8/10
·184 syf.··
2025 5. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2025 14:00
Kitap Fyodor Dostoyevski 'nin ilk eseri. Aslında yaklaşık bir 10-15 sene önce okumuştum. Bu okuduğumda anladım ki kitapla alakalı her şeyi silmişim zihnimden. Tekrardan okumamın sebebi kronolojik sırayla okumak istemem. Aslında çok akıcı bir kitap. Fakat günümüz şartlarında yaşananlar, acı kayıplarımız kitaba odaklanmamı engelledi. Bu yüzden bitirmekte zorlandım. Konuya gelirsek iki karakterin birbirine yazdıkları mektupları okuyoruz. Varvara Aleksiyevna ve Makar Devuşkin çok uzaktan akraba ve aralarında ciddi yaş farkı olan iki birey. Benim anlayamadığım kısım sadece aşıklar mı birbirlerine, baba kız ilişkisi mi, bir taraf seviyor bir taraf sevmiyor mu ya da tamamen çıkar ilişkisi mi? Çünkü hitap şekilleri gayet açık bir şekilde aşk kokuyor. Ama ara sıra erkek karakterimiz kızı gibi sevdiğini filan söylüyor. Mesela kızımız oradan gitmek istiyor. Bu arada pencereleri karşılıklı ama dönemin şartlarından dolayı mektuplaşıyorlar. Yanlış anlaşılmamak adına. Siz gidersiniz ben ne yaparım, ölürüm, perişan olurum diye yalvarıyor Makar karakterimiz. O yüzden bayağı ikilemde kaldım. İnsancıklar kitabını sefaletin, yoksulluğun, açlığın ve ölümün kitabı diye özetleyebiliriz. Duygulanmamak elde değil. İnsanı düşündürmüyor da değil, bir insan bunları yaşamadan nasıl bu kadar iyi bir şekilde dile getirir diye. Ki Fyodor Dostoyevski 'nin hayatına şöyle bir göz atınca anlıyor insan. Ben beğendim herkese de tavsiye ederim. Yorucu bir kitap değil zaten. Alt metni de çok güçlü. İyi okumalar...
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,9bin okunma
·
1.445 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Pınar merhaba. Tarihçi Edward Hallett Carr'ın Dostoyevski biyorafik kitabını okumuştum. Aslında ondan önce Dostoyevski'nin Budala romanını okumuştum, beğenmemiştim: evet okunuşu akıcı ve anlamsal olarak derin bir kitap, ama takıntılı bir şekilde başkahramanını İsa'ya benzetmesini yadırgamıştım. Çünkü yazarın kendi/özel/mahrem sayılabilecek inançlarını roman kahramanına temsil ettirmesi aşırı bir tavır. Bu nedenle, objektifliğinden emin olduğum E. H. Carr'dan tanıyayım bir de bu yazarı diye düşündüm. Gördüm ki neredeyse bütün kitaplarında bu takıntılı durumu varmış.
Pınar Aydın
Gönderi Sahibi
Budala kitabını henüz okumadım. Şimdiye kadar 4-5 kitabını okumuştum. Ama dediğim gibi silmişim zihnimden. Okudukça dediğinize dikkat edeceğim.