Günümüz dünyasının ütopik yansıması
10/10
·426 syf.··
2025 2. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2025 23:42
Kitabın incelemesini daha okurken kafamda yazmaya başlamıştım. Hatta notlar aldım küçük küçük. Ve hatta bu notları da kitabın yazarı, pek sevgili Adil Öztürk ile paylaştım. Kitabı ilk çıktığı zaman, üçleme set olarak satın alıp gelecekte bir gün okunmak üzere kitaplığıma koymuştum. Okumak bu güne kaldı malesef. O ara başka bir seri ile boğuşuyordum (ki hala bitmiş değil). Dedim hadi okuyayım da aradan çıkartayım. Sevgili Adil Öztürk e de söz vermiştim taa o zaman -okuyunca sert eleştiriler yapacağım- diye. Hadi bakalım o zaman, başlıyoruz; Üçleme serinin henüz ilk kitabını okudum ve hali hazırda söyleyebilirim ki, ikinci kitaba başlamak için elim kitaplığa doğru kayıyor. Beklediğimden daha leziz bir kitap. Çok farklı bir fantastik kurgu. Daha doğrusu, solarpunk tarzı fantastik kurgu. Şöyle açıklayayım; fantastik varlıklar, buhar ve duman çıkartan, çarklarını döndüren yapıların üzerinden uçuyor; güneş enerjisiyle çalışan bir şehirde, ilkel desen değil, gelişmiş desen o da değil, acayip bir diyarda kahveciye oturup sosyalleşirken, bir anda maceraya atılabiliyor, yanınızda barutlu silah patlarken görünmezlik büyüsü sayesinde ortalığı karıştırabiliyor, 'yazarın nasıl aklına geldi bilemiyorum' yüzen bir kaplumbağanın üzerindeki bir şehirde, aşk yaşayabiliyor, aşık olabiliyor, ertesi sabah ejderhamsı varlıklarla savaşıp bambaşka maceralara yelken açabiliyorsunuz. Tabi ki bunları siz degil, kitaptaki karakterler yapıyor. Fakat; bu karakterler öyle bizden ki, öyle bir günümüz dünyasından ki, kitapta, yazarın muhtemelen kitabı yazdığı dönem itibari ile, o kadar çok gündeme dair esinlenmeler, göndermeler, benzerlikler var. Yaşadığımız toplum, sosyal ve siyasal ilişkiler, coğrafya; pek çok şey. Bunu yazarla paylaştığım zaman, gülümseyerek "evet bu kitap biraz da günümüz dünyası ve kapitalizm eleştirisi" diye yorumuma katıldı. Hani biraz daha zorlasak, günümüz toplumsal olaylarından benzerlikler, siyasi/sosyal hicivler, yok yok. Hatta yazar, kitabı yazarken kendi yaşadığı gün ve anları bile dahil etmiş desem abartmamış olurum. Bir de yazar kitabı yazarken bir ara "Aylaklık hakkını kullanmış" sanırım :D Bilemedim, yazardan bu konuda yorum bekliyorum :) Yine kitapta bahsi geçen şehir ve yerleşim yerleri acayip bir sistematik yapıda. Hani şimdi spoiler vermeyeyim, ahlak, adalet, hukuk, ekonomi, sosyal yapı, beşeri ilişkiler; garip. Bir şehirde idam günlük rutinken, başka bir şehirde insanlar birbirine fiziksel temas etmeyecek, kötü söz söyleme korkusu ve hatta karşındaki insanı kırmamak adına aşırı hassas ve nazik. Bir şehirde dikiş iğnesine nasıl iplik geçirilecek, bu iğne ve iplikle ilgili akademik çalışmalar yapılmış, kitaplar yazılmış, kurallar konulmuş hatta ve hatta, bu durumla ilgili şiirler, şarkılar bestelenmiş, sanat icra edilmişken, başka bir şehirde açlık ve sefalet içerisinde belki o gün boğazınızdan bir lokma geçmeden uykuya dalma ve sabah aynı rutine uyanma şansınız var. Hadi tamam, son paragrafı biraz abarttım ama gerçekten, kitapta acayip ütopik bir dünya (öhm pardon cihan) var. Şöyle söyleyeyim, idamlar bile mistik. Kitapta 'neredeyse' hiç savaş yok. Bir kaç itiş kakış desek, eh anca. Ama dedik ya bu yazarın hayalindeki ideal dünya (öhmm öhhmm cihan, tamam tamam cihan :D) Kitap leziz ancak; Tabi ki her damak zevkine hitap etmeyebilir. Kitaptaki politik bir çok konuya, ben gerçek dünyamızda katılmasam da, yazarın "keşke günümüz dünyasında, dünyamız böyle olsa, keşke sosyal ilişkiler böyle yaşansa ve yaşadığımız yeryüzü bu kadar güzel olsa" temalı ütopyasını okuyoruz. Okuyucular icin beğenmedim demek kolaycılığa kaçmak olur. Yazar böyle uygun görmüş diyelim :) Kitaptaki en sevdiğim kısım karakter isimleri ve kurdukları sosyal ilişkiler. İsimler çok acayip, ilişkiler daha bir acayip :D ilk okurken 'bu kimdi ya?' diyip, ilerleyen sayfalarda 'heh geldi bal bademim (kalpli göz)' oluyorsunuz. Söylemeden geçmeyeyim, kitap açılıştan 200 lü sayfalara kadar evren tanıtımı (e haliyle ilk kitap olduğu için) yapiyor. Olaylar 200 den sonra kopmaya başlıyor. Toparlamak gerekirse, fantastik kurgu okumayı seviyor, farklı (hatta çok çok farklı) evrenler ilginizi çekiyor, açık fikirli bir okuyucuysanız, ön yargılarınız yoksa ve okuyup bitirdikten sonra "hani arkadaş, nerde bu ejderhalar, goblinler?" diye sormayacaksanız kaçırmamanız gereken bir kitap ve hatta seri. Kapağı kaldırırken şöyle güzel bir bordo rengi şarap açın, fantastik ambians müzikleri eşliğinde, çiçek gibi çiçek. İkinci kitapta ben öyle yapacağım :) Hea birde unutmadan acaba yazar kitaptaki hangi karakterle kendini özdeşleştirmiş çok merak ettim :p
Aylaklar Arsızlar AşıklarAdil Öztürk · Kent Kitap Yayınları · 021 okunma
··1 alıntı·
848 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok merak ettim bu seriyi. En kısa zamanda okuyacağım. Güzel bir inceleme olmuş. 👏
Ayrıntılı ve güzel incelemeniz için çok teşekkür ederim 🙏