Anadolu, hayat mücadelesi sırasında kendi kendine büyüyen çocuklarla doluydu. Hayata çarpa çarpa büyüyen çocuklar. Yanlarında her şeyi konuşabilirdi yetişkinler, onların travmaları olmazdı. Çevrelerinde tehlike yoktu, dağ bayır hayvanların peşinde koşabilirlerdi yalnız başlarına. Eğitim sisteminin kurbanı değillerdi, okumak zorunda değildiler çünkü. Dünyaya gelirler, büyürler ve yetişkin olduklarında tıpkı kendileri gibi büyüyecek çocuklar dünyaya getirirlerdi.
Şimdi, ne yöne baksam hiç çocuk olmamış onca yetişkin görüyorum. Belki de bundandır yaşlandıkça çocuklaşmaları. Belki de bundandır kuramadıkları hayalleri çocuklarının sırtına belki bilerek belki bilmeden yük etmeleri.