·296 syf.····Okunma: 08 Şubat 2025 22:39 -Söyleyeceğim her şey kendi fikrim. Ayrıca bol Spoiler var-
Uzun zamandır bu kadar isteksiz polisiye okumamıştım. Aşk çemberi üzerine dönen bir kurgu, aşk adı altında geçen şey ise bir adamın karısını aldatıp sevgilisini araması.
"Birini yalnızca seviyorum diğerine ise aşığım"
Ana karakter böyle bir zihin yapısında olup durmadan karısı ile sevgilisini kıyaslayıp üstüne romantize ettiği için katlanılamaz hale geliyor. Üstelik sevgilisinin de onu aldatması. Tamamen etik olmayan şeyler üzerine kurulu basit bir konu.
Edebi bir zevk aşılamadığını söylememe gerek dahi yok. Dili basit. Sedat karakterinin ağzından anlatılıyor. Ve uzun zamandır herhangi bir karaktere karşı böylesine büyük bir öfke duymamıştım. Yaşadığı çarpık ilişkiyi romantize etmeye çalışması, çevresindeki insanlar hakkında olur olmadık düşünceleri, aniden saçma sapan konuşmaları. Kitapta tutunabilecek tek bir ilişki yoktu.
Kurguda açıklar ve gereksiz tonla bilgi bulunuyordu. Karakterler derin olmaktan hayli uzak, durmadan aynı eksende davranışlar gösteriyorlardı. Ve inanamadığım bir diğer rezalet, polisiyede kitabın bitmesine 15 sayfa kala aniden bir sevişme sahnesi okuduk. Olayları öğrenip yavaş yavaş sona yaklaşmamız gerekirken o sahneyi okumak iğrençti. Betimlemelerden bahsetmiyorum bile, estetik açıdan berbat.
Kitabın başlangıcı aşırı klişe, kaotik bir rüya ile başlıyor. Üstüne üstlük sonda okuduğumuz rüyalar, lüzumsuzdu. Normalde 150 sayfayla yetinebilecek bir kurgu. Gidişatı daha merak uyandırıcı hale getirmek için durmadan Sedat karakterini biri arıyor, "Telefonda söyleyemem yanıma gel, ... sizinle buluşmak istiyor önemliymiş, acil konuşmamız lazım." Ve buluşma gerçekleştiğinde öğreniyoruz ki aman aman hiçbir şey yok ortada.
Merak ettiğim nokta böylesine kontrolsüz, rüzgarda savrulan bir kurgunun nasıl toparlanıp son bulacağıydı. İlginç bitti ama yine oraya kadar olayı taşıyacak sağlam sebepler yoktu. Kızın öldükten sonra gülmeye devam etmesi ve Sedat'ın bunu romantize etme çabası sadece komik geldi. Artı olarak ana karakterin sayfalarca bahsettiği durumlar üzerine hak ettiği reaksiyonu gösteremediğini düşünüyorum. Beni en çok rahatsız eden şey ise kadınları bir araç olarak görüp bunu kendince aktarma çabası. Birkaç alıntı bırakacağım fikir sahibi olmanız adına,
"Neden bu kadar çok istiyorum Mine'yi? Yaşanmamış hiçbir şey kalmadı ki aramızda! Neden hala onu düşünüyorum eksik olan ne? Karım ondan çok daha iyi bir insan, özverili, şefkatli... Ama bütün bunlar yetmiyor."
"...Sesindeki yumuşaklığı, avuçlarımın arasında kaybolan beyaz ellerini, küçük ve diri memelerini, biraz kalın ama düzgün bacaklarını, bacaklarının arasındaki nemli, cesur sıcaklığını. Onu her şeyiyle Mine'yi özlüyorum."
(Bu diyalog, hikayeye asla katkıda bulunmayan, Mine'nin ailesinin komşularının yaşadığı kavgadan. Adam, eşinin kendisini aldattığını zannediyor fakat öyle bir durum yok.)
"-Dur ulan! Deli misin? Öldüreceksin kadını.
-Ölsün kaltak. Var mı öyle kocayı godoş yerine koymak?"
"Oysa hepimiz için gerçek bu; eşlerimiz bizim destekçilerimizden başka ne ki? Asıl anlayamadığım neden buna katlanıyorlar? Belki onlarda işin gizine, büyüsüne kapılıyorlar. Önemli görevler yüklenen birine karşı hissedilen aşağılık kompleksiyle durumlarını kabulleniyorlar. Bu tutumları onları daha çok sevmemizi sağlamasa da bizlere sorunsuz yaşam sağlamaları hoşumuza gidiyor. "
"İki kadınla birlikte olmanın belki aptalca ama aynı zamanda erkeğe gurur benzeri duygular tattıran keyfini yaşamaya başladım. Birine aşıktım, ötekini seviyordum."
(Beraber operasyona çıktığı görev arkadaşı ile arabada oturdukları sahne)
"Koltukta otururken eteği yukarı doğru çekiliyor, fildişi rengindeki bacakları oldukça düzgün, konuşurken gözlerimin bacaklarına doğru kaymasını engelleyemiyorum."
(Sevgilisi Mine ayrılmak istediğini belirtiyor.)
"-Yaptığın kahpelik söylesene ikimizi birden nasıl idare ettin?
-Böyle konuşmaya hakkın yok. Sen iki yıldır hem karını hem beni idare ediyorsun.
Böyle konuşunca kendimi tutmasam tokatlayacaktım onu."
Okurken kitabı fırlatmak istediğim tonlarca cümle oldu. Fakat bunlarda fikir sahibi olmanız için yeterli olur diye düşünüyorum. Polisiye adı altında basit, zevksiz, göz gezdirmek dahi istemeyeceğiniz bir kitap. Ya da Sedat karakterinin düşüncelerinin bütünü diyebiliriz. Gelip 'Bunlar hayatın gerçekleri.' muhabbetini döndürmeyin lütfen. Alt mesaj bu durumun yanlış olduğunu gösterseydi, ima etseydi veya sağlam bir sebep-sonuç ilişkisi kurabileceğimiz bir yapıda olsaydı anlardım. Etik anlayışının nasıl, ne amaçla aktarıldığı esas burada. Özetle, size kalmış. Fakat bana kalırsa okumayın, okutturmayın. Bu kitaba vereceğiniz vakti; size edebi zevk veren, eğlenceli, sağlam ilişki dinamikleri olan, kurgusu oturmuş ve mantık çerçevesi içinde yazılmış, merak unsuru ağır basan polisiyelere verebilirsiniz.