·479 syf.····Okunma: 22 Şubat 2025 22:32 “Yediçınar Yaylası” ve “Köyün Kamburu”ndan sonra üçlemenin son romanı olan “Büyük Mal”ı da keyifle okudum. İlk iki kitap 1958-1959 yıllarında yayımlanırken “Büyük Mal” 1970’te okurla buluştu. Bu da onu Kemal Tahir’in taşrayı anlattığı eserler içinde en olgun roman olarak öne çıkarıyor.
İlk romanda Tanzimat’tan Meşrutiyet’e, ikinci romanda ise Balkan Savaşları’ndan Millî Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan zaman çizgisi, “Büyük Mal”da 1930’ların Türkiye’sine taşınıyor. Böylece Kemal Tahir, yaklaşık 80-90 yıllık bir süreci, taşrayı ve özellikle Çorum’u merkeze alarak anlatmaya çalışıyor.
Romanın karakterleri de yıllar içinde değişime uğruyor. İlk kitapta genç bir delikanlı olan Kenan, artık 60’larında Hacı Kenan Ağa olarak karşımıza çıkıyor. Kasabaya sonradan gelen Kara Abuzer’in oğlu Sülük ise 45 yaşına gelmiş ve Yediçınar Yaylası’nın “padişahı” olmuştur.
Kemal Tahir, bu romanda da toplumsal yapıyı derinlemesine sorguluyor. Köylü-ağa çatışmaları, yerel ve merkezi güçler arasındaki çıkar ilişkileri ve erkek egemen bakış açısıyla şekillenen kadın-erkek ilişkileri romanın temel unsurları arasında.
Üç bölümden oluşan romanın ilk kısmında, Yayla Padişahı Sülük Bey, “Atatürk’e suikast” suçlamasıyla tutuklanır. Yaylada bulunan ruhsatsız silahların bu amaçla saklandığı öne sürülür. Sülük Bey, bu işin arkasında uzun süredir aralarının bozuk olduğu Hacı Kenan Ağa’nın olduğunu düşünür. Hapisten kurtulma yolu ise üvey annesi Emey Hanım sayesinde açılır. Emey, Kenan Ağa’ya giderek Sülük Bey’i kurtarmasının kendi itibarını da temize çıkaracağını söyler. Üstelik kızı Nefise’yi Sülük’le evlendirirse düşmanlarının ağzı kapanacaktır. Kenan Ağa için bu teklif caziptir çünkü gençliğinden beri Emey’e sevdalıdır. Sonunda Sülük Bey hapisten çıkarılır.
Roman ilerledikçe, Sülük’ün adamları Genç Osman ve Zülfükâr Zülfü de benzer yöntemlerle serbest kalır. Ancak olaylar burada bitmez. Genç Osman hapisteyken sevdalısı Yanığın Cennet’e göz koyan Pıravanın Mıstık’ı öldürür. Benzer şekilde, Sülük’ün eşi Nefise’ye âşık olan Civanşah, Zülfü tarafından vurulur. Zülfü de geçmişte Nefise’ye ilgi duymuş biridir. Adam öldürmenin bir bedeli olmadığını gören Zülfü, sonunda Sülük Bey’i de ortadan kaldırır. Roman, üçlemeye yakışır bir finalle sona erer.
Bu karmaşanın içinde toplumsal değerler bir bir yıkılır. Ahlakî sınırların tamamen ortadan kalktığı bir atmosferde, en masum görünen karakterler bile şaşırtıcı yanlar sergiler. Örneğin, “Toprak Ana” bile dulluk yıllarında yaptıklarıyla okuru şaşırtır. Sülük Bey ve Kenan Ağa, romanın baş karakterleri olarak zaten ahlaki dengeleri sarsan kişilerken; Genç Osman, Zülfükâr Zülfü, Pıravanın Mıstık, Marazlı Derviş ve Çalık Kerim gibi erkek karakterler de olayların merkezinde yer alır. Kadın karakterler arasında ise Nefise, Benli Nazmiye, Güllü, Saraylı Hanım, Günah Bibi ve Emey Ana öne çıkar.
Ancak roman boyunca bu karakterlerin tamamı, bir şekilde ahlaksızlığın farklı biçimlerini sergiler. Üçlemeyi okuduktan sonra, yazarın kasıtlı olarak saf ve ahlaklı tek bir karakter bile bırakmadığını fark ettim. Bu tercihi nedeniyle Kemal Tahir’in, hem okurlar hem de edebiyat çevreleri tarafından sert eleştirilere maruz kaldığını söylemek mümkün.
“Çorum Üçlemesi”nin üç romanını arka arkaya okumak benim için oldukça faydalı oldu. Romanın akışını bozmadan ilerlemek, yazarın göndermelerini daha iyi yakalamamı sağladı. “Büyük Mal”ın ilk iki kitaptan en büyük farkı, olaylara polisiye bir tat katmasıydı. Bir karakterin kumpasa getirilip kolayca tutuklanması ancak yine aynı toplumsal düzen içinde rahatça serbest kalabilmesi düşündürücüydü.
Kemal Tahir gibi dile hâkim bir yazarı kendi dilimde okumanın keyfi ise bambaşkaydı. Geçtiğimiz yıldan beri okuduğum 11 romanının hiçbirinde sıkılmadım. Her birinde üslubu ve ele aldığı meseleler beni derinden etkiledi. Dahası, hâlâ okumadığım 8 romanının olması beni sevindiriyor.