Gönderi

Puan vermedi·86 syf.··
2025 17. kitabı
Toplumundan doğan öyküleri okurken ne kadar da tanıdık geliyor bazı şeyler. İnsanlar, duygular, kayıplar bazen eksiklikler ne kadar tanıdık. Mesela “Sıkışmış” öyküsünü okurken Dürdane ve oğlu Kamil arasında geçen diyaloglarda aile içi ilişkiler aklıma takıldı. Bir annenin oğluna olan düşkünlüğünde konudan bağımsız ister istemez nedenlerini düşündüm. Sonra başka bir öyküdeki baba figürü dikkatimi çekti. Hatta en az onun kadar arkadaşı bakkal Hasan da… İlginç biri. Çok sevdiği eskiyen koltuğu için cenaze namazı kıldıran birisi mahallenizde olsaydı neler olurdu düşünün şimdi. Sonra o koltuğa yüklenen anlamı okuyunca yazarın kurduğu bağın köprü ayakları çok sağlam, hep yazsın dedim. Hiç sallanmadan okuyucuyu karşıya geçiriyor. Yazardan karakterlere, sonra yine yazara döndüm durdum. Çünkü bu öykü hayli ilginç. Yıllar sonra eski bir dostla karşılaşmışım gibi cümlelere bakakaldım. Gerçekte olsa karşımdakinin “ne bakıyorsun?” diyeceği zaman aralığını bile aştım diyebilirim. Sadece bunlar değil elbette, yazar öyle öyküler yazmış ki, tokalaşıp göz temasında olduğunuz her karakter etkiliyor sizi. Tanışmaktan memnun olup bir daha karşılaşmayacağınızı bilseniz de, “yine görüşürüz “ demekten alıkoymıyorsunuz kendinizi. Bir romandaki başkarakterin yakın arkadaşlarından birini alıp öyküsüne kondurarak onu sıkışıp kaldığı romandan kurtarmak, tıpkı öykünün ismi gibi ne güzel bir çıkış yolu buldu kendisine. Yolun sonunda güzel bir manzaranın tadını çıkarmak varsa, ona giden her güzergah denenmelidir. Yolculuktan öte yola dönüştürür bu deneyim insanı. Bu yüzden yazarı öncelikli olarak okuyucuya bu deneyimi yaşattığı için teşekkür ederim. Kendi adıma bana eşlik eden her karakterin yansıttığı iklimi sevdim. Öykülerse beşinci mevsimdir benim için.
Edebiyat
Düş BerberiEbuzer Kalender · Metinlerarası Kitap · 202415 okunma
·
80 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.