"Sen beni daha duyarlı bir insan hâline getirdin, benim bir yanımı sana dönüştürdün; sevgi bunu yapabilir. Biz seninle aynı genleri paylaştık. Biz aynı şarkının iki farklı yorumuyduk, aynı madalyonun iki yüzüydük..."
Şu paragraftan tahmin edileceği gibi, kitapta duyulan özlem aynı kandan birine. Aynı kana sahip olmak hep bu hissi vermez. Hatta halk arasında darb-ı mesel olmuş sözler var bu konuda. Akrabanın ne akrepliği kalmıştır ne bilmem nesi. Neyse ne.
Ben bu konuda ne yaralı hissediyorum ne de öyle sırtımdan bıçaklanmış. Kimseye anlam yüklemiyorum ki şok geçireyim. Herkes her şeyi yapabilir. Benim kanımdan olması benim için bir şey değiştirmez.
Kitabın ana karakteri bir abla. Kardeşi vefat ettikten sonra onunla ilgili yas sürecini ve duygu durumunu anlatıyor. Önemli olan kısmı bu gibi görünse de bence değil. Çünkü evet acı bir şekilde olacak hayatımızda ama önemli olan onu başkalarında da görebilmek. Bir tek ben acı çekiyorum diye düşünmek tüm o acıya rağmen çok bencilce geliyor bana. Bu şunun gibidir. Her söylediğin doğru olsun ama hak benim söylediğimdir deme. Herkesin acısı kendisi için tek, hak. Bunu anlayabildiğimiz zaman bir şeyler normalleşiyor.
Şimdi.
Ben bu kitabı okurken ve hâlâ. Babam çok hasta. Onun o hasta sesi bana her derdimi unutturuyor. Hele burada olsan şöyle böyle yapardın demesi mahvediyor beni. Kitap hakikaten ağır geldi. Çünkü benim kendi kanımdan canımdan ve kendimden ilerde tuttuğum tek canlı babam. Biliyorum herkes bırakıp gider. Gitti. Gidecek. Ama onun bırakıp gitmesi ya da onu bırakmak o kadar basit değil. Ona sevgimi yeterince gösteremiyorum. Nedense benden ne kadar az duygu görürse o kadar mutlu kalır gibi hissediyorum. Ama bu kitabı okurken şunu iliklerimde hissettim; şimdi ölsem gitsem babam bir daha babam gibi olmaz. Gider. Canından can gider. Mesela annemin böyle etinden kanından gider gibi ama düzelir eninde sonunda. Ama babamın canından ruhundan gideceği için bir daha düzelmez. Nereden biliyorum bunu. Biliyorum çünkü kitabı okurken hep aynı şeyi düşündüm. Evet hayatta bir sürü şey yaşadım ama hiçbiri babamın yokluğu kadar yaralamaz beni. Onlar belki cerahatli yaralar. Ama babam gitse şu kadarını bile beceremem. Ooo ne babalar gitti değil mi? Evet. Hz Fâtıma'nın erken ölümünü getirdi mesela... Babasını peygamber olduğu için mi öyle seviyordu? Öyle bir şey.
Ben babamı hak ettiği gibi sevdiğimi de düşünmüyorum üstelik.
...
O benim "ilk aşkım olmuş, hayata bakışım olmuş, gözlerimde neşem ve en önemlisi de eğilmeyen başım" olmuş. Bunlar bir arada müthiş parametreler. Onun için dünyayı karşıma alırım. Onun için yapamayacağım hiçbir şey vallahi yok. Ömrümde varlığından bir an pişmanlık hissetmedim ki. Herkesin babası hakkında fikirlerini okudum, dinledim bir şekilde. Ama anlatmak istemedim. Benim babam. Kardeşlerimle bile eşit şartlarda yaşamıyoruz ki onu. Bazen bana bakıp bakıp dalar. Ben de derim senin gibisi yok ki benim suçum değil. Güleriz.
Ama orada kalmaz. O da bilir ben de. Gerçekten yok. İnsan gibi insan. Bunu bilmeyene anlatamam.
Geçen gün Ferdi Tayfur vefat edince bana İbrahim Tatlıses ölünce şöyle azıcık da mı üzülmezsin, babam dinlerdi filan diye dedi. Çünkü sevmediğimi bilir, aslında sesi ile bir problemim yok ama artık televizyon magazin ne ise, duruşunu hoş bulmuyorum. Ama sen seviyorsun ya. Dinlerken sen koktuğu için dinlerim. Yoksa Ferdi Tayfur'un da aynı şekilde tasvip edilmez bir sürü hali vardır. İlgilenmiyorum. Ben de babama yuvarlak bir cevap o zaman bakarız birlikte dedim. Ki ben Ferdi Tayfur'a da en fazla Allah rahmet eylesin dedim. Bana ne elin adamından. Sesi müthiş benim için, orada duruyor, dinliyorum hep. Hakikaten sesini candan seviyorum. Yani alnıma yazıp gezmiyorum belki ama onun dışında hadi şu müziği açayım dinleyim demem. Yine de artık zaman değişti maalesef dinlediğimiz seslerin biraz özel hayatını da duyuyoruz, bu sıkıntı bence. Lütfen beni televizyonda görmeyince unutmayın demişti, senin sesin zaten unutulacak bir ses değil. Net. Ama. İnsanlar bazı şeyleri karıştırmış, hayretle izledim. Elhamdülillah o kadar aklımı kaybetmedim, gerçeği ayırt edebiliyorum şimdilik. Cenazeyi konser alanına çevirmek vefa zannediyorlar, Allah akıl fikir versin. Ya da ben yine çok çok farklı düşünüyorum. Neyse. Mevzu babamın benim sevdiklerimi sevmesi ki asla öyle bir zorunluluğu olamaz, öyle bir beklentim yok, sevdiklerini de bir parça sevmemi beklemesi. Sesini benzeterek filan söylemeye çalışıyor ama şarkıları tam bilmiyor ki çünkü onun olayı o değil diğeri. Hep öyleydi bizim evde. Yani bizim evde herkes ibocudur. Bana ihtiyacı yok ki hiç. Öyle şeylerden bana bağlamaya çalışır ki bazen bu kadar sevdgiyi hak etmediğimi düşünüyorum. Vallahi böyle hissediyorum. Sonuçta biz 6 kardeşiz. Yine bakar bakar . Keşke Vehbi Koç'un kızı olsaydım diyor musun diye. Ya da ben Cüneyt Arkın'a yakışıklı deyince de sorar. Ben para ile ve güzellikle satın alınamayacak bir kalple yetişmişim. Bunu o da iyi biliyor ama duymak istiyor. Nadir de olsa cevabını veririm: Hayatta yaptığım , seçtiğim her şeyi kesinlikle bir daha düşünürdüm; senin babalığın hariç. Kendimi bile , karakterimi, aklımı, fikrimi, fiziğimi bile belki düşünürüm. Ama seni değil. Sen tam bana göresin. Benim içinsin. Allah'ım benden belki çok şey aldı ya da vermedi, vermeyecek; hikmetinden asla şüphe etmiyorum. Ama seni vermiş ya. Telafi üstü telafi; şans değil lütufsun dediğim. Ben gerçekten bir kurtarıcı beklemiyorsam bugün hayatta, sebebi sensin. Evet yani herkesin seni suçladığı gibi ben eğer kimseyi beğenmiyor(!) ve razı olmuyorsam sebebi senin güzelliğin, iyiliğin, merhametin, dostluğun. Ya. Sen seninle gelemediğim gezmelerde daha önce birlikte kahve içtiğimiz kafeye gidip gittiiğimiz yerlere ben yine gidiyorum demiş bir babasın. Çok basit gibi gelebilecek ama çok çok kıymetli bir şey . Ben İspanyada senden ayrı bir bayram geçirdim. Arayıp zaten bayram gibi değil ki dedin. Ben bir şey anlamadım dedin. Ben o an karar verdim kesinlikle ben yurt dışında yaşayamam diye. İyi ya da kötü. Bazen düşünüyorum ben nasıl bu seren oldum diye. Küçükken inancı sorgulayan abuk biriydim. Gerçekten. Ben Harry Potter okurken dualar ederdin bir gün seni dini bir kitap okurken görür müyüm diye. Al sana dini kitap okumak. Şimdi de arkamdan seren artık benim hiçbir dediğime inanamaz diyormuşsun. de :) Bir gün bana sen benim hayal ettiğim çocuktun dedin. Sence ben hiç bir iltifata kanar mıyım artık ? Benim seninle gözüm hiçbir şeyde kalmadı ki. Gerçekten. Kimin kimle ne yaşadığı umrumda değil. Ben seninle evlat olmayı iliklerimde yaşadım elhamdülillah. Senin kanından olduğum için gurur duyuyorum.
Bir gün bile benim başımı eğmediğin için sana canımı versem az gelir. Bense sadece durduğum yerde durabildim şimdiye kadar. Elimden sadece seni sevmek geliyor babacığım. Ama seviyorum. Öyle böyle değil. Çok sevmenin hep bir imtihanı olur. Sen benim mutsuzluğumla imtihan oluyorsun ben seni mutlu edememekle. Ne diyeyim. Elimden gelmiyor. Vallahi gelmiyor. Gelse senin için bütün ruhu canımı feda ederim.
Kitaptaki ablanın kardeşi için yapamadığı şeyleri, o gittikten sonra düşünmesi nasıl canımı yaktı bir ben bilirim bir Allah. Bazen giden gider kalan kalakalır. Zor zor, gerçekten zor.
youtube.com/watch?v=HU18H5W...