Puan vermedi·420 syf.····Okunma: 17 Ocak 2025 00:00 Emile Zola ile yıllar önce Germinal kitabı ile tanışmıştım. Kalemini çok sevmiştim. Aklıma geldikçe yâd eder ne kadar etkilendiğimi söylerim. Ancak abartmak istiyorum Hayvanlaşan İnsan daha da çok hoşuma gitti. 3 yıldır neden kitaplığımda beni beklemiş diye hayıflanmadan edemiyorum. Yazar bizi Fransa’nın farklı bölgelerinde öyle bir dolaştırıyor ki kendinizi bir anda orada buluyorsunuz. Ya da o nefreti, öfkeyi ya da isteği o kadar gerçekçi anlatıyor ki ay ay dediğim çok oldu. Zaten kendisi Natüralizm akımının en güçlü temsilcilerinden olduğu için aslında bu duruma çok şaşırmamak lazım.
Kitap Raugon- Macquartlar serisinin 17. Kitabı. Bu serinin tamamı 20 kitap ve bu kitapları sırayla veya benim gibi parça parça da okuyabilirsiniz anlamakta zorluk çekmezsiniz. Kahramanlarımız Severine ve kocası Rounbaund mutlu bir evlilik yaşamaktadır. Aralarında ciddi bir yaş farkı vardır. Bu durum adamda aldatılma endişesini de beraberinde getirmektedir. Birgün yemek sırasında Severine’nin yüzüğü üzerinden Rounbaund karısının ondan bir şeyler sakladığını öğrenir. Çünkü karısı Başkan tarafından evlatlık alınmış ve küçükken istismara uğramıştır. İstismar yıllarca devam etmiş hatta kadın evlense bile kurtulamamıştır. Gözü dönen koca karısını öldüresiye döver ve bir plan ile başkan ortadan kaldırılır. Severine ve kocası bu olaydan dolayı açık vermek istemezler kocası kumar bağımlısı olur, kendi de genç bir makinist ile aşk yaşamaya başlar. Ayrıca kadının yasak aşk yaşadığı Jacques hastalıklı bir ruh hâli içindedir. Küçüklüğünden beri kadınları öldürme gibi bir his ile yaşamakta ve bu nedenle de onlardan uzak durmaktadır. Severine O’na iyi gelmektedir diye düşünür. Kitap boyunca ne olaylar yaşanır ne olaylar. Hiç vites düşürmek yok hep daha fazla entrika, daha fazla olay var. Yasak aşk, menfaatler uğruna yasaların çiğnenmesi ve suçluların kayırılması, kadına şiddet ve istismar, para uğruna yapılanlar daha neler neler.
Bu kitapta Buddenbrooklar’da da gördüğüm bir durum vardı. Buddenbrooklar’da ev ve diş üzerinden zenginlikleri veya sağlık durumları bu metaforlar kullanılarak anlatılıyordu. Burada da Tren ile öyle bir bağ kurulmuş ki sanki trenin iyi olması işlerin düzgün gitmesini, trende zamanla meydana gelen hasarlar ile o düzgün hayatın sekmeye uğraması hatta kötü olayların başlamasının bir parçası olarak görülüyor. Trene evladı gibi bakan bir makinist olan Jacques hikayesinde, trenin iyi ve kötü durumunda olmadığında kendi hayatındaki dalgalanmaya da şahit oluyoruz.
Son olarak kitap akıcı, anlatımı sıkmadan, bol betimlemeli ve karakteriyle rahatça okunuyor.
Kitabı kendim aldım. Yayınevi göründüğü için #reklamdeğildir.