Selamm…Bugün sizlere @yanpasajyayinevi ‘den çıkan yepyeni bir kitapla geldim.Okurken beni çok etkileyen bir kitap oldu.Özellikle hayatınızda değer verdiğiniz kayıplarınız varsa eminim kitap sizleri de etkileyecektir. Hem Paula’nın hemde Helmut’un yaşadıkları kayıpların acıları çok güzel işlenmişti.Onlar hikayelerini anlatırken kendime de önemli çıkarımlar yaptım tabiki.Biraz kişisel gelişim tarzında işlenen bu romanı okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.
#konusu
Paula,Zeolaoji ve biyoloji alanlarında eğitim almış hem yüksek lisans yapan hem de işini severek yapan bir kadındır.Fakat eğitimi için ailesinden uzakta yaşamaktadır.Bu da hayatta en sevdiği kişiye kardeşine de uzak kalması demek olsa da onların arasında muhteşem bir bağ vardır.Taki Paula o korkunç haberi alana kadar.İşi gereği gidemediği aile tatilinde küçük kardeşi Tim çok sevdiği denizde boğularak hayatını kaybeder.En kıymetlisini kaybetmek Paula’yı derin bir yasa boğar ve tüm dünya ile bağlantısını keser.Ama hayata geri dönmesi de gerekmektedir.Bunun içinde destek almaya başlar.Kardeşini kaybettiği günden beri mezarına hiç gitmeyen Paula’ya,doktoru kardeşinin mezarına gitmesini tavsiye eder.Tabi ki Paula da doktorunu dinler.Ama Paula kardeşini akşam ziyaret etmeye karar verir.Sebebi ise o saatte mezarda kimsenin olmayacağını düşünmesidir.Ama Paula yanılır.Çünkü mezarlıkta başkasında vardır.
Helmut çok sevdiği karısını kaybetmenin yasını yaşarken bir taraftanda karısına verdiği sözü yerine getirmenin planlarını yapmaktadır.Sağlığında son kez gidemedikleri dağlara gidip karısının küllerini savurması gerekmektedir.Bunun içinde gece vakti karısının mezarını kazıp küllerini almalıdır.Helmut da tam olarak bunu yapacaktır.Fakat mezarlıkta yalnız değildir.Onun gibi sevdiğinin yasını tutmaya gelen Paula ile
Mariana ÇukuruJasmin Schreiber · Yan Pasaj Yayınevi · 2024679 okunma
Yakın zamanda bitirmiş olmama rağmen aklımda kalan ayrıntı sayısının oldukça az olduğu bir kitap.Kitap akıcı mı akıcı;o konuda bir şey diyemem,merak ettirte ettirte okutuyor.Bu iki çatlağa ne olacak dedirtiyor.Ama gel gör ki bana göre kattığı anlamlı iz az.Olumlu yorumlara istinaden şans vermiştim lakin sıradan insan kitabı işte.Varsa okuyun;yok ise parayı başka can alıcı rakiplere hibe etmek daha manidar olur benim kanaatimce.
Mariana ÇukuruJasmin Schreiber · Yan Pasaj Yayınevi · 2024679 okunma
Yaşamda sevdiğimiz insanların kaybından sonra devam etmekte bazen zorlanıyoruz. Böyle bir durumda her insanın kendince mücadele etme yöntemleri olsa da, gerçekte kaybın yarattığı boşluğu kapatmak için çok büyük bir yara bandına ihtiyaç duyuyoruz. Tıpkı Paula gibi...
O da çok sevdiği kardeşi Tim'i kaybettikten sonra devam etmekte oldukça zorlanıyordu. Üstelik Tim o çok sevdiği denizde göçüp gitmişti. İnsanı bazen en sevdiği alır demek ki. Bundan sonrası Paula için oldukça zordu.
Siz yas tutarken dünya dönmeye devam ediyor her zaman. Toplu iğne ucu kadar yer kapladığımız bu yeryüzünde bazen dünya başımıza yıkılıyor. Ama bu, dünyanın ne kadar umurunda bilinmez. Sizler ne kadar kendi içinize çekilirseniz çekilin dışarıda akan kocaman bir hayat var ve sizi beklemiyor. Ama size düşman da değil. O yüzden ayağa kalkıp bir an önce kaldığımız yerden devam etmeliyiz.
Terapistinin de önerisiyle cenazeden beri gitmediği, kardeşinin mezarına gitmeye karar veriyor Paula. Bundan sonrası ise bambaşka bir güzergahta ilerliyor. Çünkü orada yaşlı bir adamla tanışıyor. İsmi Helmut... Onun ise mezarlıkta bulunma nedeni bambaşka.
Bundan sonrası yolculuktan öte, yola dönüşme hikayesi...
Özellikle sonu ile beni çok etkileyen kitaplar arasında yerini aldı. Hepimizin yaşam yolu birbirinden çok farklı. Sevdikleri ve onları yüklediği anlam da. Dolayısıyla her birinin kaybındaki mücadele etme şeklimiz de birbirinden farklı. Kimi için devam etmek zor oluyor, kimi ise devam etmenin bir yolunu buluyor. Ama her durumda biz kendimizi nasıl hissedersek hissedelim dünya dönmeye devam ediyor.
Mariana ÇukuruJasmin Schreiber · Yan Pasaj Yayınevi · 2024679 okunma
Mariana Çukuru, okyanusun en derin noktası değil;
insanın kendi içine düştüğü en karanlık yer.
Bir kaybın ardından sessizleşen bir ruhun, acıyla baş etme çabasını anlatıyor.
Yas, suçluluk, yalnızlık... ama en çok da iyileşmenin sessiz hâlini.
Büyük dramatik anlardan çok, insanın içinden geçen küçük ama ağır duygular var bu hikâyede.
Bu kitap "her şey geçer" demiyor.
Ama acıyla yaşamayı, onunla nefes almayı ogrenmenin mumkun olduğunu fısıldıyor.
Yavaş, kırılgan ve çok gerçek.
Bitirdiğinde içinde hafif bir ağırlık kalıyor; ama garip bir şekilde yalnız olmadığını da hissediyorsun.
“Ölüm” ve “yas” kelimeleri, insanın içini ısıtan bir kitapla yan yana gelince kulağa oldukça zıt geliyor değil mi?
Ama Mariana Çukuru tam da bunu yapan bir kitap…
“Acının olayı şu: Acı sadece gücü tanır; acıya neyin sebep olduğunun bir önemi yoktur.”
Paula bir bilim insanıdır. Kardeşi Tim’in ölümünden sonra hayatı durmuştur. Aralarındaki yaş farkı fazladır, karakterleri de oldukça zıttır ama hiçbir şey onların yakınlığını bozamamıştır. Tim ölene dek.
Hiçbir ölüm, hiçbir yas kolay değildir. Ama Paula’nın yası “normalden uzun” sürmüştür. Kalbinin tam ortasında kardeşine ait yerde kocaman bir boşluk açılmıştır.
Orada artık yalnızca hiçlik vardır.
Paula’nın hayatı da bundan ibarettir. Yas.
Ta ki, cenazeden beri gitmediği mezarlığa bir gece yarısı tekrar gidene kadar.
Çünkü birinin külleri aniden üzerinize dökülseydi muhtemelen sizin de hayatınız biraz değişirdi…
Gece yarısı mezarlığa izinsiz giren iki insanın tuhaf hikayesi burada başlar. Paula ve yaşlı Helmut.
Bu garip tanışmanın ardından Helmut’un yerine getirmesi gereken bir söz için bu ikili bir karavan yolculuğuna çıkar.
Biri genç, biri yaşlı ikisi de kayıp vermiştir.
İkisinin de acısı farklı, yasın evreleri farklıdır.
Birbirlerine iyi mi gelecekler yoksa yaralarını daha da mı derinleştirecekler? Buna yol boyunca tanık oluruz.
Mutluluk da mutsuzluk da kişiye özeldir.
Yas da öyle.
Ağlamak, ağlamamak, uzun sürmesi ya da kısa sürmesi, hatta bazen hiçbir şey hissedememek…
Bunların hiçbiri “doğru” ya da “yanlış” değildir.
Kimse kimsenin acısına ölçü biçmemeli çünkü herkes kendi zamanını yaşar.
Mariana ÇukuruJasmin Schreiber · Yan Pasaj Yayınevi · 2024679 okunma
Merhaba…Bugün sizlere muhteşem bir kitapla geldim.Bu kitap öyle güzel yazılmış ki,öyle güzel yüreğe dokunuyor ki, “iyi ki okudum” ve “mutlaka okuyun” diye tavsiye vereceğiniz kitaplar arasında yer alacaktır eminim.Şimdi gelelim çok detaya girmeden konusuna:
Paula üniversiteden yeni mezun olmuş bir biyologtur.Doğayı bitkileri canlıları çok sever.Özellikle küçük kardeşi Tim onun doğaya ve canlılara bakışını daha da farklılaştırır.Paula gittiği bir konser de aldığı bir haberle bütün dünyası başına yıkılır.Derin bir yaz sürecine girer.Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen yüreğindeki eksiklik bir türlü doldurulamaz.Yine böyle bir günde gittiği mezarlikta tesadüf eseri yaşlı bir ihtiyar karşılaşır.İhtiyar bir mezarı kazmış ve içindeki kül kavonozunu çalıyordur.Polise yakalanmamak için kaçarlarken,kendini bu yaşlı ihtiyarla bir karavan yolculuğunda bulur.İhtiyar Helmut Alplerde ki kasabasına gidip eşinin küllerini dökmek istemektedir.Bu yolculukta hayatın farklı yönlerini görmeyi başaran Paula,Helmut üzerinden kendi yas sürecini de sorgular.Zira hayat ölümle sonlanana kadar yaşanmaya değerdir.
Ben bu kitaba bayıldım.Paula’nın acısı öylesine derindir ki bunu Mariana Çukuru metaforu üzerinden bize aktarıyor yazar.Helmut’la konuştuğu,gerçeklerle yüzleştiği,hayatı öğrendiği her aşamada,kalbindeki Mariana çukurundan yüzeye doğru yükseliyor,daha çok hafifliyor.Aslında yaşayanların ölenlerin mirasçısı olduğunu ve onların hayatlarının kendileri üzerinden devam ettiğini bize anlatıyor.Yüreğinizde sevdiklerinize dair aşamadığınız ölüm,yas gibi düşünceler varsa,karamsarlık içinde yaşıyorsanız,bu kitap size eminim çok iyi gelecekÇünkü sizin gibi hisseden birilerinin olup bu duyguları kaleme dökmesi sizi içinizdeki yalnızlığınızdan uzaklaştıracak ve kendi Mariana Çukuru’nuzdan yüzeye
Mariana ÇukuruJasmin Schreiber · Yan Pasaj Yayınevi · 2024679 okunma
Yas konusunu son derece duyarlılık ve gerçeklikle anlatan bir kitap. Kardeşini kaybeden ve hayata küsen genç bir kızla, eşini kaybeden kanser hastası yaşlı bir adamın tanışmaları, yol arkadaşlıkları ve dostluklarını anlatıyor. Bu karşılaşma ile genç kızın kaybıyla yüzleşmesi ve iyileşmesi, adamın son amacını gerçekleştirmesi ve birbirlerinin yaralarını sarmaları çok naif ve güzel bir dille anlatılmış. Okurken gözyaşları içinde kalsanızda kalbinizi ısıtıyor, ölüm ve kayıplara bakış açınızı geliştiriyor.
Mariana ÇukuruJasmin Schreiber · Yan Pasaj Yayınevi · 2024679 okunma
MARİANA ÇUKURU
Herkese Merhabalar...
Sizlere tek geçeceğim ve gelir gelmez asla bekletmediğim yayinevi @yanpasajyayinevi in son kitabı ile geldim.
Kapağa bile bakınca nasıl da içine çekiyor değil mi?
Paula'nin hikayesine hazır mısınız?
Paula zooloji ve biyolojiyi bir arada okuyup doktora programına da kabul edilen genç bir kadındır.
Üniversite için şehir dışında olduğu zaman gelen bir telefon ile hayatı değişir.
Kendini orada olmadığı için de suçlu görür.
Çünkü çok sevdiği kardeşi Tim'i kaybetmiştir.
Üstelik Tim'in sonu o çok sevdiği ve aşık olduğu denizden olmuştur.
Paula o günden sonra kendisini yaşamaya layık görmemeye başlar ölümü düşündüğü zamanlarda olur.
Psikolojik destek alır ve psikiyatristinin de yönlendirmesiyle ile kardeşine ait o hiç gitmediği mezarlığa gitmeye karar verir.
Mezarlık da yaşlı Helmut ile karşılaşır.
Verdiği sözü tutmak isteyen Helmut'un hikayesinden çok etkilenir ve onunla birlikte Alp Dağlarına karavan ile yapılan bir yolculukta bulur kendini...
Paula ,Helmut'un hayatını dinlerken bir yandan da kendi hayatı ve geçmişi(kardeşi) ile yaşadıkları ile de yüzleşir.
Peki Paula bu yolculuk sırasında neler öğrenecek hayattan beklentisi ne olacak derseniz zaten bunu öğrenmek kitabı okumaktan geçiyor derim ve kitap sizi bekliyor diye de eklerim.
Biz insanlar,tabiri caizse,birbirinden farklı patlama zamanları ve patlama nedenleri olan ,sonsuz sayıda saatli bombayız ama bombaların hepsi önünde sonunda patlayacak
Mariana ÇukuruJasmin Schreiber · Yan Pasaj Yayınevi · 2024679 okunma
Öncelikle bu kitaba başlarken bir inceleme yazacak kadar beğeneceğimi düşünmemiştim. 
İnsanlar doğar büyür ve ölür. Bu hayatın doğal bir akışıdır. Fakat ölüm kavramına ne kadar aşina olursak olalım hayatımızda sevdiğimiz birini kaybetmenin acısı her zaman başkadır. İşte o zaman ölümün ne kadar sarsıcı bir olgu olduğunu kavrayabiliriz.
Hayatta varlığımızı ne kadar uzun süre sürdürürsek sevdiklerimizin kayıpları da o denli çoğalır.
Ölüm illa yaşlanınca gelen bir olay da değildir. Bunu genç yaşımızda da yaşayabiliyoruz. Yazarın kardeşini daha çocuk yaşta kaybetmesi gibi.
Kitapta Paula yüksek lisansını bitirmiş ve küçük kardeşinin ölüm haberini alan bunu kabullenememesi ve depresyona girmesi üzere tanıştığı yaşlı adam Helmut ile çıktığı yolculukta yaşadığı olaylar silsilesini ve ölümün nasıl doğal bir olay olduğunu anlamasının yolculuğu diyebiliriz bu güzel esere.
Kitabın etkileyici olmasının nedeni bence gayet hayatın içinden basit bir olayın insan hisleri üzerinden yalın ve anlaşılır olarak anlatılması ve onunla empati kurabilmemizi sağlamasına bağlıyorum. Yas psikolojisinin anlatımı gayet başarılı. 
Dingin bir kafa ile okunacak ve hayata kayıplara bakışımızı yumuşatacak bir kitap.
Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar :)
Ölmek neydi?
Ölüm, en sevdiğini alınca bir daha eskisi gibi olabilir mi insan ?
Ve ölenlerin gidip kalan herşeyi bize bırakması fazla bencilce değil mi ?
Mariana ÇukuruJasmin Schreiber · Yan Pasaj Yayınevi · 2024679 okunma