Kitap, 20. yüzyıl ortalarında Türkiye’nin değişen politik dengelerine ayak uydurmaya çalışan Ermeni toplumunu ve bu toplumun bir üyesi olan genç Baret’in toplumsal bunalımla kişisel bunalımı arasında
Varoluşçu düşünürlerden Camus'un okuduğum ilk eseriydi.
Kitapta ana karakterin yaşama karşı kayıtsızlığını ve bu kayıtsızlığa rağmen yaşayışını okuyoruz. Bu kayıtsızlık hali, bir yandan rahatsız edici görünürken, bir yandan da yaşamaya devam etme çabasıyla bizi sorgulamaya itiyor.
Nihayetinde kitabı bitirip kenara koyduktan sonra okuduğumuz şeyler anlam buluyor. Camus’un bu eserini beğenmeyen veya anlamsız bulan kişilere gelince, bu insanların esaslı bir varlık sorgulamasına girmemiş “şanslı” bir grupta olduklarını düşünüyorum.
Sonuç olarak, Camus’un bu eseri benim için düşündürücü ve sarsıcı bir okuma oldu. Hayata farklı bir gözle bakmak isteyen herkese tavsiye ederim. Albert CamusYabancı
Ve onun hatırına bitirdim :/
Rooney'in okuduğum ilk kitabıydı, diğer eserlerinde de üslubu böyle midir bilemem. Ancak bu kitapta az dram, bolca cinsellik kullanarak çağımız insanlarının sıradan hayatlarını anlatmaya çalışmış. Ne var ki hikâye, basit ve yüzeysel bir tarzla ilerliyor.
Kitap, İvan ve Peter adlı iki kardeşin babalarının ölümüyle başlıyor. İvan, satranç dâhisi diye tanıtılıp ergen çocuk takıntılarından kurtulamamış problemli küçük kardeş. Peter ise ne olduğunu tam olarak anlamadığımız travmatik geçmişiyle boğuşan, işinde iyi mi kötü mü anlamadığımız bir avukat. İkisi de karmaşık ilişkiler içinde. Hikâye, üç farklı karakterin bakış açısından aktarılıyor, ancak ne karakterler derinleşiyor ne de hikâye kalıcı bir etki bırakıyor.
Kitapta beni rahatsız eden bir diğer nokta, karakterlerin ilişkilerle ilgili yaklaşımlarını gerekçeleriyle öğrenirken, Peter’in hayatındaki kadınların fikirlerini onun süzgecinden dinliyor olmamız. Kurgu o kadar temelsiz ve tutarsız ki yazar da bunun farkında olduğu için bence bu iki kadını susturup onları da Peter'in ağzından bize aktarıyor. Naomi ve Slyvia karakterlerinin kişisel geçmişlerinden bahsedilmesine rağmen, hikâyenin ulaştığı noktadaki davranışlarında bu geçmişin göz ardı edilmesi, kitabın benim gözümde değerini düşüren nokta oldu. Belki de bunu kasıtlı tercih etmiştir.
Diyaloglar oldukça manasız, karakter gelişimi yüzeysel. Bölüm sonlarındaki basit aforizmalar klişe bir izlenim bırakıyor. Kurgusu başlangıçta ilgi çekici görünse de, kitap genel olarak tüketim kültürünün hızına yetişmek için aceleyle tamamlanmış hissi veriyor. İntermezzoSally Rooney