Veciz SözlerBarış Bıçakçı
Barış Bıçakçı'yı ilk kitabı çıktığında okumuştum. O zaman henüz Ankara'dayım ve bir ikarakter olarak Ankara özel bir etki yaratmamıştı. İnsanı güzel anlatıyordu, Ankara'yı mı anlatmayacaktı...
Bu ikinci kitabını, aradan geçen 15 yıldan sonra tüm kitaplarını ard arda okumamın sonuncusu olarak okudum. Ankara... Ankaram... Anladınız siz onu:)
Bu kitaptaki Sulhi bana şunu sordurdu: gerçekten de var mı böyle insanlar?
Gerçekte değilse bile yazarın zihninde var, ki bu da gerçekte olduğuna dair en büyük kanıt değil mi?
Peki ya Kumru? 90larda 12 yaşında olan o tatlı kız? Tek bir bölümde kısacık girdi kitaba ve damgasını vurdu.
Barış Bıçakçı'dan istirhamım bu: Kumru, Sulhi ve diğer naif, derin bir o kadar da sıradan insanların 90larda bizim gibi düşündüğünü yaşadığını şiir gibi yazdınız, bu insanlar 2020lerde neredeler, neler yapıyorlar, hayat onlara kimler neler getirdi? Bilmek, sizin kaleminizden okumak istiyorum.