·96 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Ocak 2025 01:18 Uzun zamandır bu kadar altını çizdiğim bir kitap okumamıştım. Tolstoy’un inanış ve düşüncelerindeki evrimi anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.Kitabın adı ‘İtiraflarım’ olsa da daha çok arayışın ve içsel bunalımın haykırışını içermektedir. Bu kitap din, yaratıcı ve var oluşu irdelediğinden 1880 yılında yasaklanmıştır.
Ortodoks bir ailede bu inançla büyütülen Tolstoy on sekiz yaşına geldiğinde dini öğretilerin tamamen saçmalık olduğunu düşünerek inancını kaybedişini şu sözlerle ifade etmiş:
“Üzerinde durmuş olduğum şeyin çökmüş olduğunu ayaklarımın altında hiçbir şey olmadığını hissediyordum. Üzerine hayatını kurduğum o şey artık yoktu.”
Sonrasında derin bir arayışa girmiş, cevabı bilimde aramıştı. Fakat bilimin yetersiz olduğunu düşünmüş.
“Bilimin ‘niçin yaşıyorum?’ sorusuna cevabı ‘sonsuz uzayda ve sonsuz zamanda sonsuz derecede küçük parçacıklar,sonsuz bir karmaşıklık içerisinde biçin değiştirirler ve siz bu dönüşümlerin yasasını anladığınızda, yeryüzünde niçin var olduğunuzu anlamış olacaksınız.’” Bilimin verdiği cevaplar hayata dair bir cevap sunmuyordu. Bu yüzden soyut bilime yönelerek cevap bulmaya çalışmış fakat sorulan soruların cevabı değil tekrar sorunun kendisini elde ettiğini düşünerek anlam arayışının sonucunda hayatın herhangi bir anlamının olmadığına karar vermiş. Bu durum neredeyse intihara sürüklemiş Tolstoy’u.Ruh halini şu şekilde anlatmış:
“Hayatım durma noktasına gelmişti. Soluk alabiliyor, yiyip içebiliyor, uyuyabiliyordum. Bunlar zaten elimde olan bir şey değildi. Ama yaşamıyordum. Sanki yaşayacağım kadar yaşamış yürüyeceğim kadar yol yürümüştüm de uçurumun kenarına gelmiştim. Rahatsızlık öyle bir raddeye gelmişti ki yaşayacak gücü kendimde bulamıyordum. Hayattan korkuyordum, hayattan kaçıp uzaklaşmak istiyordum ama gene de hayattan bir şeyler bekliyordum.”
Peki bir insan anlam olmadığını bile bile nasıl yaşar sorusunu sorarak çevresini gözlemlemiş ve dört şekilde yaşayabildiklerine kanaat getirmiş.
1. Cehalet: Yaşamın saçmalıktan ibaret olduğunu anlamamak
2. Epikürcülük: Yaşamın çaresizliği bilindiği halde insanların sahip olduğu olanaklardan en iyi şekilde yararlanması. Hazcılık.
3. Güç ve Enerji: Güçten kastı intihar etmektir. (Tolstoy’a göre intihar etmek korkaklık değil gerçek cesurlarım işidir.)
4. Zayıfların Yolu:Hayatın anlamsızlığı hakikatını görmek ve yine de yaşamak.
Kendisini zayıflar grubunda gören Tolstoy defalarca intihar etmek istediyse de bunu başaramamış ve sonuç olarak içinde şüphe doğmuş. Belki de bir anlam vardı fakat keşfedememişti.
Bir yaratıcıya inanmayı aklını yitirmedikçe kabul edemeyeceğine inanan Tolstoy hayatı yaşanılır kılmanın yolunun bir şeye inanmak olduğunu düşünerek ve yaratıcı inancıyla ne kadar boğuşsa da sonunda Tanrı’ya inanmayı ve anlamı onda bulmayı seçiyor.
İslamı, Budizmi, Hristiyanlığı araştıyor ve Tanrı inancının dinlerle değil yaşam stiliyle, ruhani olarak yaşayabileceğine inanıyor.
En sevdiğim alıntıyla incelememi bitiriyorum:
““Hayatımın, beni bekleyen, kaçınılmaz olan, ölümün yok etmeyeceği bir anlamı var mı?”