üç ɪşıᴋ
Hani eskilerden anlatılan masalların bir tadı vardı. Dinlerken sizleri diyar diyar dolaştırıp at üstünde cayır cimen gezdiren. Rüzgarı saçında, suyu avucunda hissettiren. Gece olunca yani başında cırcır öten ateş böceğine gözlerini diktiren türden. Bir ateş yakilsada etrafında toplanıp herkes bir heyecanla dinlese bu gecenin heybesinden bizim adımıza düşen hikayeyi dedirtecek bir hikaye ile geldim .
Kay nenemizin ateş etrafında toplanan ahaliye , yakinnzamanda bir dostunun kendisine verdiği kitaptan bir hikaye okumasiyla başlıyor aslında destansı gezimiz.
Ölmüş bir baskumandanin yerine acilen yenisi seçilir. Ve göreve gelen Ediz baskumandan himayesindeki hainleri bulmak ve casuslarin kimliğini ortaya çıkarmak. Güvendiği muhafi, Hatisa'yi olayların en can alıcı imparatorunun yanina konuşlandirir. Köle bir halkın arasına karışmak hiç te öyle düşündüğünüz gibi kolay değil. Gerek misyonu gerek dış görünüşü ile dikkat çekince de, imparator eliyle Altın Dağlara gönderilir. Dırım dırım dırım..(gerilim müziği var sayin) bizim adamimizin arayıpta bulamadığı şans ayağına gelmiştir. Sizde bundan sonra hikaye nereye evrilir.
Her sey hikayenin ana temasını anlayana kadar ondan sonrası tereyağından kıl.ceker gibi geliyor. Severek okuduğum bir hikaye oldu. Ve @kitap_pinari nasılsın bizimle bu hikayeyi bulusturdugu için teşekkürlerimi sunuyorum..