Roman 7 ana bölümden oluşuyor. Genel olarak dengeli yazılmış bölümler olsa da özellikle birisini seçecek olsam ‘Yanlış Anlaşılan Sözcükler’ bölümünü seçerdim.
Üzerinde durulacak hem tanıdık hem de hüzünlü çok detay olmasına rağmen benim için en çok öne çıkanların başında Tereza'nın tank fotoğrafı çektiği dönemlerle yüzleşmesi geliyor. "Ne çocukluk! Ülkeleri için yaşamlarını tehlikeye attıklarını sanırken aslında Rus polisine hizmet ediyorlardı demek ki."
İşte dünyanın her yerinde büyük idealleri olan veya sadece vatanını çok seven, inançlarına bağlı olan, kısaca kendi hayatından daha fazla önem verdiği çıkarsız bağlılıkları olan insanlar tam da bu fedakarlığa hazır halleri yüzünden karşısında durdukları şeye hizmet edecekleri eylemlerle kullanılıyor. Kimisi bunu hiçbir zaman idrak edemiyor. Belki de hiç fark etmemek daha iyi. Hayat boyu karşısında durduğunuz şeye hizmet ettiğinizi fark etmek boşa geçmiş bir hayat demek, pişmanlık demek, tutunacak bir şeyiniz kalmaması ve en kötüsü kendinize bile artık tutunamamak demek .
Kitabı okuyunca Kundera’nın ülkesinde sevilmeme nedeni gibi Kundera’nın ülkesinin vatanseverleri tarafından neden sevilmesi gerektiğini de anladım. Ülkesini öyle eleştiriyor ki ilk bakışta aradaki sağlam bağı fark etmek çok güç. Okuduğum üçüncü kitabında hissettiğim şey; ülkesinden asla kopamayan bir adam olduğu. Aynı zamanda (en azından fiziksel olarak) kopmak zorunda kalan. Yanlış şeyleri kabullenemeyen, buna rağmen mutluluğu uzaklarda da bulamayan. Çoğu karakteri böyle çünkü. Dağ 2 filminde Veysel komutanın gazeteci Ceyda'ya yazdığı mektupta söylediği gibi " Bu ülkeyi eleştir Ceyda, aynı zamanda da çok sev.” Bildiğim en doğru vatanseverlik tanımı bu...