Pınar merhaba. Tarihçi Edward Hallett Carr'ın Dostoyevski biyorafik kitabını okumuştum. Aslında ondan önce Dostoyevski'nin Budala romanını okumuştum, beğenmemiştim: evet okunuşu akıcı ve anlamsal olarak derin bir kitap, ama takıntılı bir şekilde başkahramanını İsa'ya benzetmesini yadırgamıştım. Çünkü yazarın kendi/özel/mahrem sayılabilecek inançlarını roman kahramanına temsil ettirmesi aşırı bir tavır. Bu nedenle, objektifliğinden emin olduğum E. H. Carr'dan tanıyayım bir de bu yazarı diye düşündüm. Gördüm ki neredeyse bütün kitaplarında bu takıntılı durumu varmış.