İşten ayrıldım, odamdaki tv'yi çıkardım, arkadaşlarımla arama mesafe koydum, uzun kitap listemi bir kitabın arasına saklayıp kitaplığa kaldırdım. Hayatıma mekanik bir dost aldım, ona "tak tak" ismini verdim, dikiş makinesi:) içimin dolmayan boşluklarını onunla doldururum diye. Dikisten anladığım yok. Babam terziydi, (kendi söküğünü dikemeyen terzilerden) ondan bir şeyler öğrenmiştim ilmekler hakkında. Bu sabaha kadar böyleydi her şey. Sayfaya uzun zamandır bakmiyordum, bu sabah kahvemi içerken bi göz atayım dedim, sizin kitap incelemenizle karşılaştım... şu an hissettiklerimi anlatacak gücüm yok. Fakat sizin anlatım gücünüz bana ilham verdi yeniden, tutunacak bir dal bulmuş gibi oldum. Ne diyeceğini bilemeyenlerin mahzun kalbiyle, çok teşekkür edebilirim sadece.. lütfen yazmaya devam edin. Kuyuya bir ip sarkıtılmasını bekleyen o kadar çok insan var ki hayatta, bunu onlardan esirgemeyin hocam..