·112 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Ocak 2025 03:44 “Bizim azizlerle yakınlaşmamızı sağlayan bilgi değil , derinliklerimizde uyuyan gözyaşlarının uyanmasıdır.”
Emil Michel Cioran’ın karmaşık bilinç akışı tekniğini yansıttığı gözyaşları ve azizler kitabı…
Kitaptan önce biraz Cioran’dan bahsetmek lazım.
Cioran, uykusuz gecelerde dolaştığı sokaklarda tanıştığı evsizler, ayyaşlar, sokak fahişeleri ile yaptığı konuşmalardan yola çıkarak kendi felsefesini oluşturur.
Yine bu sokaklarda amaçsızca dolaşırken yazdıklarını kafasında tasarlar. Yazma tutkusu ya da ortaya bir metin koymak amacıyla yazmaz. Kafasındakileri yazdıkça boşalttığını, rahatsız olduğu düşünceleri yazmanın azalttığını söyler. Tam da bu sebeple “yazmasaydım bir suikastçı ya da serikatil olabilirdim” der.
Yaşamın amacı ve anlamının olmadığını savunan Cioran, sürekli mücadele ettiği boşluk hissi ile varoluş sancısı çeker bunu da tüm kitaplarına yansıtır.
Gözyaşları ve Azizler kitabına değinecek olursam;
Ortodoks bir papazın oğlu olan Cioran, babası ve onun öğrencileri ile birlikte sabahlara kadar teolojik tartışmaların yapıldığı toplantılara katılarak dini inancını şekillendirir. 26 yaşında bir inanç krizi sonucu; Gözyaşları ve Azizler kitabını kaleme alır.
Cioran’ın içini döktüğü bu kitapta; hem inancını, hem de inanca dair sorgularını, bir anlamda inançtan vazgeçme eşiğini okuyoruz.
Yazar bu kitabında, pek çok insanın düşünmeye bile cesaret edemeyeceği fikirlere yer vermiş. İnanç boşluğu, inanma çabası, inancı sorgulaması kitabın her satırına yansımış. Öyle ki inançla başladığı bir cümleyi adeta inançsızlıkla bitirir. Tüm çabasına rağmen her defasında inanmak isterken daha büyük bir boşluğa düşer. “benim hayattaki en büyük savaşım Tanrı’yla” der.
Yazar bu kitabı ilk olarak Rumence yayınlıyor. Kitabın ilk baskısı ile, “ailemi bile ikna edemedim” diyeceği kadar büyük bir tepkiyle karşılanıyor.
Bu tepkilerden dolayı neredeyse yarım asır sonra yazar kitabı Fransızca olarak tekrar yazdığında pek çok bölümü kitaptan çıkarıyor, bir anlamda kendi kitabına sansür uyguluyor, ortaya çıkan sonuç için “kitabı mahvettim” diyor.
Elimizdeki kitabın ilk 80 sayfası Fransızca olarak yayınlanan baskısından, son 30 sayfası ise Rumence yayınlanan baskıdan çevrilmiş. İki basım arasındaki fark okuyan herkesin dikkatini çekecektir.
Bu kitap yayınlandığında annesi Cioran’a mektup yazar ve mektubunda “Kitabı büyük bir üzüntüyle okudum. Keşke yazmadan önce babanı düşünseydin.” diye yazar.
Cioran ise annesine cevaben “Bu Romanya’da çıkmış olan tek dini kitap” yazacaktır.
Tüm çelişkileri ve aşırılıklarıyla “Cioran’ın en çok Cioran olduğu kitap” olarak tanımlandığı metindir.
Ciora’nın Tanrı’ya; Tanrı’nın bu kadar imkanı varken insanları zayıf yaratmasından dolayı büyük bir öfkesi var. “Her yerde olan Tanrı değil, acıdır.” gibi cümleler kitapta bolca yer alır.
Cioran’ın inanç çelişkisini açıklayan güzel bir cümlesini alıntılayayım;
“İnsanın tinsel acılarına dayanması ancak dua ile mümkündür. En çok ihtiyacım olan şey, dua etmek ama ‘âmin’ demesini beceremiyorum.”
Bu kitabı yazdığı dönem için değil fakat uzun yıllar sonra “İnanmak için çok uğraştım ama inanmak benim için imkansızdı.
İnkarın cazibesi geri kalan her şeyin yerini alıyor. İnkar daha ağır basıyor.
İnançla mücadelem başarısızlıkla sonuçlandı.” diyecekti.
Pek çok insanın kabul ettiği gibi; Cioran, mutsuzluğu yenmek isteyenlerin değil mutsuzluğu kabul edenlerin, okuması gereken bir yazar.