Bu kitap için ne söylesem az. Antoine de Saint-Exupéry’nin Küçük Prens’i, ilk bakışta bir çocuk kitabı gibi görünüyor ama okudukça aslında hayat, sevgi ve insan ilişkileri üzerine yazılmış en derin kitaplardan biri olduğunu fark ediyorsunuz.
Küçük Prens’in gezegen gezegen dolaşıp farklı karakterlerle tanışması, aslında büyüdükçe kaybettiğimiz değerlere bir eleştiri gibi. Krallar, kendini beğenmişler, işkolikler, bürokratlar... Hepsi tanıdık geliyor değil mi? Çünkü bu gezegenlerdeki insanlar, bizim dünyamızın tam bir yansıması. Ama en çok etkilendiğim kısım, Küçük Prens’in gülüne olan sevgisi ve tilkiyle olan diyaloğuydu. “Senin için önemli olan şey, gözle görülmez,” dediğinde, bir an durup düşündüm. Gerçekten de öyleydi.
Bu kitabı ne zaman okusam, içimde hem bir hüzün hem de bir sıcaklık hissediyorum. Çünkü her satırında kaybettiğimiz masumiyetin, saf sevginin ve unutulan değerlerin yankısını duyuyorum. Küçük Prens, bana hep aynı şeyi hatırlatıyor: Çocukken daha iyi bir insandık.