Yaban
9/10
·214 syf.··
2025 18. kitabı
Yaban’ı okumak, hem hayranlıkla hem de iç sıkıntısıyla ilerlediğim bir deneyimdi. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Milli Mücadele yıllarında Anadolu’nun içinde bulunduğu durumu, köylü ve aydın arasındaki kopukluğu öyle çarpıcı bir şekilde anlatmış ki, kitap bittiğinde derin bir düşünceye daldım. Kitabın başkahramanı Ahmet Celal, bir Osmanlı subayı olarak savaşta bir kolunu kaybetmiş ve Anadolu’nun ücra bir köyüne yerleşmek zorunda kalmış bir adam. Onun gözünden köylülerin cehaleti, savaşa ve değişime olan ilgisizliği anlatılıyor. Ama beni en çok etkileyen şey, bu köylülerin aslında cehaletten ziyade, yıllarca ihmal edilmenin, dışlanmanın getirdiği bir kaderi yaşıyor olmalarıydı. Ahmet Celal’in köylülerle yaşadığı çatışmalar, aslında yıllardır süregelen bir toplum sorununun yansıması gibi: Aydın ile halk arasındaki uçurum. Yakup Kadri’nin dili ve betimlemeleri öyle güçlü ki, köydeki yoksulluğu, umutsuzluğu, savaşın yarattığı yıkımı iliklerime kadar hissettim. Ahmet Celal’in çaresizliği, köylülerin ona karşı olan güvensizliği, her şey o kadar gerçekçiydi ki, sanki ben de onunla birlikte o köydeydim. Ama bir yandan da yazarın köylüleri tamamen olumsuz gösterdiğini düşünmüyorum. Kitabın asıl mesajı, halkın ihmal edilmesinin, eğitimsiz bırakılmasının sonuçlarını gözler önüne sermek. Bugün bile düşündüğümüzde, hala Ahmet Celal gibi düşünen aydınlar ve hala dışlanmış, unutulmuş halk kesimleri var. Kitabı bitirdiğimde içimde bir burukluk vardı. Çünkü Ahmet Celal, köylüleri anlamaya çalışsa da, onlar tarafından hep “yaban” olarak görülmeye mahkûm kalıyor. Bu bana toplum içindeki ötekileştirmenin ne kadar derin ve yıkıcı olabileceğini gösterdi.
Edebiyat
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma
·
27 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.