık ederken birbirinden farklı ve cazip karakterlerini okuyucusuna derinlemesine sunmayı başarabilen bir şaheser. İlk kez okuduğumda 16-17 yaşlarındaydım. O deli dolu günlerde şımarık Scarlet’e kızar ama Ashley’ine bir türlü kavuşamamasına üzülürdüm. Her durumda aşk kazanmalıydı bana göre. İkinci kez 20li yaşlarımın ortalarında aldım elime romanı. Tarihi arka planını sindire sindire okurken, bugünkü Amerika’nın -ve bir yönüyle dünyanın- siyasi ve ekonomik oluşumunu anlamamda derslerden daha fazla yardımcı olduğunu keşfettim. Bu üçüncü okuyuşum. Bu sefer ise tadına doya doya, o eşsiz kahramanlarının iç dünyalarına odaklanmak istedim. Arka plana Amerika Birleşik Devletleri’nin siyasi tarihindeki en büyük kırılma noktalarından birini, 1861-1865 yılları arasında Amerika’yı kana ve acıya boğan Kuzey-Güney iç savaşını alarak, güneyli kahramanlarının hayatlarını anlatıyor Mitchell. Zengin toprak sahibi güneyliler büyük gösterişli evlerinde, pahalı ve süslü kıyafetleri ile davetten davete koşuyorlar. Toprakları o kadar büyük ve servetleri öyle çok ki, ne meslek sahibi olmak için okumaya, ne de çalışmaya ihtiyaçları var. Onlar bitmez tükenmez servetlerinin gölgesinde dünyadan kopuk yaşarken, sanayi devrimi sonrası hızla gelişen Kuzey, kendi gücünü arttıracak yeni bir siyasi düzen peşine düşmüş bile. Güneyin zenginliğine zenginlik katan kölelik, yani boğaz tokluğuna işçilik, Kuzey’in ekonomik planlarına uymuyor; zira üretim için önce talebin arttırılması gerekir ve kendi-kendine yeten kapalı hiçbir düzen kapitalizm için makbul değildir. Başka bir deyişle, büyük konakların dağılması, hane sayılarının artması, kölelerin de tüketici yapılması gereklidir. Bu ise ancak onları maaşlı işçi yapmakla mümkündür. Tabii ki bu plan parlak bir ambalaj içinde, güneyde kölelere yapılan eziyetin ve insan hakları ihlallerinin sona erdirilmesi için köleliğin kaldırılması gerektiği, şeklinde sunulur. Güneyin buna tepkisi sert olur; dünkü baldırı çıplakların onlara emir vermesine içerler, zencilere maaş ödemeleri durumunda bu sonsuz zenginliklerini yitireceklerini anlarlar, ve 11 güney eyaleti birleşerek ayrı bir devlet kurmayı isterler. Lincoln öncülüğündeki Kuzey ile savaş, işte böyle başlar. Margaret Mitchell, okuyucusunu kahramanları Scarlet, Ashley, Rhett Butler ve ailelerinin yanına oturtur ve yaşanan büyük trajediyi, eksiksiz, gerçekçi, canlı bir anlatımla aktarır. Her savaşta olduğu gibi, kaybolan, servetler ve insan hayatları değildir sadece… Önce değerler anlamını yitirir ve ayakta kalabilenler, inat edip değişmeyenler değil, eski değerlerini çöpe atıp yenilerine kolayca uyum sağlayabilenler olacaktır. Güney savaşı kaybeder. Ancak galip kuzey, savaş ekonomisi ile zenginleşse de, bu kocaman kıtayı yönetebilecek siyasi organizasyon gücünden yoksundur henüz. Bozulan düzen, kanlı Klu Klux Klan örgütünü doğurur. Mitchell’in, güneyli beyazları zenci suçlulardan korumayı hedeflediği söylemiyle yumuşatmaya çalıştığı bu örgüt, uzun yıllar zencilere işkence etmeye ve acı çektirmeye devam edecektir. Mitchell’in sırrı, kahramanlarının gerçekliğinde yatar. Tüm dalavereleri, paraya olan tutkusu, yalanları ile Scarlet müthiş bir karakterdir örneğin: Fabrikasında suçluların ölümüne çalıştırılmasına göz yumar, çıkarı için kardeşinin sevgilisi baştan çıkarır, işlerini yürütebilmek için kuzeylilere yanaşır, görgüsüzlüğünü sergilemekten çekinmez. Diğer yandan aileyi ve dostlarını ayakta tutan da onun bu işini bilir tutumudur. Rhett romandaki en akıllı karakterdir, savaş zenginidir ve pragmatiktir. Kendi toplumunca dışlanan, kuzeylilere dahil olmaya da tenezzül etmeyen bu güçlü adam, roman boyu hiç sevilmemesine karşın güneylilere, kendilerinden daha fazla yardımcı olur. Romantik, kültürlü ve iyi insan Ashley ise tüm değerlerini ısrarla korumasına karşın, ancak diğer ikisinin desteği ile ayakta kalabilir. Velhasıl Mitchell hepimizin ayarları ile oynar. Sürekli “doğru“ları, “üstün değer“leri savunan biz çok okumuşlara, hayatın zannettiğimiz gibi siyah-beyazlardan ibaret olmadığını haykırır. Her hayırda bir şer, her şerde bir hayır olduğunu gösterir. Aptallık ile iyiliği sıkça birbirine karıştırdığımızı hissettirir. İşte bu yönüyle bence takdire şayandır. Mitchell, bir güneyli olarak güneyi tutmasından, zencilere yapılan insan hakları ihlallerini yumuşatmaya çalışmasından dolayı eleştirilir, ki çok doğru. Ancak kabul etmek gerekir ki, kazanan kuzeyin filmlerle boca ettiği gibi, tüm güneylilerin acımasız köle simsarları olduğu da doğru değildir. Aynı kızılderililerin hepsinin kelle avcısı olmadığı gibi… Biliyoruz ki tarihi kazananlar yazar. Bize düşen, naçizane, dikte edileni değil, böyle şaheserler eşliğinde, satır aralarını okumaya çalışmaktır.
Rüzgar Gibi GeçtiMargaret Mitchell · Artemis Yayıncılık · 20133,145 okunma
··
1.754 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Son zamanlarda burada çok güzel incelemeler paylaşılmıyor hocam. Yazılsa da algoritmayı aşıp okurlara ulaşması zor. Bu kitabı çok önemseyen bir okur olarak incelemeniz gerçekten okunası. Hem tarihsel izlek açısından hem de karakterler ve yaşamımıza yansıması açısından çok değerli tespitlerde bulunduğunuzu söylemek istedim. Bu yüzden algoritmaya yansır umuduyla incelemenizi alkışlıyorum 👏
AkilliBidik
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim hocam. Hem kendim için, hem de sizin gibi iyi okurların geri bildirimini alıp kendimi geliştirebilmek için yazıyorum incelemelerimi. Sizin gibi bir üstadın beğenisini almak inanın benim için çok önemli, çok kıymetli. Ne mutlu bana... Açıkçası 1000Kitap'ın strateji değişikliğini çok eleştirdim, sıradanlaşarak değerini düşürdüğünü savundum, algoritmalarından umudumu keseli de çok oldu. Ama sizlerle bir araya getiriyor ya beni; "keşke"lerim baki kalsa da, bu kadarına razı oluyorum.
Filmi de o kadar güzel ki, okuyormuş, izliyormuş gibi değilde yaşıyormuş gibi hissettiriyor.