Gönderi

Pis Südüklü, aç milyarder, fahişe, transeksüel, aşk!
9/10
·383 syf.··
2025 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2025 07:33
Yoksa siz fasulyeleri tek tek sabunlamadan mı yiyorsunuz? "Şimdi onların tek bir amaçları var, her şeyi tekrar tekrar yıkamak." Ah durun, ya su da temiz değilse? Hiçbir şeyi "ya bir gün işime yararsa" diyerek atamamak... O kadar çok örneği var ki televizyonda "çöp evlerin" okuyunca şaşıramıyor dahi insan. Ya yararsa? "... anlaşılmaya o kadar çok ihtiyacım var ki." Bir kitap değil onlarca kitap bitirmiş gibi yorgunum şimdi. Her insan hayatı bir roman değil mi? O kadar çok insan tanıdım ki... Her birinin kendince dertleri. Dertler de kar taneleri gibi biricik, kimsenin derdi kimseninkine benzemiyor: kimse kimseyi anlamıyor. Bu yüzden belki de psikiyatristlere ihtiyaç duyuyoruz. Gidebiliyor muyuz peki? Bunun için önce hasta olduğunu kabul etmek gerek. Değilsek, her geçen gün gördüğümüz intihar haberleri ne? "Peki sence insanlar en çok neden intihar ederler?" Edenden çok o eşikte yaşayan insan var eminim. Ramak kala yaşıyoruz hayatı. Pamuk ipliğinde! Ha koptu, ha kopacak! "Kendini suçlarken ne kadar acıma­sızsın." Öyle bir çağdayız ki beden yorgunluğumuz azaldıkça ruh yorgunluğumuz artıyor. Dünya kalabalıklaştıkça insanlar yalnızlaşıyor, sevgi sözleri çoğaldı gerçek sevgiler azaldı, ulaşım kolaylaştıkça gelmek için değil gitmek için kullanır oldu insanlar. "İnsan Neyle Yaşar," diye soruyordu Lev Tolstoy, avuç avuç ilaçla yaşamaya çalışıyoruz bugünlerde. Özgürleştikçe kapana kısılır olduk: "Kendimi değil, başkaları­nın hayatını yaşıyorum." Ya da kendi hayatım diye dizayn edilmiş olanı. Terapi diye kitaplara tutunur olduk, onlar da elimizde kalıyor. İnsan en çok okudukça yaralanıyor. Okudukça düşünüyor, düşündükçe deliriyor. Okumuş ülkelerde intihar oranının fazla olması tesadüf mü sizce? "Mutluluk in­sanları ne kadar güzelleştiriyor." Ya mutsuzluk? Bir sabah kalabalık bir caddeye oturup baksanıza insanların yüzlerine... Hepsinden bir bölüm "Madalyonun İçi" çıkar. İnsan okumak da bir sanat. Onu tanımak... Ön yargıları yıkıp hayata onun penceresinden bakmak. En çok bunu yaptım kitapta. Yer yer çöp bir apartmanda yaşadım, burnuma kadar geldi kokular. Cinsiyetimden dolayı doğmanın acısını çektim. Silik yaşayıp gittiğim bir hayatta var olmaya çalışmanın bir yolunu aradım. Kimi yerlerde aşk acısı çektim, radyodaki tüm şarkılar benim için çalınmış gibi geldi. Ölümle burun buruna geldim. Kimi yerlerde öldüm. Var mıydı ötesi? Kelebeğin ömrü kadardı ömrüm. Bambaşka bir hayatım olabilecekken bambaşka bir hayatım oldu. Hangisi iyi olurdu bilemedim. Geçmişimi içimden atamadığım için geleceğimi kuramadım. Geriye dönüp bakmaktan önümü göremedim. Her şeyi içime atmaktan iflas etti içim. "İçim çürüdü." İnsanlar sadece var olduğun hali görüyorlar, seni o hale getiren yaşadığın şeylerin hiçbiri umurlarında dahi değil. Bir tek sen biliyorsun geçtiğin yolları. "... herkes bir kere ölür ben her gün ölüp ölüp diriliyorum." Terapi kitapları okumanın güzel bir yanı var. Her hastayı dinlerken onda kendinden bir şeyler buluyorsun. Bazen öyle güzel çözülüyor ki problemler, benim için neden olmasın, diyorsun. Bazen acına daha anlamlı bakmayı öğreniyorsun. Bakış açısı değişince değişiveriyor birçok şey. O sorgulamayı yapıp zihni harekete geçirmek çok önemli. Çünkü bazen hem geç hem güç olabiliyor: Geç olsun, güç olmasın.
Psikoloji
Madalyonun İçiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 202021,5bin okunma
··
1 +1'leme
·
10,5bin Gösterim
11 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İşten ayrıldım, odamdaki tv'yi çıkardım, arkadaşlarımla arama mesafe koydum, uzun kitap listemi bir kitabın arasına saklayıp kitaplığa kaldırdım. Hayatıma mekanik bir dost aldım, ona "tak tak" ismini verdim, dikiş makinesi:) içimin dolmayan boşluklarını onunla doldururum diye. Dikisten anladığım yok. Babam terziydi, (kendi söküğünü dikemeyen terzilerden) ondan bir şeyler öğrenmiştim ilmekler hakkında. Bu sabaha kadar böyleydi her şey. Sayfaya uzun zamandır bakmiyordum, bu sabah kahvemi içerken bi göz atayım dedim, sizin kitap incelemenizle karşılaştım... şu an hissettiklerimi anlatacak gücüm yok. Fakat sizin anlatım gücünüz bana ilham verdi yeniden, tutunacak bir dal bulmuş gibi oldum. Ne diyeceğini bilemeyenlerin mahzun kalbiyle, çok teşekkür edebilirim sadece.. lütfen yazmaya devam edin. Kuyuya bir ip sarkıtılmasını bekleyen o kadar çok insan var ki hayatta, bunu onlardan esirgemeyin hocam..
Kaleminize sağlık içim burkularak okudum..
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum...
Severek okuduğum bir yazar. ( Gerci yazar mı? anlatıcı mı? karar veremedim ☺️) Dünyadaki farklı hayatları görmemiz acısından güzel bir kaynak. Bu arada dizileri es geçin kitapları okuyun derim.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Son cümleye net katılıyorum.
Yüreğinize sağlık hocam sonuna kadar okudum o kadar güzel anlatmışsınız ki incelemeleriniz mıknatıs gibi çekiyor insanı kendine, intihar edenden çok eşikte yaşayan insan var demişsiniz, ne yazık ki en yakın arkadaşım şu an o durumda ne yapacağımı bilmiyorum.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Dokunmak sizin elinizde...