Bülent Parlak hangi dilde dil dökeceğini şaşırmış adeta…öyle dört kitap yazmış ki gitmeden evvel gelecek olan tüm yaralı yüreklere ayrı ayrı seslenip erkenden veda edip gitmiş sonsuzluğa.
Onu tanıdığım gün öldüğü gündü.
Vefatının ardından piyasada kitaplarını aradım durdum hatta yayınevine “yeni basım ne zaman olacak” diye sormuş muyumdur?
Sormuşumdur, kesin.
Önümüzdeki zaman dilimde böyle bir çalışmanın görünmediğini söylemişlerdi.
Aradan inanın iki gün geçmişti ki her kitabından birer tane satışa sunulmuş.
Artık ne kadar istediysem bu kitapları sanki benim için konulmuştu.
Tabi hızlıca bu kitapları komik bir rakamla hemen sipariş verdim. Hatta ücretler o kadar komikti ki dedim kesin beni arayıp bir yanlışlık olduğunu, nezaketle siparişimin iptal edileceğini bana bildirmelerini bekledim. Ama iki gün sonra kitaplar kapıma dayandı ve elimdeydiler.
Nasıl bir yürek varmış kendisinde, nerden kopup gelmiş bu cümleler diye düşünürken 6 yaşında babasını, 19 yaşında ise annesini kaybettiğini öğrendim. Bu acı kopuşların kendisinde büyük bir derinlik oluşturduğunu hissettim yazdığı her satırda.
Çok parlak ve başarılı bir öğrenci ama bi okadar da çok zor bir çocukluk geçirmiş.
Ortaokulda iken edebiyat öğretmeni tarafından hep teşfik edilmiş şiir yazmaya dair.
“yaşamım kaza süsü verilmiş bir cinayete benziyor, affedin beni, doğmuş olduğum için affedin.” diyor ‘Sevgili Huzursuzluğum’ kitabında.
Sonra ‘Yalnızlığın İcadı’ kitabında diyor ki:
“ne kadar geç kalırsak kalalım hepimiz kıyamete
yetişeceğiz.”
“kibar davrandıklarımı aslında sevmediğimi
anladım.” diyor ‘Her Şey İçin Çok Geç’ kitabında
yetinmiyor ve devam ediyor:
“ben de anlamadım her gece kurşuna
dizdiğim hayatımı
nasıl ve nerede kaybettiğimi”
‘Ricakeş’ kitabıyla devam ediyor mıh gibi cümleleri:
“dünya bizi nasıl kırdıysa öyle de gönlümüzü almamayı bildiği
yerdir” diyor fütursuzca.
#bülentparlak şiirlerinin temasında insanların saf ve güzel kalması bulunur, kavgası bu düzeni değiştiren dünyayladır:
“bütün halkları
birer müşteriye dönüştüren dünyaya artık yüz çeviriyorum.” diye haykırıyor.
“az kaldı mezarımın toprakla dolmasına”
ve
“herkes ölecek yaştadır”
dedi ve gitti
Allah sana rahmet eylesin Bülent Parlak
Yaşasaydın daha çok şeyler yazacaktın fakat ölümü ve gitmeyi o kadar dillendirmişsin ki adeta dua hükmüne geçip erken yaşta ebediyete koşup gittin.
Dilerim ki anneciğin ve babacığınla bir aradasındır
Sevgili HuzursuzluğumHer Şey İçin Çok GeçRicakeşYalnızlığın İcadı (1984)İzdiham Dergisi