Ve onun hatırına bitirdim :/
Rooney'in okuduğum ilk kitabıydı, diğer eserlerinde de üslubu böyle midir bilemem. Ancak bu kitapta az dram, bolca cinsellik kullanarak çağımız insanlarının sıradan hayatlarını anlatmaya çalışmış. Ne var ki hikâye, basit ve yüzeysel bir tarzla ilerliyor.
Kitap, İvan ve Peter adlı iki kardeşin babalarının ölümüyle başlıyor. İvan, satranç dâhisi diye tanıtılıp ergen çocuk takıntılarından kurtulamamış problemli küçük kardeş. Peter ise ne olduğunu tam olarak anlamadığımız travmatik geçmişiyle boğuşan, işinde iyi mi kötü mü anlamadığımız bir avukat. İkisi de karmaşık ilişkiler içinde. Hikâye, üç farklı karakterin bakış açısından aktarılıyor, ancak ne karakterler derinleşiyor ne de hikâye kalıcı bir etki bırakıyor.
Kitapta beni rahatsız eden bir diğer nokta, karakterlerin ilişkilerle ilgili yaklaşımlarını gerekçeleriyle öğrenirken, Peter’in hayatındaki kadınların fikirlerini onun süzgecinden dinliyor olmamız. Kurgu o kadar temelsiz ve tutarsız ki yazar da bunun farkında olduğu için bence bu iki kadını susturup onları da Peter'in ağzından bize aktarıyor. Naomi ve Slyvia karakterlerinin kişisel geçmişlerinden bahsedilmesine rağmen, hikâyenin ulaştığı noktadaki davranışlarında bu geçmişin göz ardı edilmesi, kitabın benim gözümde değerini düşüren nokta oldu. Belki de bunu kasıtlı tercih etmiştir.
Diyaloglar oldukça manasız, karakter gelişimi yüzeysel. Bölüm sonlarındaki basit aforizmalar klişe bir izlenim bırakıyor. Kurgusu başlangıçta ilgi çekici görünse de, kitap genel olarak tüketim kültürünün hızına yetişmek için aceleyle tamamlanmış hissi veriyor. İntermezzoSally Rooney