Çok bilinmeyen ve bu nedenle büyük bir kayıp olduğunu düşündüğüm, Türkçeye “Hınç” olarak çevrilmiş olmasına rağmen daha geniş bir anlam içeren orijinal adı #ressentiment olan enfes bir metin ile selamlıyorum sizi.
Max Scheler yaşadığı dönemde Husserl, Heidegger, Martin Buber, Ortega y Gasset, Nicolai Hartmann, Ernst Cassirer, Gadamer ve Alexander Koyré gibi felsefecilerin saygısını kazanmış Avrupa’nın en etkili düşünürlerinden biri.
Eser için, Friedrich Nietzsche’nin üstüne basarak dile getirdiği “ressentiment” kavramı üzerine kapsamlı bir analiz diyebiliriz.
Peki, nedir bu Ressentiment?
Ressentiment, Nietzsche’nin Ecce Homo adlı kitabında geçen bir kavramdır, okuyanlarınız bilir.
Bu kavram hınç gibi bireysel olarak hissedilebilen psikolojik bir durum değil, yönetilmekte olan ve yönlendirilen kitlelerin içine düştüğü psikolojik durumdur.
HınçMax Scheler
Daha basit bir ifadeyle :
Zayıflığından ötürü kendine yapılana karşılık veremeyen ya da kendinde olmayana ulaşamamanın zaafiyetiyle davranan bireylerin hastalıklı bir duygu durumudur.
Bireysel ve toplumsal olarak hiç de yabancı olmadığımız haller.
Aba altından sopa gösterenler, maşa varken elini ateşe sokmayanlar, cin olmadan adam çarpanlar, iyilik kisvesinin altında zehir saçanlar gibi
Ne diyelim: Yetersizlik ve zayıflıktan beslenen bu kötü niyetli #insansılar bizden uzak, Allah’a yakın olsunlar.