Lev Tolstoy 'un okuduğum ilk kitabı. Anna Karenina nın filmini izlediğimde aldığım izlenimle, kitabı okuduğumda hissettiğim o kadar farklı ki. Bana göre Levin ve Anna bu hikâyenin baş kahramanları olabilirdi. Birbirlerinden bağımsız ikisini buluşturan ortak bir nokta vardı ki, Levin'in bu konudaki iradesi onu Anna'dan ayıran bir çizgi oldu.
Şöyle bir söz var;
"Köyü tarafından sevilmeyen çocuk, sonunda o sevgi sıcaklığını hissetmek için köyünü yakar.“
Annayı okurken bu söz kendi yerini buluyor yavaş yavaş.
Tolstoy 'un kalemini sevdim, oldukça akıcı ve muntazam bir şekilde hikayeyi ele almış. Ama bazı satırlar vardı ki,oradan geçerken yaralanmamak mümkün değildi. O satırlarda kendimi toparlamam güç oldu. Belkide hala toparlayamadım..
Anna karakterini okurken arka planda yatan ruhsal durumunu anlamaya çalıştığım için, özgürce sevememenin ortaya çıkardığı pençeleri gördüm. Anna bir kafesin içinden çıkabilmek için en yırtıcı yanıyla kafesi parçalamak istedi. Kafesi parçaladı ama uçabildiği tek yer yine bir başka kafesin içi oldu. Sahi insan en çokta bu noktada hayatı gören gözlerinden onu silmiyor mu?
Biraz uzun bir yolculuk ama okunmaya değer...
Kitapla kalın!
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma