Ne zaman geceye çıksa ayın gümüş hançeri kapanmaz gedikler açardı gerçeğinde.
Kimse yaşamadan bilemezdi elbet, nereye, neden giderse gitsin, tüm yolculukların insanı çocukluğuna götürdüğünü.
Geçmişini bir mühür gibi gözlerinde ve adımlarında taşıdığını insanın.
Bir deniz kenarında valizlerini çözdü, bağladı bir süre.
Ana rahminin kokusu iyot kokularıyla daha bir büyüdü.
Sonra bir taşra kasabasının yalnızlığından medet umdu.
İnsanın Acısını İnsan Alır, S.10