Ay Işığı Sokağı
7/10
·74 syf.··
2025 13. kitabı
Kitap 5 tane öyküden oluşuyor. İlk öykü "Ay Işığı Sokağı"dır. Kahramanımız geciken gemi yüzünden Almanya trenine yetişememiş ve Fransa'nın liman kentine inmiştir. Kimseyi tanımamaktadır. Akşama doğru bir kadının şarkı söylediğini duyar. O sese doğru gider. Ses bir barın içinden gelmektedir. Bara girerken karşısına birden barın kenarına sokulmuş bir adam çıkar. Kahramanımız bara girer. İçeride üç tane kadın vardır. Bunlardan ikisi bar çalışanıdır. Kahramanımız bir şarap ister. Dışarıdaki adam da utanarak bara girer. Çalışan olmayan kadın kahramanımıza yaklaşır ve yabancı adamı kıskandırmaya çalışır. Yabancı adam sinirlenip cebindeki içinde para olan cüzdanı kadına atar. Kahramanımız bundan rahatsız olur ve parayı ödeyip bardan ayrılır. İlerlerken bardaki yabancı adam karşısına çıkar. Adam o kadının karısı olduğunu söyler. Adamın pintiliği yüzünden karısı ondan ayrılmıştır. Adam karısını kızdırmak ister ve adama yalvarması için ona para vermez. Bir gün kadın annesi için para ister ve adam yine karısının ona yalvarmasını ister. Diğer gün karısının evde olmadığını görür. Onu her yerde arar. Bulduğu zaman ise karısı artık ondan nefret ediyordur. Adam kahramanımıza yardım etmesini ister. Aksi takdirde kadını öldürmek zorunda kalacağını belirtir. Elinde parlayan bir bıçak vardır. Kahramanımız o gece otele gider ve uyur. Diğer gün akşama kadar o barı bulamaz. Almanya'ya giden tren akşam 9'da kalkacaktır. Son anda o barı bulur. Adam da oradadır. Ancak kahramanımız treni kaçırmasından korkarak oraya gitmeme kararı alır. Yabancı adam da elinde bıçakla bara girer. İlk öykü böyle sonlanır. İkinci öykü "Leporella"dır. Sert bir kadın olan Crescenz, çocukluğundan itibaren ağır işler yapmıştır. Şu an 37 yaşında olan Crescenz pek anlaşamayan bir çiftin evinde hizmetçilik yapmaya başlar. Daha önceki hizmetçiler bu çiftin kavgalarına dayanamamıştır. Crescenz ise etliye sütlüye karışmadan işini yapar. Bir gün devlet nüfus sayımı yapar. Ev sahibi baron Crescenz'e bilgilerini sorar. Crescenz'in doğduğu yeri duyunca baron şaşırır. Şaka dolu sohbetler ederler. Crescenz barona ilgi duymaya başlar. Bir gün baronesin iki aylığına senatoryuma gitmesi gerekir. Bu süreçte Crescenz barona oldukça iyi hizmet eder. Baron da kaçamak yapmaya karar verir ve eve her gün farklı kadınlarla gelir. Eve gelen kadınlardan biri Crescenz'e "Leporella" lakabını takar ve baron da artık Crescenz'i o lakapla çağırır. Baronun mutlu olması Crescenz'in hoşuna gider. Derken bir gün baron Crescenz'e karısının geleceğini söyler. Crescenz şok olur. Barones yine ortalığı karıştırmaya devam eder. Baron bu durumdan bunalır ve 1 haftalığına ava gider. Crescenz ise baronun içinin rahat olmasını söyler. Barona 3. gün eve geri dönmesi mektubu gelir. Barones yatağında ölü bulunmuştur. Gaz kapağı açık kalmış ve barones zehirlenmiştir. Baron oldukça üzülür. Crescenz baronesin ölümüne rağmen normal davranışlar sergiler ve baron ondan soğur. Artık yüz yüze konuşmamak için eve uşak alır ve Crescenz'in yapması gerekenleri uşağa bildirir. Uşak Crescenz'i sevmez, hatta ondan korkar. Bu durumu barona bildirir. Baron da büyük bir hata yapması durumunda Crescenz'i kovmasını söyler. Derken birkaç gün sonra Crescenz baronun odasına girer ve uşağın onu kovduğunu söyler. Baron bu durumu geri alabileceğini belirtir, ancak Crescenz gideceğini belirtir. Ertesi gün Leporella kendini nehirden aşağı atar ve ölür. Üçüncü öykü "Nişan"dır. 1810 yılında Fransa ile İspanya savaşının göbeğinde buluruz kendimizi. Fransa İspanya'ya saldırmaktadır. Fransız birliklerinden bir bölük ormanda dinlenirken İspanyollar baskın yapar. Sadece bölüğün albayı kaçmayı başarır. O da kaçarken bir ağaca kafasını vurur ve bayılır. Uyandığında etrafta kimse yoktur. Bölüğünü aramaya koyulur. Ağaçta asılı cesetler görür. Bunlar albayın askerleridir. Albay oldukça aç ve susuzdur. Ormanda ilerlerken bir İspanyol asker görür. Saklanır, askeri yakalar ve kılıcıyla öldürür. Daha sonra askerin yakınında uyur. Sonraki gün de Fransız birliğine rastlayamaz. Geri döner ve İspanyol askerin kıyafetlerini giymeye karar verir. Kendi kıyafetinden ödül olarak takılan nişanı keser ve cebine koyar. Daha sonra bir köye rastlar. Köylüden yemek ister. Köylü ise onu tersler ve kapıyı suratına kapatır. Köyde yemek aramaya devam eder. 5-6 zeytin ve biraz su bulur ve zeytinleri tek seferde yer. Aradan 1 gün geçer ve albay uyandığında trompet sesi duyar. Bir bölük gelmektedir. Onların Fransız askerleri olduğunu görünce üstlerine doğru sevinçle koşar. Ancak askerler onun İspanyol kıyafetli olduğunu görünce üstüne ateş açarlar. Çoğu asker hiçbir şey olmamış gibi nizami şekilde ilerlerken birkaç asker albayın üstünü arar ve nişanı bulurlar. Cebinde Fransız nişanı olduğunu görünce İspanyol askerin çaldığını düşünüp onu fena halde pataklarlar ve çukura öyle bir fırlatırlar ki albay havada haç şeklini alır. Dördüncü öykü "Leman Gölü Kıyısında Olay"dır. 1918 yılında Leman Gölü kıyısında göle açılmış bir balıkçı gölün ortasında bir şey görür. Tahtanın üzerinde yüzmeye çalışan çıplak bir insandır bu. Onu teknesine alır ve kıyıya götürür. Onu sorguladıklarında bir Rus olduğunu ve Fransa'ya getirildiğini öğrenirler. Rus köylü Rusya'ya nasıl gideceğini sormuş, oradakiler de gölü takip etmesini söylemişlerdir. Böylece İsviçre'deki Leman Gölü'ne gelmiştir. İsviçre polisleri onun şimdilik bir otelde kalmasına karar verirler. Rus köylü ise ne olursa olsun Rusya'ya dönmesi gerektiğini, ailesinin onu merak edeceğini söyler. İsviçre'dekiler kalması gerektiğini, onun sınırdan geçemeyeceğini söylerler. Ertesi gün köylünün cesedini yine aynı balıkçı Leman Gölü'nde bulur. Beşinci ve son öykü "Avare"dir. Liebmann yine derse geç kalmış ve öğretmeni ona dokundurucu sözler söylemiştir. Liebmann bu öğretmen yüzünden sınıfta kalmış ve ikinci kez aynı dersi alıyordur. Yaşıtları üniversiteye giderken o hâlâ lisededir. Liebmann bu durumdan oldukça rahatsızdır. Bir gün öğretmenine dik dik bakar ve öğretmeni de niye dersi dinlemediğini sorar. Liebmann da dersi dinlediğini söyler. Öğretmeni de konuyu anlatmasını ister. Liebmann ise bunu reddeder. Öğretmen de "Öyleyse dersi dinlemedin" der. Liebmann ise dersi tekrar etmek istemediğini, öğretmeninin gevezelik ettiğini söyler. Öğretmeni ise Liebmann'ın üstüne yürür. Liebmann öğretmenini iter ve sınıftan çıkar. Bir hışımla köprüye doğru koşar. Mahvolduğunu düşündüğü yaşamı gözler önüne serilir ve kendini köprüden aşağı bırakır. Ve böylece 5 öykülük kitabımız son bulur. 5 öyküde de intihar ve ölüm olması benim oldukça dikkatimi çekti. Öykülere tam olarak bağlanamasam da karakterlerin yaşantıları ve sonucunda intihar etmeleri veya ölmeleri hayatın anlamsızlığını biraz daha gözler önüne seriyor. Kitaba puanım 10 üzerinden 7.
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202182bin okunma
·
93 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.