"Artık birkaç ay önceki O zavallı kız değildi ve bir daha eskisi gibi olamayacaktı. Eline kan bulaşmıştı. Bir belirsizliğin içinde yaşamak zorundaydı. Ancak bu belirsizlik, verdiği kararın ne kadar isabetli olduğunu ona ispatlayan tek şeydi."
Evet, yeni bir yetenekli yazar keşfi! Ve bu keşiften kesinlikle memnun kalan bir ben Yetenek avına çıkmayalım epey oldu sanki1 yıl kadar. Bu işe el attığımdan beri kendime verdiğim sözdü yetenekleri avlamak, popülerliğin dışına çıkmak. Çünkü biliyorsunuz, popücüklerin bir kısmı vasat ya da birbirini ve bir şeyleri taklit edenler.
Hikayeyi okumaya başlayınca bir tanıdıklık hissi yakaladı beni. O epik hava, Kadim Türk tarihinin epik havasıydı. Eminim ama kanıtlayamamsadece tarih sevenler anlar bunu bence. Zaten kitabın ismi, içerikteki fantastik unsurlar Türk mitlerinden. Malum bu kısma biraz hakim sayıldığım için bana göre zorlayıcı değildi. Yalnız hikaye biraz yavaştan başlıyor. tabii nedeni de gelişme kısmından önce giriş kısmını hafızaya yerleştirmek.
Karakter gelişimleri gayet iyiydi. Evet, mit varlıkları seviyorum ama her yazarın o varlıklara kendince yorum katmasını da seviyorum. Yazar da öyle yaptı, hayal gücü gayet iyi. Mest oldum.
Hikaye bir başkomutan seçimiyle başlıyor. Sonra bu komutanın gizemli bir olayı araştırması için Hatisa adlı savaşçısını görevlendirmesiyle devam ediyor. İmparatorun emriyle toplanılan kölelerin, tuhaf bir şekilde kayıplara karışmasını araştırmak üzere Hatisa köle damgası almak zorunda kalıyor.
İmparator neden bu köleleri eğitiyor?
Ve onları nereye gönderiyor?
Altın Dağ'daki gizem ne? Neden oraya gidilmesi yasak?
Daha bir sürü şey var. Hatisa' nın arkadaşları, bunların arasındaki çaşıt, sonra gizemli rüyalar gören Aris...
Daha anlatmam. Gidin alın okuyun. Benden 10 puan aldı. Epope dehşet