Gönderi

10/10
·161 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2025 22:31
Sabahattin AliSabahattin Ali , DeğirmenDeğirmen kitabının önsözünde bir yazı paylaşıyor ve bizlere diyor ki: "Şiir ve hikâyelerim arasında, yazmış olmaktan utanacağım kadar kötüleri olduğunu biliyorum. Bunların bir kısmının çocuk denecek yaşta yazılmış olmaları bir mazeret değildir; çünkü bu çeşit bir yazıyı bugün herhangi bir imzanın üstünde görsem, sahibini ıslah olmaz bir zevksizlik ve tam istidatsızlıkla suçlandırmakla tereddüt etmem. Bunların, benim sanat hayatımın gelişmesini göstermesi bakımından, sadece kendim için bir ehemmiyeti vardır ki,bu da onları başkalarına okutmak için bir sebep olamaz. Buna rağmen bu yeni baskıdan onları çıkaramadım. Çünkü, bir kere okuyucu önüne sermiş olduğum taraflarımı sonradan örtbas etmeye hakkım olmadığı kanaatindeyim; ama böylece belki de eski bir hatayı devam ettirmekten başka bir şey yapmıyorum. İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim. (S.A.)" Bu açıklamanın samimiliği beni bir kere daha tebessüm ettirirken sizlere şimdi kısaca Bütün ŞiirleriBütün Şiirleri'nden bahsetmek istiyorum. En başta bu önsözü verdim çünkü Sabahattin Ali şiirlerinin de pek çoğunu çocukluk döneminde yazdığı için onlardan utanacak kadar kötüleri olduğunu düşünüyor. Bakalım dedim, nasılmış şiirleri? Gerçekten çocukken yazdığı belli mi? Kendisinin bizlere söylediği gibi mi? Kitabı açtım, bir başladım ve nasıl bittiğini yine anlamadım. :) Benim beğenmediğim tek bir şiiri bile olmadı. Nereye kadar? Terkib-i bent kısmına kadar. Buradan birazdan, ayriyeten bahsedeceğim. Sabahattin AliSabahattin Ali, benim bu dünyada yaratılan ikinci bir kopyammış gibi gelir çoğu zaman. Hatta abartısız her zaman çünkü istisnasız tüm eserlerinde, tüm eserlerinin resmen her bir cümlesinde kendimi bulabilirim. Düşündüğüm şeyler onun düşündükleriyle, karakterlerine yansıtıp yazdıklarıyla o kadar birebirdir ki okuduğum her an şaşırıp kalırım. Karakterlerin yapmış ya da sergilemiş oldukları eylemler ve bu eylemlerin arkasında yatan sebepler benimkilerle o kadar aynıdır ki beni bu kadar iyi anlayan birinin olduğunu bilerek gözlerim dolu dolu, çoğunlukla ağlayarak okurum eserlerini. Burada da şiirlerinin tüm mısralarında yine istisnasız kendimi buldum. Her dize yine benim içime derinden işledi. Hepsi sanki bana ithaf edilmiş gibiydi. En başta yazmış olduğu şiirlerinde şairin dağlara kaçma arzusunu ben de o kadar kalpten arzuluyorum ki... Rüzgâr, onun şiirlerinde bir özgürlük sembolüdür ve ben de onun olmak istediği kadar özgür olabilmeyi o kadar diliyorum ki... Her mısrada kendimi bulabilmek, kendimden bir şeylerin orada yazılı olduğunu görmek bana bir kere daha çok iyi hissettirdi. Eminim sizler de hep kendinizden bir şeyler bulabileceksiniz. Bu arada kitap içerisinde yer alan şiirlerinden bazıları günümüzde sıklıkla da işittiğimiz şarkılara uyarlandığı için tanıdık gelebilir. Mesela şu an hasta yatağında olan, kendisine Rabbimden acil şifalar dilediğim Edip Akbayram'ın seslendirmiş olduğu "Aldırma Gönül Aldırma" adlı muazzam şarkı gibi. Sabahattin Ali'nin müthiş şiirlerinden biriymiş bu parça ve ben bu kadar dinlediğim hâlde Sabahattin Ali'ye ait olduğunu bilmediğim için, bu kitapta karşılaşınca, "Hadi canım, bu eser ona ait bir şiir miymiş?" diye düşünebildiğim için kendime çok kızdım. İnsan bazen epey aptal ve cahil olabiliyor işte :D Bunun canlı kanıtlarından biriyim sanırım. :D Her neyse... Devam edelim. :) Sayfa 122'de bulunan Terkib-i Bent kısmına kadar pek çok şiiri halk edebiyatı altında değerlendirebileceğimiz şiirlerdi. Hece ölçüsüyle, muazzam bir kafiye ve redif uyumuyla yazılmışlardı. Biçimsel olarak da Sabahattin AliSabahattin Ali şiirlerine oldukça önem vermişti. Her bir şiiri oldukça anlaşılırdı. Ta ki sayfa 122'de başlayan Terkib-i Bent kısmına kadar! Bu kısım 155.sayfada sonlanıyordu ve arada kalan kısımlar divan edebiyatından esinlenilerek yazılmış olan kısımlardı. Anlaşılması oldukça güç ve sevmeyenleri için epeyce de sıkıcı sayılabilecek kısımlardı. Ben, edebiyat mezunu olduğum ve divan edebiyatını da sevdiğim için sıkılmadım ama sayfa 122'ye kadar olan şiirlerin tarzı ve açıklığından sonra divan edebiyatının ve anlaşılmazlığın kucağına bir anda düşmek sarsmadı değil. :D Beğenemedim bu kısımları. Onun haricinde beğenmediğim tek bir satır dahi yoktu. Sizlere yine kitabımızın içinde bulunan birkaç şiirden alıntılar bırakarak yazımı sonlandırmak istiyorum. :) ~ Bazen kendi kendimin elinden kurtulurdum, Kalbimi bir çamurda çırpınırken bulurdum. ~ Anladım insanlardan geldiğini kederin; Uzak, herkesten uzak bir hayat süreceğim. Benim bu inzivama taarruz edenlerin, Yüzüne hakaretle, kinle tüküreceğim!.. ~ Denizler gibi derindim, Gözlerine sığ göründüm. Karlı dağlardan serindim, Sana sokuldum, yandım hey! ~ Yok olmak isteğiyle kalbim attığı zaman, Bana: Yaşa der gibi gülen senin yüzündü. Dizlerim bir batakta yorgun yattığı zaman Bacaklarıma kuvvet veren senin hızındı. Yaşaran gözlerimde, güneş battığı zaman Sıcak bir yuva gibi tüten senin dizindi. Sen aklıma gelince her şeyler gülümserdi. Ağaçlar şarkı söyler, rüzgâr tatlı eserdi. ~ Öyle günler gördüm ki, dost dediğim insanlar Ben yanına varınca dudağını kıvırdı. Bir zamanlar yanımda ağız açamayanlar Sırtımı sıvazladı, bana öğüt savurdu. Silahsız gördüğüne saldıran kahramanlar En alçak tekmelerle beni yere devirdi. Ruhum bir heykel gibi düşüp parçalanırdı. Bu sesleri duyanlar gülüyorum sanırdı. ~ Hayat ki akıp gider bulanık bir su gibi, Korkulu rüyalarla geçen bir uyku gibi... Çabalama... Kabul et bunu olduğu gibi! Hayattan fazla bir şey bekleyenler delidir... ~ Hakikat, sanat, ilim masaldan ibarettir, Aşk iki cins beyninde tutkaldan ibarettir. İnsanlar ki bir sürü aptaldan ibarettir; Gülmeli, kahkahayla bunlara gülmelidir... ~ Gözünüzün rengi nasıldır bilmiyorum, Çünkü ne zaman baksam gözlerim kamaşıyor. Gönlüm şimdi ufak bir sevinçten bile mahrum, Yalnız sizi kazanmak emeliyle yaşıyor... ~ "Ey dağların dertlerini dinleyen rüzgâr! Benim artık yalnız sana itimadım var. Gelmiş gibi uzaktaki bir seyyareden Yabancıyım bu gürültü dünyasına ben. Etrafımın sözlerine aklım ermedi, Etrafım da bana asla kulak vermedi. Senelerden beri hâlâ anlaşamadık, Ben de kestim anlaşmaktan ümidi artık. Gözlerimde hakikati sezen bir nurla Etrafımı süzüyorum biraz gururla. Bir dürbünün ters tarafı gibi bu dünya En büyük şey, en asil şey küçülür burda. Burda yalan para eden biricik iştir, Burda her şey bir yapmacık, bir gösteriştir. Kimi coşar din uğruna geberir, yalan! Kimi gider vatan için can verir, yalan! Bir filozof yetmiş eser yazar, yalandır; Bir kahraman istibdadı ezer, yalandır. Şairlerin büyük aşkı fânî bir kızdır, Bu dünyada herkes sinsi, herkes cılızdır. Ne hakikî aşktan burda bir çakan vardır, Ne de onu görse dönüp bir bakan vardır, Her büyüklük cüzzam gibi dökülür burda, En muazzam ölüm bile küçülür burda. Benim kafam acayip bir dimağ taşıyor, Her dakika insanlardan uzaklaşıyor. Zaman zaman mağlûp olsam bile etime, İnsan olmak dokunuyor haysiyetime. Büyük, temiz bir arkadaş arıyor ruhum, İşte rüzgâr, şimdi sana sığınıyorum! Asaletin yeri yoktur gerçi hayatta, En asîl şey seni buldum bu kâinatta, Güneş gibi ne bin türlü ışığın vardır, Ne süse, gösterişe baktığın vardır. Deniz gibi muamma yok derinliğinde, Bir ferahlık, bir saflık var serinliğinde. Bir dev gibi küçük mızmız sesleri yersin, Allah gibi görünmeden hüküm sürersin. Düşmanıyım ben de cılız güzelliklerin, Rüzgâr! Bu dağ başlarında çırpınan serin Kanatların gökyüzünde akan bir seldir, Bana kudret ve cesaret veren bir eldir. Beşerlikten uzaktayım senin ülkende, Senin gibi azamete âşıkım ben de. İşte rüzgâr! Senin gibi ben de deliyim. Islıklarım senin gibi inlemelidir, Herkes beni ürpererek dinlemelidir. Rüzgâr! Sana, yalnız sana benzemeliyim." ~ Beni en güzel günümde Sebepsiz bir keder alır. Bütün ömrümün beynimde Acı bir tortusu kalır. Anlıyamam kederimi, Bir ateş yakar derimi, İçim dar bulur yerimi, Gönlüm dağlarda bunalır. Ne kış, ne yazı isterim, Ne bir dost yüzü isterim, Hafif bir sızı isterim, Ağrılar, sancılar gelir. Yanıma düşer kollarım, Görünmez olur yollarım, En sevgili emellerim Önüme ölü serilir... Ne bir dost, ne bir sevgili, Dünyadan uzak bir deli... Beni sarar melânkoli: Kafamın içersi ölür. ...
1000Kitap
Bütün ŞiirleriSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 201927,5bin okunma
·
202 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.