Her ne kadar tiyatro eserlerini az okuyor olsam da, nedendir bilmem ama okuduğumda bana çok keyif verir. Sanki o eseri tiyatroda, sahnenin tozunu yutarak izlemişçesine hoşuma gider. Bu eser de tıpkı o tarz, okuması keyif veren bir eserdi. Elbette hiciv, mimik, dans, müzik gibi faktörler sahnede daha kuvvetli olur lakin eser, metin olarak bile okuyucuya güzel betimlemeler yaşatıyor.
Eserin son kısımlarında Türklerden bu denli çok bahsedilmesi de ayrıca hoşuma gitti doğrusu. Bir dönemin özenilen kültürü, özenilen dili olduğumuzu hissetmek ve tarihin bir dönemine damga vurduğumuzun edebiyat ortamında da tasdik edilişi benim için çok mutluluk verici bir tecrübeydi. Her ne kadar şan, şöhret, unvan peşinde koşan bir adamın yaptığı "budalalıkları" anlatsa da, ben başlığı bu yüzden biraz bencilce seçtim. Son zamanlarda Türk kimliğini, kültürünü değersiz yahut boş gibi göstermeye çalışanlara inat, bu eserin okunmasını ve bir döneme nasıl etki bıraktığımızın farkına varılmasını, ve Anadolu topraklarında yaşayan bizler için en büyük hediyelerden birisinin de Türk kimliğimiz olduğunu hatırlatması için değerli bir eser olduğunu düşünüyorum.
Ve son olarak bu eserin yazıldığı ülkede, eseri sahnede izlemek herhalde benim için çok heyecan verici bir tecrübe olurdu. Çünkü o dönem bizlerin sahnede nasıl (hangi kostümler, hangi danslar, dilimizin nasıl taklit edildiği gibi) gösterildiğini çok merak ediyorum. Belki bir gün nasip olur, kim bilir?