Şiir sever ve edebiyat ile hemhâl olan herkese okumayı tavsiye ettiğim bir eser. Beni cesedimden ayırıp, ruhumu eşsiz bir yolculuğa çıkaran bir kitap oldu . Her cümleyi , mısrayı heyecanla ve hüzünle okudum. Bir solukta okuyup bitirmeye kıyamadım. Yaşanmışlıkları ve insanın ruhunda hissettiklerini böyle güzel ifade edebiliyor olması çok kıymetli ve zarif .
Kalbi güzel yazarımıza Allahtan rahmet diliyorum.
Ve kitaptan bir alıntı ile sözlerime son vermek istiyorum sen güzel diyarlara gittiğinden beri
“İçimiz karla karışık..”
bülent parlak’ın öldüğüne inanamamıştım yalan haber falan dedim her ay izdiham’ı merakla ne yazmış diye beklerdim sesinden şiirlerini dinler sosyal medya hesaplarından takip ederdim sanki bütün yazmak istediklerimi o yazmış yapmak istediklerimi o yapıyordu o kadar bendi ki o öldükten sonra sanki sözsüz kaldı içimdekiler
kalkıp cenazesine gittiğim o günden sonra biraz küstüm biraz bıçak çektim dünyaya sonra
ben okumayı mezar taşlarından öğrenmiş o çocuk
bu kitabın her kelimesini yaşayarak okudum tekrar o kadar hayatın içinden o kadar içimizdekilerin tercümanı ki hani içimizde olupta cümleye dökemediğimiz boğazımızda kalıp yutkunamadığımız ama okuyunca tamda bu dediğimiz satırlar her şiirde ayrı bir dünya sade yalın bir dille yaşayarak anlatmış her şiiri
eski romalılarda bir insan onu hatırlayan en son insan yaşayana dek yaşar demişler
o yüzden ben yaşadıkça oda ben de var olacak
incelemeden çok biraz içimi dökmek gibi olsa da her cümlesinden razıyım kitabın kısaca
"Anne abartma ölümü, arada çık gel." diyerek insanın içi nasıl cız ettirilir? Şiirlerin başlıklarını okumak bile size yetecek. Farklı ve keyifli üslubu sayesinde severek okunabilir.
“Yarısında izin alıp gideceğiniz bir hikayedir burası
burası
dünya bizi nasıl kırdıysa öyle de gönlümüzü almamayı bildiği yerdir”
Kalanlarına sabır, kendisine rahmetle…
RicakeşBülent Parlak · İzdiham Yayınları · 2022382 okunma
"...ithaf edilecek kimse bulunamamış
bir kitabı sobada yakarken
belki tercih bile edebilirdim aptal ve
budala bir ricakeş olmayı.."
"...içimizden gelen birşeyi yazıyorsak,
içimizden gidenlere çare bulamıyoruz demektir..."
"...ben
başkalarının koynunda şenlensin diye sevdim kadınları
ustasıyım
karşılaşınca o umursamaz bakışların..."
"...neyimeydi benim
olmayanın ardından
böyle gürültülü yaşamak
birkaç yüzyıl arayla acı olacaksak birbirimize.."
Özellikle edebiyat severlerin keyifli okuyacağına inandığım bir Bülent Parlak kitabı daha...
Keyifli okumalar dilerim...
huzursuz insanların şairi olur kendileri...
o yüzden kendini huzursuz hisseden, kendini bulup kaybetmeye çalışan vatandaş sayınlar....
sizler okuyun sadece :)
RicakeşBülent Parlak · İzdiham Yayınları · 2022382 okunma
Cümlelerin altını çizmeyi bıraktığım kitap.
Kendimizi kandırdığımız yerlerden vuruyor. Yaptıklarımızlarımızla söylediklerimiz arasındaki çelişkiyi fark ettiriyor.
"müminler kardeştirler
işte bu yüzden öldürürler birbirlerini"
Her insanın anlayabileceğini düşünmüyorum. Yaşamadan, hissetmeden şiir okunmaz bence Okunsa da dokunmaz ruha.
Eğer bir cocuğun kapıyı çarparak çıkmasındaki inceliği, ruh halini anlayabiliyorsanız okuyun ve yaralanın. Bülent Abiye sevgilerle..
RicakeşBülent Parlak · İzdiham Yayınları · 2022382 okunma
" Sen yanımda olunca lüks lokantalar çok ucuz "
şiire başka bir anlam katan adam. İzdiham dergisini okuyanlar bilir bülent parlak kimdir diye..
Ricakeş güzel kitap. Keşke hepimiz ricaların, güzelliklerin, özelliklerin müptelası olabilsek..
" aslında skandaldı hâlâ yaşıyor olmamız " demiş bir yerinde kitabının.
Ben , kendimle beraber şiir yazarken de böyle hissediyorum. Belki tarzıma yakın belki daha uzak. Ama bir kitap olsaydı okumak bu kitap olurdu. Şiir batağına yeni düştüyseniz (!) Bu kitabı okumayın derim. Yeni başlayanlara göre değil .
// Gerçi hangi derde göreyiz ki ? // Bu da benden olsun mutlu kalın . Okuyun.
Şairin sıradışı bakış açısını yansıtan mükemmel bir şiir kitabı. Damlada denizi görebilmek, bir kelimede bir kitabın ağırlığını hissedebilmek için bu kitabı mutlaka okumanızı öneriyorum. bana göre Ricakeş kendi devletini kuran adamın umursamaz tavrıdır. Hayatı kale alanların tükenmişliğine değinen şair bir taraftan her şeyi boş vermiş tavrıyla dikkatimizi çekerken diğer taraftan devrim ci duruşu da hatırlatarak kendi dünyamızı tanımaya yardımcı olmaktadır.
Şair Bülent Parlak, 5 Ekim 1979'da Malatya'da sekiz çocuklu bir ailenin son çocuğu olarak dünyaya geldi.
Babası İşçi Sendikası Malatya Şube Başkanlığı ve Türkiye Komünist Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi’nde uzun yıllar siyaset yapan şair, 6 yaşında babasını, 19 yaşında da annesini kaybetti.
Parlak, ilk ve orta öğrenimini birincilik derecesiyle Malatya'nın Konak beldesinde tamamladı.
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni kazanan ancak maddi sorunlar nedeniyle bir yıl sonra okulu bırakan Parlak, staj yaptığı gazetenin reklam servisinde çalışmaya başladı.
Parlak, yeniden girdiği üniversite sınavında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi'ni kazandı. Fakat evli ve bir çocuk babası olduğu için İstanbul'da çalışıp, Samsun'a gidip gelmekte zorlanınca, fakülteyi 7 yılda bitirdi.
Okulu bitirdikten sonra otel ve mobilya dükkanı işletme, dershane açma gibi çeşitli teşebbüslerde bulunan Parlak, bu işlerde başarılı olamadı.
İlkokulda şiir yazmaya başladı
Bülent Parlak, şiir yazmaya ilkokul yıllarında başladı. Ancak üniversiteyi bitirene dek şiirden uzak duran şair, yıllar sonra, ortaokul öğretmeninin teşviki ve sitemiyle yeniden şiir yazmaya başladı.
Başarılı edebiyatçı, AA muhabirine verdiği röportajda, bu durumu şöyle anlatmıştı:
"Üniversiteyi kazanıp İstanbul'a geldikten sonra, yazmaya devam etmediğimi öğrenen öğretmenim bana, yazdığım mektupların fotokopisini yolladı. Ben o mektupları okuduğumda çok utandım kendisinden. 'Acaba yapabilir miyim?' dedim. Çünkü edebiyatla herhangi bir ilgim yoktu. Yürümekten edebiyatla ilgilenmeye vaktim yoktu. Erken yaşta evlendiğim ve ailemi geçindirmek zorunda olduğum için sürekli bir şeyler yapmam gerekiyordu. O mektupları aldığımda Aksaray'da bir hanın içerisinde kendime ofis açmıştım. O hayat gailesi içerisinde tabii şiire, edebiyata herhangi bir yer yoktu. Ama çok güzel yürüyordum. Bayrampaşa'dan Eminönü'ne kadar yürüyordum. Oradan vapura biniyordum. Vapurdan da Üsküdar'dan ya da Kadıköy'den Koşuyolu'na kadar bir daha gidiyordum. Günlerim hep yürümekle geçiyordu. Bu yıllarca devam etti. Üniversiteyi bitirdikten sonra da hiç bırakmadım. Onun kitabını yazıyorum şu an, 'Kötülüğün Canlı Tarihi' diye. Niçin yürüdüğümü bu kitapta yazıyorum."
Adisyon kağıdına yazdığı şiiri Dergah dergisine yolladı
Bir adisyon kağıdı üstüne karaladığı şiirini, Dergah dergisine gönderen Parlak'ın bu şiirle birlikte birçok eseri 2005'ten itibaren Dergah'ta yayımlandı.
Mustafa Kutlu tarafından desteklenen şair, Dergah dergisindeki ilk şiiri için, 'O şiir yayınlanmasaydı ben hiç şiir yazamazdım.' ifadelerini kullanarak, şunları söylemişti:
"İstanbul Üniversitesinin orada, canımın sıkkın olduğu bir gün, adisyon kağıdının arkasına 'Vakti Dolmuş Bir Yeminin Bitmeyen Şamatası' adlı ilk şiirimi yazdım ve Dergah Dergisi'ne yolladım. Aradan galiba 15 gün geçti. Üsküdar'da Ali Ayçil ve Adem'le okey oynuyorduk. Okey bitti onlar bana bir dergi çıkardı. Ali, 'Abi sen şiir mi yazıyorsun?' dedi. 'Hayır.' dedim. Bir baktım kapakta Bülent Parlak ve yazdığım o şiir. Çok heyecanlandım. Enteresan geldi. Çünkü edebiyat benim dünyamda herhangi bir yer kaplamıyor ki orada bir şey yaptığımda sevineyim ya da mutlu olayım ama garip bir haz aldım. Heyecandan yüzüm kızardı. Hiç unutmuyorum ve dediler ki 'Mustafa Kutlu seni soruyor, kim bu?' diye. Masanın dağılmasını bekledim. Üsküdar iskeleye gittim ve dergiyi aldım. O gün şiirle olan diyaloğum başladı. O şiir yayınlanmasaydı, ben hiç şiir yazamazdım."
Parlak, 2007'de "izdiham.com" adresinde bir edebiyat portalı açtı. Türk ve dünya edebiyatından metinlerin, edebi yazıların, hikaye ve denemelerin yayımlandığı portal, sonraki zamanlarda dergiye dönüştü.
İzdiham dergisi 2008'den itibaren matbu olarak "Hepimiz Ölecek Yaştayız", "Kıyamet kopma ihtimaline karşı abonelik faaliyeti yoktur" gibi dikkat çekici sloganlarla basılmaya başladı. İçeriği ve mizanpajıyla oldukça sevilen dergi, orijinal kapak yazılarıyla da ilgi gördü.
Derginin ilk sayısının kapağında "Yaşamak sağlığa zararlıdır" ifadelerine yer veren Parlak, pek çok gence hikaye, deneme ve şiirlerini yayımlama fırsatı vererek, bir edebiyat okulu misyonu üstlendi.
Bülent Parlak, Dergah dergisinde yayımlanan şiirlerini, 2010'da "Sevgili Huzursuzluğum" adlı şiir kitabında toplarken, 2012'de babasına ithafen yazdığı "Yalnızlığın İcadı" adlı deneme kitabını, 2014'te "Ricakeş", 2018'de ise "Her Şey İçin Çok Geç" adlı şiir kitaplarını çıkardı.
19 Nisan 2022 tarihinde kalp krizi sonucu ölen Bülent Parlak'ın cenazesi Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.