Kitabı İlk kez 10 yıl önce okudum, ilk düşüncelerim kitabın bazı yanları basit, bazı yanları anlaşılmaz'dı. Her okuduğum kitap en sevdiğim kitap olurken bu kitabı hiç sevmedim. Taki Jane Eyre
Okuyup yazarı ve kardeşleriyle tanışana kadar. Emily Brontë'nın hayatını araştırıp onu tanıdıkça kitaplarına karşı ilgi duymaya başladım, Uğultulu Tepeler'i tekrar okumaya karar verdim, ama İlk önce pek okumayı sevmediğim önsözü okumaya karar verdim Veysel Atayman'nın önsözü o kadar etkili ve güzel ki kitaba karşı bir heyecan duymaya başladım. Yazarların kitaplarında hayatlarında parçalar vardır.
Emily Brontë'ın kitabında kendi yaşantısında'ki olyalar , yaşam biçimi yer almakta. Kitabtaki aşk hikayesi bunu açıkça gösterir.Emily Brontë hayatında aşk yaşanmaması, kitabınada görülmektedir, küçük yaşta annesini kaybeden yazar annesini yokluğunu kitaba da yansıtmaktadır. Kitab olayların ve kişilerin en ince ayrıntılarına, ruhların en karanlık köşelerine kadar iner. Emily Brontë , Uğultulu Tepeler 'de olayların yakın tanığı olmuş Nelly figürünü anlatıcı olarak kullanır bir diğer anlatıcı da Lockwood'tır.
Daha önceleri kitaplıkta bile görmekten hoşlanmadığım kitap şuan en sevdiğim kayıplardan biri olarak yerini aldı.
(Kesinlikle okumaya değer)
"Kitabta tek sevdiğim karakter Hareton'dır"
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Bordo Siyah Yayınları · 201557,9bin okunma