"İnsan soyunun en tehlikeli duygusu aşktır."
Öncelikle Zülfü Livaneli birçok bakımdan önyargılı olduğum bir yazardı. Gerek sosyal nedenlerden (popüler olan şeylere karşı olma gibi bir durumum var) gerekse okuduğum türlerin farklı olmasından kaynaklı bir durum bu tabii.
Uzun zaman oldu, ne eskisi gibi bir okuma rutinim var artık ne de bir kitap inceleyebilecek vaktim. Oğuz Atay okuduktan sonra genelde böyle oluyorum zaten ve 'bu kitabı okursam eski alışkanlığıma geri dönebilirim' şeklinde okuduğum birçok kitap oldu, aynı zamanda 'bunu okumaya korkuyorum' diye düşündüğüm kitaplar da oldu fakat sadece bu kitap değiştirdi yıllar sonra beni, bir şeyler hissettirdi ve gece yatmadan önce etkisinde bırakıp düşünmeme sebep oldu.
Kitaba ilk başlarken her şey aslında olağan ve normal şekilde ilerliyordu. Ortalara doğru merakla çevirdim sayfaları çünkü 'kardeşinin hikayesi' gerçekten merak uyandırıcıydı. Sonunda ise büyük bir şaşkınlık içinde ne okuduğuma emin olamayarak tekrar tekrar okudum. Bu kadar çok etkisinde kalabileceğimi sanmıyordum en başta zaten. Huzursuzluk kitabı o kadar büyük bir etki bırakamamıştı çünkü bende (yazardan okuduğum ilk ve tek kitap).
Tabii negatif yönleri hiç yok mu? Elbette var. Kendini tekrar ettiği bölüm çok fazla geldi bana. İlk başta çerezlik diye elime aldığım kitap, bir yerden sonra biraz sıkmaya başlamıştı bu nedenden dolayı. Yine de genel anlamda etkisini okura yansıttığını söyleyebilirim.
Kitabın sonunda yaptığı ters köşe, her şeyin teker teker açıklandığı "KARAR" bölümü bütün bir kitabı okumaya yeter de artar bile. Yazarın diğer eserlerine de bu kitabı okuduktan sonra kesinlikle şans vereceğim. Kütüphanesinde olanlar varsa, listenizde ekliyse veya okumak istiyorsanız mutlaka bir şans vermelisiniz. Kabuğumdan çıkmama yardımcı olduğun için teşekkür ederim güzel kitap. :)
Keyifli okumalar.