Kitabımız Viyana'ya üniversite eğitimi için gelen ve ortama alışmaya çalışan Bertold Berger ile açılır. Berger bir eve yerleşir. İlk hafta ortama uyum sağlayamaz. Sonunda alt kattaki komşusuyla tanışmaya karar verir. Komşusunun adı Schramek'tir. Schramek Berger'in yumuşak biri olduğunu fark eder ve ona "çocuk" diye hitap etmeye başlar. Berger Schramek'i kıskanmaktadır. Kendi de onun gibi olmak ister. Kadınlarla rahatça konuşabilmeyi, rahat bir hayat sürmeyi arzular. Berger tıp okumaktadır. Bir süre kendini derslere verir. Bir gün Schramek'in evine kapıyı tıklatıp girer ve Schramek'i kadınla beraber malum şekilde görür ve utanır. Schramek sevgilisi Karla'yı Berger ile tanıştırır. Berger başta utangaç davransa da Karla'nın verdiği güvenle iyice açılır. Schramek daha sonra Berger'in gitmesini, Karla'yla baş başa kalmak istediğini söyler. Berger yine bir süre Schramek'e uğramaz. Birkaç hafta sonra Schramek'in evine gelir ve onu sinirli görür. Schramek vermesi gereken derslerden dolayı kızgındır. Bir de arkadaşının birileriyle dalaştığını ve kavgaya gitmek zorunda kaldığını söyler. Karla da yanındadır ve Schramek ile gitmek ister. Schramek ise kalmasını ister. Ve Berger ve Karla baş başa kalırlar. Schramek Karla'dan yaramazlık yapmamasını ister. Karla ise Berger'e sürekli "çocuk" diyerek onu tahrik eder ve Berger ona saldırır. Karla Berger'in saldırılarını kolayca savuşturur. Berger Karla ile öyle bir pozisyona gelir ki artık siniri cinsel bir şehvete döner. Karla ise onu sertçe iter ve Berger Schramek'in kılıçlarının arasına düşer. Kılıç Berger'in sol elini keser. Berger durumu belli etmemek için elini ceketinin cebine sokar ve evine gider. Birkaç hafta Schramek'in evine uğramaz. Bir gün Schramek Berger'in evine gelir ve sevinçle dersleri verdiğini söyler. Berger'i zorla evine götürür ve kutlama yapar. Schramek dersleri nasıl verdiğini anlatırken Karla Berger'i tahrik eder ve Berger'in elini avucuna alır. Berger bir süre sonra bu durumdan rahatsız olur ve Schramek'i aldattığını düşünerek evine gider. O günden sonra Schramek'in yanına gitmek istemez. Bir süre avanak bir şekilde dolaşır. Derslerden uzaklaşmıştır. Artık öyle bir noktaya gelir ki evine geri dönmek ister. Ancak bu pes etme hissini yok etmeye çalışır ve eve dönme mektubunu yırtar atar. Bir gün anahtarını düşürdüğünü fark etti. Ev sahibesinin ziline bastı ve ev sahibesi mutsuz bir şekilde onu karşıladı. Berger ev sahibesi kadına mutsuzluğunun nedenini sordu. Kadın da 12-13 yaşlarındaki kızı Mizzi'nin kızıla yakalandığını söyledi. O andan itibaren Berger bir görevinin olduğunu düşündü. Okulu bırakmasından derin bir pişmanlık duydu. Bir şeyleri telafi edeceğini düşünerek kız çocuğunun başında oturdu. Ona baktı. Gel zaman git zaman Berger kız çocuğunda kendi kız kardeşini gördü. Kız çocuğuna âşık oldu. Hem kendini, hem de o kız çocuğunu yetişkin biri haline getirebileceğini düşündü. Bir gün kız çocuğunun iyileşmesine yakın bir vakit, Mizzi'den izin isteyerek onu dudağından öptü. Berger'in artık hayatında bir şeyler aydınlanıyordu. Yaşama daha şevkle bakmaya başladı. Derken Berger evinin bir köşesinde tozlu bir defter buldu. Bu defter her gün yaşadığı şeyleri aktaracağı günlüğüydü. Ancak bugüne kadar kayda değer bir şeyler yaşamadığını fark etti. Defterin ilk sayfasını doldurmaya koyuldu. Bir süre sonra yazmayı bıraktı ve elinde mürekkep izi olduğunu gördü. Temizlemeye çalışsa da iz çıkmadı. Sonradan birçok yerinde kızıl izler bulunduğunu fark etti. Berger kızıla yakalanmıştı. Doktorun çocukların yetişkinlerden daha kolay bir şekilde bu hastalığı atlattığını söylediğini hatırladı. O an öleceğini anladı. Kurmuş olduğu bütün hayaller suya düştü. Son anlarında Schramek, kız kardeşi ve Mizzi'yi gördü. Etrafındaki yaşamsa Berger'in ölüşünü umursamazcasına sürmeye devam ediyordu. Ve kitabımız burada sona eriyor. Berger'in birçok aşamasında kendimi gördüm açıkçası. Berger'deki bir yere ait olmama hissi bende hâlen mevcut. Bu yönden Berger'in öyküsü beni derinden etkiledi. Tam bir yere ait olduğunu hissederken ve hayat amacını bulmuşken ise maalesef hayat acımasızca Berger'i savurdu. Hayat bazen gerçekten çok acımasız olabiliyor. Zweig kitapları okuyunca hayatın acımasızlığını adeta tadıyor ve maalesef hayattan soğuyorum. Şu an hayat amacımın ne olduğunu ve nereye ait olduğumu bilmesem, hayattan eskisi kadar zevk alamasam da bir gün Berger gibi olmak istediğim yeri bulmak ümidini hâlen yitirmiş değilim. Aksi takdirde yaşamanın da bir anlamı olmazdı. Kitaba puanım 10 üzerinden 9.
Alıntılar: Incipit vita nuova (Yeni bir yaşam başladı) [Sf. 62].
-Dante