Çok özlemişim Dostoyevski okumayı. Sonsuz varoluşsal sancılar çekmeyi, parasızlığı dibine kadar yaşamayı, Rus toplumunu ve eleştirilerini okumayı özlemişim resmen. Şunu fark ettim ki Karamazov Kardeşleri okuduktan sonra hiçbir Dostoyevski kitabında onu okumadan önceki zevki alamıyorum. Benim Dostoyevski zirvem Karamazov Kardeşler
Gelelim Kumarbaz'a. Aleksey İvanoviç iflah olmaz bir kumarbazdır. Kaybettikçe oynayan, kazanacağına dair inancını ve hırsını kaybetmeyen eline geçen beş kuruşla bile rulete koşan bir öğretmendir. Böyle anlatınca kafanızda paraya düşkün ve para harcamak için kumar oynayan biri canlanmasın. Çünkü Aleksey'in amacı para değildir, kumarın ta kendisidir. Zaten parayı da elinde tutmayı pek beceremez, pusuda bekleyen ve ondan faydalanmayı bekleyenlerle paylaşır. Kazandığı parayı hemen hemen çok az kendi için harcar. O parayı değil kazanmayı en önemliside kumarın ta kendisini sevenlerden.
Aleksey kör kütük aşık olduğu, yanlarında çalıştığı generalin üvey kızı Polina için kumarda müthiş bir servet kazanır fakat bu aşkın ve cömertliğin karşılığı pekte beklediği gibi olmaz. Polina sevgi duymak bir yana küçümseyici ve hor gören sözleriyle onu sürekli yaralar kısacası onu bir hiç olarak görür. Bu karşılıksız aşk onu daha da hasta bir adam eder.
Öylesine güzel betimlemiş ve öyle gerçekçi aktarmış ki Dostoyevski kumarı, o masada onun oyununu izleyenlerden biri gibi hissediyorsunuz. Elbette bunda Dostoyevski'nin gerçekte de bir kumar bağımlısı olması ve kumarı iyi biliyor olması etkilidir. Hatta bu kitabı kumar borcuna karşılık yazmış olduğu herkesçe bilinen bir gerçek. Merak ettiğim ve okumayı istediğim bir eserdi.