Ben kaybolmanın erdemlerine inanan birisiyim. Göz önünden çekilmenin, sessizliğe bürünmenin, dünyayı biraz da bir kovuğa yerleştirip oradan seyreylemenin insanı geliştirdiğine inanıyorum. Dünyaya silinmez izler bırakamıyoruz. Büyük ruhların gölgeleri hep aramızda dolaşıyor evet, bir dize, bir ezgi olmadık zamanlarda imdadımıza yetişiyor. Ama onlar da bize ötelerden bir tat sunabildiği ve Mutlak Güzel’in aynası olabildiği ölçüde söz söylüyor...
…İnsan geriye bir hoş sada, bir iki güzel söz, birkaç hayırlı eylem kalabiliyorsa dengimizi toplamışız demektir. İnsana ne çok şey sığıyor değil mi?