yeşillerin üstündeeee bir yeşiiiil vardır.
Puan vermedi·245 syf.··
2025 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2025 09:43
"Yeryüzünde kimi kimsesi olmayan bir adamdım... Bu, benim en büyük kuvvetimdi. Halbuki şimdi bir sürü insana baba oldum. Elim, ayağım bağlandı. Bir köşede ayaklarımı uzatıp rahat rahat ölmeye hakkım yok..." Bir düşüncem var. Sakat belki ama bunu andırıyor. Hep anne babam yaşadığı sürece rahat rahat ölmeye bile hakkım olmadığını düşündüm. Rahat rahat küsmeye, rahat rahat üzülmeye... Yani benim fedakarlığım da bu çeşit. Onları istedikleri manada mutlu edemiyorsam da benim isteidğim ya da istemediğim gibi de mutsuz olamıyorum. Karışık bir iş. Yeşil Gece Reşat Nuri'nin çok sevdiğim bir romanı. Büyük ihtimalle Ortaokul sıralarında okudum ilk. Çünkü lisede daha çok popüler kitaplar okuduk. O da mecburiyettendi. Yani kafa patlatacak kitaplardan ziyade okumak için okumalık. O yüzden benim blokajım sağlamdır ama üstüne bina etme işi sonradan, düzgün tuğla örme işi çok sonrandandır. Klasiklerle ve iyi yazarlarla bağım maziye dayanır kısacası. Reşat Nuri Güntekin de ortaokul sıralarında tanıştığım ve çok sevdiğim bir yazardır işte. Çalıkuşu'nu ilk okuduğumda çarpılmıştım. Budur demiştim. Hem de öyle aşk meşk işlerini görmemiştim bile kitapta. Tamamen Anadolu'yu okumaktı benim için. Yakup Kadri'nin Yaban'ı da öyle, Halide Edip'in çoğu romanı da. Ama Reşat Nuri bence bu ikisinden farklı. Onun gerçekleri nasıl desem biraz daha çıplak elle tuttuğuna ve tarafsızlığına inanıyorum. Nihayetinde Halide Edip kadın olması Yakup Kadri de aşırı olması ile bence ondan ayrılıyor. Neyse bunun değerlendirmesi benim söylediklerimle olmaz zaten , geçiyorum.... ... Herkesin aksine diyeceğim yine, benim okuduğum ilk Reşat Nuri "Bir Kadın Düşmanı"dır. Çalıkuşu, Yaprak Dökümü, Dudaktan Kalbe, Acımak ve diğerleri sonradır. Yeşil Gece; Yeşil Türbe hissi uyandırıyor insanda. Zaten amaç da o. Yeşil Gece romanı, özellikle I. Dünya Savaşı ve sonrasındaki dönemini anlatıyor. Buradaki halkın cahilliğini okudukça bir gecede cahil kalmak geliyor aklıma ve yine tepemden duman yükseliyor..... Neyse. Romanda hafız bir çocuğun hikayesi özellikle dikkatimi çekti. Çocuk dönemin şartlarındaki(sopa-dayak istibdat vs) hıfzetmeyi kaldıramıyor ve ölüyor. Tabiri caiz ise can veriyor. Daha sonra babası bu sefer onun bir küçüğünü hıfzetsin diye yine aynı hocaya teslim etmeye çalışıyor. Annesi tabi koparıyor feryadı. Haklı olarak. Bu sefer bir kesim bir kesimi dinsizlikle suçluyor falan filan. Şimdi, hafız çocuk öyle bir durumda can verdiği için yine bir kesim; Allah cennet kuşu olarak yanına aldı diyor diğer kesimde aklı başında olanlar; evet Allah aldı muhakkak ama ya çocuğun bu zülme dayanamadığını gördüğü için aldıysa vs diyor. BENCE ikinci kesim bu konuda haklıydı. Kur'an'ı hıfzetmek müthiş bir şey. Bunu inkar eden gitsin kafasını örse vursun, kırsın. AMA. Bunun belli bir bünye gerektirdiği de tabii bir kanundur. Bu softaların bana kalırsa Allah katında yatacak yeri yok. Ben artık şalvarlı sarıklı birini görünce iğreniyorum ya. Vallahi billahi. Hele hele çocuklarla ilgili düşünceleri, hareketleri. Hasbinallah ya. Hep söylüyorum. Kişi inandığı dine sahip çıkmazsa birileri sahip çıkıyor kendi abuk subuk fikirleriyle. Kim olursa olsun. O yüzden napıyoruz? Biz sahip çıkıyoruz; kendi mihenge vurduğumuz fikirlerimizle. Ve de bunu yaparken tümevarım değil tümdengelim yapuyoruz. Bunu geçen gün düşündüm. Çünkü bir arkadaşım bu aralar kafayı takmış gibi her sabah yeni bir tez ile çıkıp geliyor. Ama hep sonuçtan itikadi bir şey çıakrmaya çalışıyor. Yani bir sabah peygamber efendimizin evlatlığının eski eşi ile evlenmesini kafaya takıyor öbür sabah hz. Aişe ile evlendiklerindeki yaş mevzuuna. Başka gün iki kızını neden hz Osman'a vermiş vs vs. Bu yöntemi de onun için geliştirdim. Kafamda yani. Ona dedim ki sığ sularda yüzmeyi öğrenmek istiyorsun. Buralarda su yok. Ayrıca da evet dinde her şey mantıklıdır ama önce kabul etmen şartı ile. Herkes her şeyi ispat ile kabul ederse Ebu Cehil'in Ebu Bekir'den ne farkı kalır? Önce o söylemişse doğrudur diyeceksin ki sonra onun evliliklerindeki hikmeti göresin. Ona göre peygamber efendimizin bu evlilikleri nefis üstü nefsani. Ben bu ona çok ağır imtihan olmuştur dediğimde kahkaha attı. Olabilir. BENİM için sorun yok. Çünkü o gidiyorken ben bu meseleleri henüz halletmiş dönüyordum. Ama "İYİLEŞME" kabulle gelir. Bu budur. VE DE sonuç olarak erkeklerin bu tür meselelerde şunu kabul etmesi gerekir ki kadınların ne düşündüğü kesinlikle daha bağlayıcıdır. Hz. Aişe ile olan evliliği için de şöyle bir düşünüyorum ona buna takılmadan ve hatta ayrıntılı bir araştırma yapmadan dahi; hakkında kıskançlıkla ilgili gelen şeylerin yanında yaşının esamesi okunmaz. Bunu da oturduğu yerden erkekler anlayamaz. Ölmüş bir kadını bile kıskanan bir kadın var ortada. Benim babaannem 14 yaşında evlenmiş dedemle. Geçen gün dediki bir daha olsa yine onunla evlenirim. Babaannem düşünceleri sakat bir kadın değildir , bana hep istemediğin biriyle sakın evlenme der. Bu kadar kafası var çok şükür. Yani demem o ki sizin burada duyar kastığınız konu tam öyle olmayabilir. Hz. Zeynep meselesine gelince, bana göre her ne kadar peygamber efendimiz onunla evleneceği ona bildirildiğinde ve nikahının dahi göklerde kıyıldığı söylendiğinde tebessüm etmiş olsa da BANA GÖRE en ağır imtihanlarından biridir bu. Tebessüm edeeck tabi Allah bilir ne dedi başka Cebrail aleyhisselam. Unutmamak gerekir peygamber efendimiz de bir arap ve 40 yaşına kadar , yani kemal yaşına kadar o adetlerle yetişmiş. O adetlere karşı koymak gerçekten çok ağır. Bu Allah birdir demek gibi değildir üstelik. Zeyd'e oğlum diyor o esnada. Hanımını yanında tut demiş kaç defa. Bir coğrafyayı okumadan bunları laf olsunluk yorumlamak sakat iş. Hz. Osman meselesi de aynıdır. Bir kadının eniştesi onun öz abisi değildir. Sevgi başka şey ama bu budur. Kabul edin ya da etmeyin. Milyonlarca kişi bu şekilde evlilikler yapmış, yapıyor ve yapmaya devam edecek. Din sadece Seren için inmedi. Din kapsayıcıdır. Olup olacak her şeyi bir kişide ya da onun yakınlarında örneklemek gerekmiş. Peygamber insandır bu doğru ama kusura bakmayın da diğer erkekler gibi basit bir erkek değildir. Bugün bunu böyle bir eşitlikle sorgulamak abestir. Böyle düşünmek zaten itikadi bir sakatlıktır bana göre. Bu hamur çok su götürür. Kısacası önce bu haktır demek daha sonra peki mantığı ne olabilir diye düşünmek gerekir. Yeşil Gece romanında işte iki tarafın sakatlığı da buradadır. Bri taraf sadece inanıyor ama her darbede sallanıyor. Diğer taraf sadece reddediyor ama tabiri caiz ise bir şey olunca da "Allah muhafaza" diyor. Kitap hakkında bir kitap daha yazılabilir. O derece. Özellikle de ana karakter Şahin hoca hakkında. Kendisi önce dini bir kimlikle karşımıza çıkmasına rağmen sonraları taraf değiştiriyor ya da fikirleri şekilleniyor. O okuyucunun penceresine kalmış. Ana tema şudur: Fakat şahısların ölmesinden ne çıkardı? Fikirler yaşıyordu ya.
Edebiyat
Yeşil GeceReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20164,468 okunma
·
125 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.