Sis, Miguel de Unamuno ’nın dönemin klasik anlatı tarzını yıkarak, ‘nivola’ adını verdiği kendi oluşturduğu bir anlatım türü ile yazılmış olan romanıdır.
Eserin kahramanı Augusto Perez, varoluşsal sorgulamalar ile boğuşan bir karakter olarak karşımıza çıkar. Hayat ve onun içindeki duygulara, düşüncelere dair kendiyle bitmeyen bir savaş içerisindedir. Romanın hikayesi, Augusto’nun gerçekten aşık olup olmadığını bilmediği, belki de aşık olduğunu zannettiğini sorguladığı bir aşk çerçevesinde şekillenir. Bu aşk çevresinde şekillenen olaylar, aslında kendi hayatının anlamını ve kimliğini bulmaya çalışmasını gözler önüne serer.
Açıkçası karaktere son derece sinir olarak okuduğum bir kitap oldu. Zira karakterde, kendini bulabilmek adına çıktığı yolda kendini kaybetmenin en mantıksız şekilleri, konuşmaları ve ilişkileri vardı. Belki de romanın en şaşırtıcı bölümü karakter ile yazarın karşı karşıya gelerek, Augusto’nun varlığının üzerine konuşulduğu bölümdü.
Yazar bu bölümde okuyucuları da kitap boyunca hakim olan sorgulama içine çekmeye çalışarak okuyucuların gerçeklik algısı üzerine düşünmesine neden olmuş olabilir. Her ne kadar bu yönlerini görmezden gelmesem de benlik bir kitap olduğunu söyleyemeyeceğim.