Bir Çöküşün Öyküsü orijinal adıyla Geschichte eines Untergangs, Stefan Zweig tarafından 1912 yılında yazılmış, insan psikolojisi ve yalnızlığı derinlemesine anlatmıştır. Madame de Prie, Paris'te sarayda yaşamış gözde kadınlardan biridir. En güzel elbiseleri giyer, en pahalı mücevherleri takar, en bol alışverişleri yapar ve en şaşalı balolara katılır. Daha fazla güce sahip olmak için bir hayli entrikaya başvurur ki gün olur devran döner şehirden uzakta bir yer olan Normandiya'ya inzivaya gönderilir ama buna bir türlü alışamaz. Etrafındaki bir sürü insanın ona hizmet etmesine karşın onları değersiz bir mülk gibi gördüğünden onların yokluğunda aslında yalnızlığın çok can yakıcı olduğunu ve etrafındaki insanlarla yaşamanın daha anlamlı olduğunu fark eder. Terk ettiği evini bile sanki geri dönecek gibi bırakır çünkü sürgüne gitmeyi kabullenemez ve eski gücüne kavuşmayı umut ettiği için kimsenin durumu fark etmesine izin vermek istemez aslında. İnsanlara yine tepeden bakar ve iş bulup Paris'e gitmek isteyen bir gence referans olacağı vaadinde bulunur. Olay Fransa'da geçtiği için ve her şeyin yine ayrıntı betimlendiği o dönemde şark kültürüne özenildiğine değinilmiş. Doğu anlatılırken Türklerin de yemek ve içeceklerinin popüler olduğu anlatılmış ama halılarımızın ön plana çıkmamasına içerledim doğrusu. Kadın yine parayla elde ettiğini düşündüğü sevgilisiyle kavga eder ve onun bu hakaretlerine dayanamayan genç onu yumruklar. Kendisine aynada baktığında eski ihtişamından eser kalmamış zayıflayıp sıska bir hâl almış. Kral dahil herkesin ilgisini çekmek için bir intihar planlıyor ve gününü insanlara söylüyor. Bu evde ölü biri var diyor ve ekliyor 7 Ekim günü kendisinin hayatta olmayacağını söylüyor. Yine bol eğlenceli baloda insanlar şaka yaptığını sanıyor ama o her şeyi planlamış. Bu şekilde herkese gücünü göstereceğini sanıyor ama aslında çöküşünü tescilliyor. Genç aştığını son bir kez çağırıyor ve kalırsa tüm mücevherleri bırakacak ama genç adam tenezzül etmeyen tavır sergilemek istiyor, tek bir değerli taşa bir kutu mücevher kuryeliği yapıyor ama içinde ne olduğunu bilmiyor. Son entrikasını da yapıyor servetini bir kiliseye bağışlıyor. Zehri içiyor ve gülerek ölüyor. Serkan ALANBir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig