Sırf ön sözü için bile alınıp okunacak bir eser...
Kitap okumayı seven ve hakkını vermek isteyen biri olarak bir kitabın neredeyse bütün sayfalarını okuyup incelerim ön söz okumayı da bu yüzden severim. Kitabı daha iyi anlayıp özümseyeceğimi düşünürüm ve çoğu kez de öyle olur. Bu kitabın ön sözü de fikrimi doğrulayan cinstendi.Uzunca esler vererek okumaya başladığım ve bunu yaparken de sıkılmadığım aksine keyif aldığım bir okuma süreci oldu. Çünkü yazarın kalemi sizde bir yerlere dokunup gözünü açabiliyor veya daha önce içinizden geçirdiğiniz şeyleri etkileyici üslubuyla dile getiriyor.
İlk kitaba Buzdolabı Vatandaşları epey bir yükselmiş olmam ikinci kitabı gölgede bırakır diye endişe etmiştim ama öyle olmadı. Hangisini daha çok beğendiğime karar veremiyorum desem yeridir fakat bu eserin içinde beş farklı öykü olduğu için birden fazla kitap okumuş gibi olabilirsiniz çünkü öykü olmasına rağmen o kadar yoğun bir anlatımı var ki bu da kitabın daha hacimli görünmesini sağlıyor. Yani ön yargılarıma rağmen bu eser kalbimi daha çok çaldı. Alışkanlıkları dışına pek de çıkmayan birisi olarak kendine özgü eseri okumak benim için tadı damağımda kalan bir deneyimdi. Belki de alışılmışın dışında olması beni bu kadar heyecanlandırdı.
Gastronominin yeme içmeden ibaret olmadığını ve tek bir alana hitap etmeyen birçok dal ile etkileşim içinde olan bir dal olduğunu okurken altını çizdiğiniz/çizeceğiniz her cümlenin hayatımızın diğer alanlarına da uyarlanabiceğini fark ettiğinizde anlayacaksınız. Elinize sağlık Emre Turan