Kitap okuma kulübümüzden bir arkadaş: “Kitabın sonunda bir Anka kuşu bulabilirsiniz.” diye bir yorum yapmıştı. Çok hoşuma gitti bu yorum.
Yaşadığı onca fiziksel ve zihinsel travmaya rağmen, gözleri ışıl ışıl bakan bir kadın olmayı başarmış Tara ile gurur duydum.
İnsan ailesi tarafından sevilmeyi, onaylanmayı ve ailesinin her koşulda yanında olmasını ister daima. Bunları bulamadığında ve hatta sürekli olarak aşağılandığında, öz kabule ulaşmak, öz değer vererek kendini sevmek... Tara’nın akıl sağlığını korumuş olması bile takdire şayan...
Kitabı okurken yer yer öfkelendim. Herkesin ebeveyn olmaması gerektiğini bir kere daha duyumsadım içimde. Sonradan durup düşündüm, aslında Tara’nın anne ve babası seviyorlardı çocuklarını kendilerine has bir biçimde. Sadece çocuklarının kendi doğrularını körü körüne kabul etmelerini “şiddetle istiyor” ve çoğu kez yaptıkları şiddete gözlerini yumuyor ve kulaklarını tıkıyorlardı.
Tara, sonunda küllerinden doğup, kendini bulmana çok sevindim. Hayatın karşına çıkardığı fırsatları iyi değerlendirip kendin olmayı seçmen ne büyük bir cesaret. Çünkü çoğumuz bize çizilen kadere razı olup kendimizi tanıma yoluna bile girmiyoruz.
Tara Westover