Hafif Spoiler İçeren Bir İnceleme
10/10
·256 syf.··
2025 1. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2025 00:00
2025 yılında okuduğum ilk kitap oldu. İçerdiği olaylar karmaşık değil ayrıca çok sürükleyici. Keşke kitabı unutup bir tatil zamanında tekrar başlayabilsem diyorum çünkü tek solukta okunabilecek bir eseri sınav dönemime denk gelişinden dolayı onbeş güne yakın bir sürede okudum. Kitabı okurken hiç bitmesin istedim çünkü karakterler ve olay örgüsü insanı öylesine içine çeken bir yapıda ki... Sabahattin Ali'nin okuduğum üçüncü kitabı oldu bu ve yazarın yazmış olduğu tüm romanları okumuş oldum. Ve rahatlıkla söyleyebilirim ki Sabahattin Ali çok büyük bir üstad. Yaşasaydı şayet kim bilir neler çıkacaktı kaleminden diye düşünmeden de edemiyorum. Kitabın ilk bölümleri çok sakin ve huzurluydu benim için. Ömer'in Macide'yi vapurda görüp yanına gittiği o bölümü ruhumda hissettim. Macide'nin İstanbul'a gitmeden önce Balıkesir'de yaşadıkları insanı üzüyor ancak şaşırtmıyor maalesef. Uzun süre sonra ilk defa bir çiftin aşkını deliler gibi kıskandım. Macide ve Ömer'in konuşmaya başladıkları zamanki o 'siz'leri, utangaçlıkları sebebiyle birbirleriyle konuşamadıkları ama konuştuklarında birbirlerine duygularını enfes bir biçimde açıklamaları okurken beni çok mutlu etti. Kendimi Macide'nin yerine koyduğum zaman bu aşk benim de içimi titretti. İlk bölümleri okurken ağzım kulaklarımda kendi kendime kitaba karşı gülümsüyordum ancak o eve gittiler ya daha huzur kalmadı hiçbirimizde. Zaten Sabahattin Ali romanları hep böyle değil midir? Tam dersiniz ki herşey yolunda, bir anda tüm huzur bozulur, mutluluk aynı ulaşılmaz bir düşe dönüşür. Tıpkı Ali'nin kendi hayatında olduğu gibi. Onüçüncü bölüme kadar okuduğum o genç ve mutlu çifti tekrar bulabilmek umuduyla okudum kalan sayfaları. Ömer'in Macide'ye yaşattılarına kendi içimde bile kılıf bulmaya ve onu haklılaştırmaya çekiniyorum. Ancak ben de 'İçimizdeki Şeytan'a inanıyorum. Bazı zamanlar bir şey söylüyorum yahut yapıyorum ve inanamıyorum olanlara. Pişmanlık içinde kıvranıyorum ancak geriye alınmıyor zaman. Kırılan kalpler, yapılan yanlışlar yok olmuyor hiç. Heybende hep seninle geliyor hayat yolculuğunda. Ancak şeytan içimde değil de içim mi şeytan diye düşünüyorum. Ömer'in yaptığı her yanlışta kendimi tekrar tekrar sorguladım. İğrenç hissettim hatta. Bazen kızdım Ömer'e bazen acıdım ona. Hele ki o Bedri'ye yaptığı son konuşmada tutamadım kendimi, ağladım. Dört sayfalık bu bölümde hem kitap hem hayat özetlenmiş sanki. Ömer'e çok kızıyorum ancak ona asla düşman olamıyorum. Ben Ömer'e ve onun 'İçindeki Şeytan'a inanıyorum. Finalde boşluk hissine kapıldım biraz. N'olacak bundan sonra dedim içimden, ne olacak? Ömer yaşayacak mı omuzlarındaki yükle yoksa tekrardan 'İçindeki Şeytan'a uyup sonsuz bir son mu verecek tüm bunlara. Peki Macide; günahsız Macide neler yaşayacak? Unutabilecek mi Ömer'i? Hayatına devam edecek mi yoksa hep dönüp duracak mı aynı döngü içinde? Tüm bu olayların içerisine çaresizce sıkışıp kalmış Bedri bu romanın mutluluğu en çok hak eden karakterlerden biri. İhtirasın, kıskançlığın, kinin, nefretin hüküm sürdüğü şu dünyada 'İçimizdeki Şeytan'ın kölesi olmamak dileğiyle...
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,1bin okunma
·
49 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.