"Ben bile çağımızın bize sunduğu güzelliklerin fazlasıyla idrakindeyim.Artık ne söylersek söyleyelim, Japonya çoktan Batı'nın çizgisinden gitmeyi seçti, yaşlıları geride bırakmak ve ilerlemekten başka çaresi yok. Lakin tenimizin rengi değişmediği sürece, verdiğimiz kayıpları sonsuza kadar sırtımızda taşıyacağımızı kabul etmek zorundayız. Beni bütün bunları yazmaya iten en güçlü motivasyon, bazı alanlarda -örneğin edebiyat ve sanatta- hala bu kayıpları telafi edebilecek yollar olduğunu düşünmem. Ben, çoktan kaybettiğimiz gölgeler dünyasını en azından edebiyat aracılığıyla tekrar hatırlatmak istiyorum. Edebiyat denen evin saçaklarını genişlettirmek, duvarlarını karartmak, görünürde neyi varsa gölgelere itmek ve gereksiz ev içi süslemelerini söküp atmak istiyorum. Her ev böyle olsun da demiyorum, bir tane bile olsa yeter. Neye benzeyeceğini görmek için ışıkları kapatın. "
Gölgeye ve gölgenin içerisindeki gizli anlamlara aşık bir yazarın kaleminden dökülen "GÖLGEYE ÖVGÜ" sözleri...
Deneme türünde yazılmış, Japon Edebiyatına ve yaşam tarzına hâkim olmayan ben gibi okurları biraz zorlayan bir eser.
Edebiyata ve sanata yüklediği anlam itibariyle ise içeriği 70 sayfa olmasına rağmen oldukça zengin öğeler barındırıyor.
Japon yazar Çuniçiro Tanizaki'den okuduğum ilk eser olmasına rağmen Japon Edebiyatına merak duymamı sağlaması ve günümüz modern toplumlarında hiç önem atfedilmeyen "Gölge" konusuna yüklediği anlamla dikkatimi cezbetti. Sadece "Gölge" üzerine yazıldığı düşünülmemeli tabi. Gölge metaforu ile Japon Kültürüne ait yemeklerin, ev içi mimarilerin, kıyafetlerin, ve hatta tuvaletlerin bile yazarın perspektifinden yüklendiği anlamlar okuyucuya farklı bakış açıları kazandırıyor.
Geçmişe özlem hissinin yoğun olarak verildiği bu eserde Doğu Kültürü ile Batı Kültürünün birbirinden etkilenimi ve bakış açılarındaki farklılıklar ufacık detaylarla birlikte verilerek, detayların kültürlerin oluşumuna ne denli etki ettiği ve geçmişle günümüz insanları arasındaki bakış açılarına etkileri basit örneklemelerle somutlaştırılmış.
Japon Edebiyatına ve hayat tarzına yabancı biri olarak yazarla tanışma için doğru kitap olup olmadığı konusunda emin olamasam da ayrıntılara yüklediği muazzam anlamlar beni gerçekten etkiledi.
Çuniçori Tanizaki'nin eserlerini okuyan kişilerin mutlaka okumalısınız dediği eserleri önerilirse okuma listeme eklemeye her zaman hazırım.
Eserin birbirinden güzel alıntılarını görmek için sizi incelemenin devamını okuyabilirsiniz
Kitapla ve sevgiyle kalın... #k:33 Cuniçiro Tanizaki 7190
"Sanırım insan yaş aldıkça geçmişin her konuda şu andan daha iyi olduğunu düşünmeye başlıyor. Bir yüzyıl önceki yaşlılar iki yüzyıl öncesini özlüyor, iki yüzyıl öncekiler üç yüzyıl öncesini özlüyor. Her dönemde bir andan memnuniyetsizlik var. "
"Son zamanlarda elektirik ışığıyla öyle bir uyuşturulduk ki fazla aydınlatmanın yaratttığı tüm sıkıntılara kayıtsız hale geldik. "
"Bana kalırsa biz Doğulular içinde bulunduğumuz hayatın koşullarından tatmin olmayı arzularız, elimizdekilerle hoşnut olmaya çalışırız. Bu nedenle de karanlıktan şikayet etmeyiz, onunla savaşmak yerine onu kabul ederiz. Işık azsa azdır. Odağımızı ışıktansa karanlığa çevirir, onun içindeki güzellikleri keşfederiz.Oysa girişken bir Batılı her daim daha iyisini talep eder, elindekiyle yetinmez. Mum, mumun ardından fener, fenerin ardından gaz lambası, onun ardından elektirk... Durmaksızın aydınlık arayışındadır. Ufak gölgeleri savuşturmak için dahi debelenir. Görünen o ki zihniyetlerimiz arasında fark var... "
"İyi de neden karanlığın içinde güzellik arama eğilimi sadece Doğulularda güçlüdür? Batı da elektriğin, gazın ya da petrolün olmadığı dönemlerden geçti ama bildiğim kadarıyla onlarda gölgelerden keyif alma eğilimi yok. Hayalet tasvirlerinde, eskiden beri Japon hayaletlerin ayakları olmaz ancak Batı'da hayaletlerin ayakları vardır, üstelik vücutları da seçilir. Bu kadar ufak bir farktan bile anlarız ki bizim fantezilerimizi zifiri karanlık süslerken, onlar hayaletleri bile cam gibi berraklaştırır.