8/10
·343 syf.··
Beğendi
·
2018 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2018 01:28
Zülfü Livaneli takip ettiğim bir yazar. Fakat bugüne kadar hiçbir kitabını okumamıştım. Okuma etkinliğimiz vasıtasıyla başladığım kitabın filmini izlememiş olmanın mutluluğuyla okudum kitabı. Kadına yapılan şeyleri pek kaldırabilen bir insan olmadığımdan kitabın başlarında ruhum daraldı, darlandım. Kızdım ve çok üzüldüm. Fakat yazıldığı zamandan bugün hala yaşanan sorunları açık bir dille anlattığı için tebrik ediyorum. Gayet açık bir dille yaşayışımızda ve ülkemizde yaşanan tüm sorunları, din adı altında yapılan tacirliği, namus kavramı adı altında işlenen birçok namussuzluğu çok güzel anlatmış .Yazarı olumsuz eleştiren çok insan var. Tabi ki bu oldukça olağan bir durum. Fakat ben görmekten kaçındığımız, saklandığımız ve üzerine bekçilik yaptığımız sözde konuları açık açık eleştirdiği için kitaba hayran kaldım. Kitabı okurken yaşadığım bir durumu da incelemeye yazmakta sakınca görmüyorum. Kitabı okuduğum sıralarda evimize misafirler geldi. Ev arkadaşlarımın uzaktan akrabası olan bu misafirlerimizden birisi kitabı elinin ucuyla tutup 'bunu kim okuyor' dedi. 'Ben' dedim. O akşam tanıştığımız ve aramızda henüz resmiyet olduğumdan kaynaklı bocalayarak 'yani garip bir adam, okunacak biri değil, değişik fikre sahip bu ülkede gereksiz' şeklinde bir yorum yaptı. Ev arkadaşlarım konuya atlayarak. 'Zaten bu da garip, değişik bir arkadaş takma' dediler. (Çevremde biraz değişik olarak adlandırıldığım durumlar vardır.) 'Değişiklikten değil, her yazarı okuyabilirim, beğendiysem her şarkıyı dinlerim. Yeter ki merak edeyim her filmi vs. izleyebilirim.'' dedim. Şahsi düşüncem bu. Bir şeylerin hakkında bilgi sahibi olmam gerektiğinde bunu birinci elden yaparım. Yani bir konu hakkında bilgi sahibi olmak için önce okumak, araştırmak ve öğrenmek gerektiğini düşünüyorum. Karşıt ya da taraftar olmak için bilmek gerek. Bilmeden eleştiremezsin. Yazara dair günümüzde bir takım görüşler olabilir. Fakat bu okumamı engellemiyor. Ben hayatta kendi düşüncesi olan ve bunları tartabilen biri olduğuma inanıyorum. Öyle her okuduğum, her duyduğum şeye göre düşünce benimsemiyorum yani. Ayrıca yazarı eleştirip kitaba hiç başlamasam ne kazanacaktım? Ama kitabı okuyarak kazandığım çok şey oldu. (Kitabın incelemesinden dışarı çıkmadan konumuza geri döneyim.) Kitap oldukça hoşuma gitti. Ve bence yaşanan problemleri çok güzel özetlemiş. Fakat filmi önceden izleyenler her kitapta olacağı gibi zevk almayabilir. Kitabı okumadığım için filmini izlememiştim. Fakat afişini gördüğüm için kitabı okurken karakterlerin yüzünü kendim hayal edemedim, zaten varlardı kafamda. Tavsiye edebileceğim kitaplar arasında yerini almayı başaran bir kitap oldu. Okuduğum ilk Livaneli kitabı olduğundan, yazarın diğer kitaplarına da referans oldu benim için.
Edebiyat
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,7bin okunma
··
27 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Livaneli hayranı olarak bütün kitaplarını okumanızı öneririm ki Serenad benim için ilk sırada gelir. Daha sonra Leyla’nın Evi, Kardeşimin Hikayesi, Son Ada ve Huzursuzluk. Deneme niteliğindeki Orta Zekalılar Cenneti’ni de başucu kitabı olarak bulundurmanızı tavsiye ediyorum. İyi okumalar
Parende
Gönderi Sahibi
Diğer kitaplarını da temin edip okuma düşüncem var. Çok önemli ve üzerine uzun uzun düşüneceğim bir kitap oldu Mutluluk. Tavsiyeleriniz için teşekkür ederim. İyi günler dilerim.
Leyla’nın evi Serenat Kardeşimin hikayesi diye devam:))
Parende
Gönderi Sahibi
Listeme ekliyorum :-) tavsiyeler için teşekkür ederim.
Parende
Gönderi Sahibi
O zaman bu önyargı ifadesini deneyim şeklinde yeniden ifade edelim bu cevap ile. Ve tanıştığıma memnun oldum ifadesini eklemek istiyorum. Aldığım cevap ile üzüntü diye ifade ettiğim duygu yerini tebessüme bıraktı. Yazılanın okunup, bir şeyler düşündürüp cevap yazma gereği hissettirmesi hiçbir zaman boşgörülmemeli. Yazının azizliği günümüzde en çok yaşadığımız durumlardan biri, karşılıklı olarak bunu anlayabilmek de bugünün bize getirdiği hoş bir deneyimdi. Elbette daha geniş boyutta tanımları konuşmaya, yorumlamaya ihtiyaç var. Memnuniyetle katılırım. Saygılarımla kuşkucu arkadaşım... İyi günler temennisiyle...
Merhaba acik sözlü arkadasim, Bende vermis oldugunuz cevaba karsilik, yazmis oldugum elestiriyi kaldirdim. Bu kaldirmayla sunu anlatmak istedim bu yapmis oldugum bir önyargi degil sadece yargiydi. Sunuda söylemek istedim ki, mükemmel bir cevap aldim. Elestiriye acik olusunuz ise beni daha cok memnun etti desem yeridir. Benim size karsi yapmis oldugum önyargi degil sadece bir deneyimdi desek daha dogru olur, yoksa insanlar nasil tanisirlar. Bence tanismalar bir cok kez yargiyla baslar. Tabiki önyargi cirkin birseydir bilirim. Beni hosgördügünüz, bosgörmediginiz icin duyarliliginiza ve ilginizede tesekür ederim. Bunu Heidegger 'in sözünü cevirerek aciklayayim. Niyetim düsünenin üstesinden gelmek degildi düsüncenin üstesinden gelmekti. Varsayim ile yola cikamazdim deyilmi cünkü varsayim bir entrümandir cözüm anahtari degil. O anahtar sizin cevabinizda sakliydi. Evet hakli-haksiz, suclu-sucsuz hüküm vermem icin sizi tanimaliyim. Iste bu yüzden sizi(düsüneni) degil , düsünceyi elestirdim. Tabi bütüne vaakif olsaydim hem düsünürü hem düsüncenin altinda yatan bilgiyi sentezleye bilseydim o vakit sizi belki yanlis anlamamis olurdum. Ne yaparsiniz yazinin azizligi iste bütünü ( duygulari ) yüklüyemiyorsunuz ne yazik. Böyle bir eksigi var yazi yazmaninda. Bazen insan katlanmak zorunda kaliyor. Aynen cektirdiginiz fotorafda makinenin parfüm kokunuzu cekmedigi fotorafa kaydetmedigi gibi. Sunuda yazmam gerek ben Oscar Wilde gibi " Ne zaman insanlar benimle ayni fikirde olsa, haksiz oldugumu düsünürüm. Isterseniz bir baska yazida kusku, yargi, önyargi, zan, süphe, kuruntu, tereddüt, kelimelerini daha genis boyutda tanimlar ve aralarindaki farkindaligi cikaririz yazi üstüne. yazi iletisiminde yapilan hatalari konusuruz. Kavramlarin Taksonomi düzeyinde yapilan hatalarindan bahsederiz. Hatta bu yapilan hatalarin insanin kisiligini nasil eleverdiginden bahsederiz. Kuskucu bir sahsin saygilariyla