Büyük Mal

Kemal Tahir
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·479 syf.··
2026 21. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 11:18
Üçlemenin son kitabında Cumhuriyet'in ilk yılları ve Türkiye'nin kalkınma hedeflerini arka planda işleyen Kemal Tahir, olay örgüsünde Çorum köylüsünün çürümüşlüğünü anlatmaya devam eder. Abuzer ağanın oğlu Sülük ve daha önce karşılaştığımız Çakır Kenan arasında iktidar mücadelesini görüyoruz. Kenan, artık yaşlanmış ve "hacı" olarak anılıyor. Sülük ise Atatürk'e suikast ile yargılanır, ancak o bunun Kenan'ın oyunu olduğu iddia eder. Diğer yandan ilk kitapta pek ısınamadığım Emey karakteri ise bu kitapta daha tecrübeli, olgun ve ne yaptığını bilen bir karakter haline gelmiştir; özellikle sonlara doğru yaptıklarıyla kendisine hayran kaldım. Kitapta birçok karakterin cinsellik merakı dikkat çekiyor, okurken yuh artık dediğim yerler oldu; Kemal Tahir Çorum halkına acımamış. Köy hayatını, iktidar mücadelesi, ihanet, cinsellik ve tarihle harmanlanmış güzel bir üçleme oldu, çok severek okudum.
Büyük MalKemal Tahir · Ketebe Yayınevi · 2022503 okunma
“Çorum Üçlemesi”nin Son Halkası: Büyük Mal
8/10
·479 syf.··
2025 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2025 22:32
“Yediçınar Yaylası” ve “Köyün Kamburu”ndan sonra üçlemenin son romanı olan “Büyük Mal”ı da keyifle okudum. İlk iki kitap 1958-1959 yıllarında yayımlanırken “Büyük Mal” 1970’te okurla buluştu. Bu da onu Kemal Tahir’in taşrayı anlattığı eserler içinde en olgun roman olarak öne çıkarıyor. İlk romanda Tanzimat’tan Meşrutiyet’e, ikinci romanda ise Balkan Savaşları’ndan Millî Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan zaman çizgisi, “Büyük Mal”da 1930’ların Türkiye’sine taşınıyor. Böylece Kemal Tahir, yaklaşık 80-90 yıllık bir süreci, taşrayı ve özellikle Çorum’u merkeze alarak anlatmaya çalışıyor. Romanın karakterleri de yıllar içinde değişime uğruyor. İlk kitapta genç bir delikanlı olan Kenan, artık 60’larında Hacı Kenan Ağa olarak karşımıza çıkıyor. Kasabaya sonradan gelen Kara Abuzer’in oğlu Sülük ise 45 yaşına gelmiş ve Yediçınar Yaylası’nın “padişahı” olmuştur. Kemal Tahir, bu romanda da toplumsal yapıyı derinlemesine sorguluyor. Köylü-ağa çatışmaları, yerel ve merkezi güçler arasındaki çıkar ilişkileri ve erkek egemen bakış açısıyla şekillenen kadın-erkek ilişkileri romanın temel unsurları arasında. Üç bölümden oluşan romanın ilk kısmında, Yayla Padişahı Sülük Bey, “Atatürk’e suikast” suçlamasıyla tutuklanır. Yaylada bulunan ruhsatsız silahların bu amaçla saklandığı öne sürülür. Sülük Bey, bu işin arkasında uzun süredir aralarının bozuk olduğu Hacı Kenan Ağa’nın olduğunu düşünür. Hapisten kurtulma yolu ise üvey annesi Emey Hanım sayesinde açılır. Emey, Kenan Ağa’ya giderek Sülük Bey’i kurtarmasının kendi itibarını da temize çıkaracağını söyler. Üstelik kızı Nefise’yi Sülük’le evlendirirse düşmanlarının ağzı kapanacaktır. Kenan Ağa için bu teklif caziptir çünkü gençliğinden beri Emey’e sevdalıdır. Sonunda Sülük Bey hapisten çıkarılır. Roman ilerledikçe, Sülük’ün
Edebiyat
Büyük MalKemal Tahir · Ketebe Yayınevi · 2022503 okunma
8/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2024 107. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2024 15:43
Çorum Üçlemesi'nin her bir romanı, Tanzimat döneminden Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar geçen süreçte Çorum yöresindeki bir köyde yaşayan insanların hayatlarını, toplumsal değişimleri, iktidar mücadelelerini ve yerel ilişkileri anlatıyor. Üçlemenin ilk romanı olan Yediçınar Yaylası, Çorum'un bir köyünde geçen olayları konu alıyor. Roman, toprak ağalığı, feodal düzen, geleneksel yaşam ve modernleşme çabaları arasındaki çelişkileri gözler önüne seriyor. İkinci roman olan Köyün Kamburu, Yediçınar Yaylası'nda yaşanan olayların devamı niteliğinde. Bu roman, daha çok bireysel ilişkilere, aşk acısına ve köydeki sosyal yapının karmaşıklığına odaklanıyor. Üçlemenin son romanı olan Büyük Mal ise, toprak mülkiyeti, iktidar mücadelesi ve köydeki sınıf çatışmalarını anlatıyor. Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte köylü hayatında meydana gelen köklü değişimleri ve yeni bir düzenin kurulma çabalarını anlatıyor. Kemal Tahir'in Çorum Üçlemesi kaçırılmaması gereken bir okumalık, Cumhuriyetin ilk yıllarına ilgi duyanlara tavsiye ederim.
Büyük MalKemal Tahir · Ketebe Yayınevi · 2022503 okunma
10/10
·467 syf.·
2023 449. kitabı
Kemal Tahir'in bugüne kadar okuduğum en güzel romanı. Hemen hemen her diyalog sonrası abbbooowwwww dediğim ve asla bitmemesini istediğim son yıllarda okuduğum en güzel eserdi. Bu arada roman Çorum'da "cinsel devrim" ini tamamlamış yediçınar yaylasında geçiyor :)))
Büyük MalKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2018503 okunma
Çorum Üçlemesi
10/10
·467 syf.··
2025 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 02:04
Orta Anadolu insanının serüvenini odağına alan bu anlatı, üç ciltten oluşan bir bütünlük sergiler. Üçlemenin ilk kitabı Yediçınar Yaylası, daha çok Tanzimat ve Meşrutiyet yıllarını konu edinirken; ikinci cilt olan Köyün Kamburu, Birinci Dünya Savaşı sürecine yoğunlaşır. Son cilt Büyük Mal ise Cumhuriyet’in ilk yıllarını kapsar. Her romanda farklı bir merkezî karakter etrafında şekillenen anlatı yapısı, anlatım gücü bakımından ciltler arasında belirgin farklılıklar barındırır. Gerek olay örgüsünün kurulumu gerekse karakterlerin derinliği açısından Köyün Kamburu’nun, üçleme içerisinde daha başarılı bir konumda yer aldığı söylenebilir. Bu romanda Çalık Kerim, psikolojik açıdan daha katmanlı, canlı ve inandırıcı bir tip olarak öne çıkar. Buna karşılık anlatının en durağan ve yeknesak olduğu bölüm, tekrarların sıkça görüldüğü Büyük Mal’da karşımıza çıkar. Romanlar, on sekizinci yüzyılın sonlarından Cumhuriyet’in ilk dönemlerine kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsamasına rağmen, zaman unsurunun kullanımında aynı başarıyı gösteremez. Zamanın ayrıntılı biçimde işlenmediği, yer yer kronolojik tutarsızlıkların ortaya çıktığı görülür. Bununla birlikte, ele alınan tarihsel süreçte toplumun yaşadığı siyasal ve sosyal buhranların yarattığı atmosferin mekâna başarılı biçimde yansıtıldığı dikkat çeker. Başka bir ifadeyle, olayların ve karakterlerin toplumsal yüzü, mekân üzerinden okunabilir hâle gelir. Üçlemede tematik yapı, biçimsel unsurlara kıyasla daha güçlü bir biçimde işlenmiştir. Merkezi otoritenin zayıflamasıyla bozulan toprak düzeni; bu bozulmanın doğurduğu ağa, ayan ve eşraf gibi mütegallibe sınıflarının halk üzerindeki baskısı; savaş yıllarında temel ihtiyaçlardan yoksun kalan toplumun tifo, frengi ve sıtma gibi hastalıklarla mücadelesi anlatının temel izlekleri
Alıntı
Büyük MalKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2018503 okunma
8/10
·511 syf.··
2019 52. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2019 00:17
"Büyük Mal" kitabı Kemal Tahir'in Çorum üçlemesi olarak adlandırılan roman serisinin son eseri. Serinin ilk kitabında Osmanlı'nın Tanzimat, Meşrutiyet dönemi, ikinci kitabında ise l. Dünya Savaşı döneminde Çorum'daki toplumsal düzen anlatılmakta. Bu kitapta ise olaylar Cumhuriyet döneminde, 1937-38 yıllarında yaşanıyor. Ermeni ve Dersim olaylarına, o dönemdeki siyasi çekişmelere kısaca temas ediliyor. Bu olayların Çorum ahalisine etkisi üzerinde duruluyor. Üzerinde durulan ve eleştirilen esas konu ise serinin diğer eserlerinde olduğu gibi ağalık düzeni. Ağaların birbirleriyle güç yarıştırması ve bu güç savaşından çıkar sağlamak isteyen çıkarcı insanların öyküsü anlatılıyor. Baştan sona diyaloglarla örülü olan eserde, Çorum yöresinin şivesi, deyimleri de okuyucuya etkileyici bir şekilde aktarılıyor. İyi okumalar...
Büyük MalKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2012503 okunma
7/10
·467 syf.··
2023 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2023 00:00
Yayla padişahı Sülük Bey ile Çakır Kahyaların Hacı Kenan Efendi’nin “büyük mal” mücadelesi.. Başkalarının üzerlerine basarak büyüyen şark kurnazları bu sefer birbirleri ile rakiptirler.. Taşradaki güç mücadelesinde yeni kurulmuş cumhuriyetin mebusları bile kullanılır.. Öyle ki kurnazlıkla kurulmuş debdebeli şatafatlı bataklığın ihtişamlı çöküşü ve de kadınlığını her fırsatta kullanan “kahpe” Emey Ana destanıdır anlatılan..
Büyük MalKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2018503 okunma
6/10
·511 syf.··
2025 101. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 23:42
Kemal Tahir kitaplarını ya çok beğeniyorum ya da hiç keyif almadan okuyorum. Bu eseri ikinci grupta, 1900'lü yılların başlarında bir imparatorluğun yıkılıp yeni bir ulus devlete dönüşmesini taşra gözünden anlatmış. Bu yılları bu şekilde bilmek ve düşünmek istemediğim için sevemedim belki de. Yediçınar Yaylası ve Köyün Kamburu kitaplarının devamıymış bir de, ben ilk ıkisini okumadan bununla başladığım için hikâyeye girmek zorlamış da olabilir beni. Tarzını ne kadar sevsem de konu olarak, işleyiş olarak bana hitap etmedi malesef.
Büyük MalKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2012503 okunma
7/10
·511 syf.··
Beğendi
·
2015 67. kitabı
Üç kitabın ardaşık olarak oluşturduğu, harika bir sistamikle Tanzimat öncesi, tanzimat ve sonrası, tabii ki Cumhuriyet dönemi de dahil olmak üzere Anadolu insanının gerçek yaşam öyküsü. Aynı karakterlerin bu zaman sürecinde farklı karakterler halinde karşınıza çıkmakta. Kısacası muhteşem diyaloglarla anlatılmış hikaye üçlemi. Hayret edilecek bir tarzda Yörenin örf, adet ve şivesi ile neredeyse tamamı diyaloglar halinde kaleme alınmış kitap. Zaman zaman diyaloğun kimin tarafından gerçekleştirildiği karmaşası doğmuyor değil. Bazen de aynı konu üzerinde monotonlaştığı da gözleniyor Ama Atatürk e yapılacak suikast sorgulaması, Ölümle ilgili fikri tartışması, Final e doğru fevkalade yaklaşımı ile güzel bir yapıt.
Büyük MalKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2012503 okunma
-SON-
Puan vermedi·467 syf.··
2020 146. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2020 16:15
Üçlemeyi bitirip bir inceleme yapmazsak olmazdı herhalde. Ancak çok hevesli yazılan bir inceleme olmayacağını belirtmek isterim (: Kemal Tahir üçlemeleri ile ünlü bir yazar. Herhalde benim için en efsane üçlemesi "Esir Şehrin İnsanları"ydı. Üç kitap da birbirinin tamamlayıcısıydı. Hikaye harika ve merak uyandırıcıydı. Birçok alıntı elde edebilirdik Esir Şehrin İnsanları'ndan. Ancak Çorum üçlemesi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. İlk kitap Yediçınar Yaylası çok güzel başladı ve konu merak uyandıran bir yere gelmişti. Köyün Kamburu durağan ilerledi. Dedim herhalde son kitap da vurgunu yapacak yazar. Üç kitabı ard arda okumanın yorgunluğu da olabilir bu bilmiyorum. Ancak o kadar çok birbirini aldatan "kadın" ve "erkek" figürü vardı ki. Anadolu köylüsüne biraz haksızlık yapmış gibiydi yazar. Vermek istediği mesaj bozkırın cehaleti, oyunları vs.ydi ama mesaj namus çizgisinin her daim ihlali üzerinden verilince bir tık beni hayal kırıklığına uğrattı demeliyim. Çünkü bir memleket üzerine yazılmış kitap ve ciddi anlamda Çorumlu hemşerileri kızdıracak detaylar vardı (: yazar Çorum cezaevinde neler yaşadı. İnsan merak etmeden edemiyor. Velhasıl üç nesil babadan oğula devam eden ağalık düzenin anlatıldığı bu üçleme aralara ince hikayeler iliştirilerek okunabilir. Zira çok yorucu olduğunu söylemek isterim. Ben yazarın kalemini çok severim. Benim için Devlet Ana, Bozkırdaki çekirdek ve esir şehir üçlemesi vazgeçilmezler arasında hâlâ. Bununla birlikte uzunca bir süre külliyatı bitirmeye ara verdim. Benim için uzun bir okuma oldu. Keyifli okumalar dilerim herkese, sevgiler.
Büyük MalKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2018503 okunma

Yazar Hakkında

Kemal TahirYazar · 68 kitap
F. M. İkinci, Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı müstear isimleriyle kitapları bulunmaktadır. 13 Mart 1910'da İstanbul'da dünyaya geldi. Gerçek adı İsmail Kemalettin Demir'dir. Babası, II. Abdülhamit'in yaverlerinden Yüzbaşı Tahir Bey; annesi, Osmanlı sarayında Abdülhamit'in kızı Naile Sultan'ın hizmetinde bulunan Nuriye Hanım'dır (Saraydaki adı "Hubser" idi). Ailenin en büyük çocuğu idi. Babasının görevleri nedeniyle ilk öğrenimini imparatorluğun değişik yerlerinde sürdürdü. Ailenin 1923'te İstanbul'a yerleşmesinden sonra eğitimine Galatasaray Lisesi'nde devam etti. Annesinin 1926 yılında veremden ölümü ve babasının ikinci bir evlilik yapması üzerine öğrenimini 10. sınıfta iken bıraktı; önce İstanbul'da avukat kâtipliği, sonra Zonguldak'taki kömür işletmelerinde ambar memurluğu yaptı. Sol düşünceyi benimsemesi 1932'de İstanbul'a döndü, Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde röportaj yazarı, çevirmen, düzeltmen olarak çalıştı. 1933'de Kenan Şahabettin, İdris Ahmet, Ziya İlhan, Yakup Kadri, Nuri Tahir, Ertuğrul Şevket, Fakih Özden ve Arif Nihat Asya gibi yazar ve şairlerle "Geçit" adlı bir edebiyat dergisi çıkardı. Geçit Dergisi kadrosundan Ertuğrul Şevket (Avaroğlu), Babıali'de tanıştığı Kerim Sadi Türkiye Komünist Partisi üyesi olan komşusu "Sarı" Mustafa Börklüce ve onun aracılığı ile tanıştığı şair Nazım Hikmet gibi sosyalist aydınlarla arkadaşlığı sonucu sosyalist fikirleri benimsedi. 1934-1936 arasında Yedigün ve Karikatür dergilerinde sekreterlik yaptı. Varlık ve Ses dergilerinde takma adlarla şiirler yayımladı, Karagöz gazetesinde başyazarlık, Tan'da yazı işleri müdürlüğü yaptı. İlk kitapları İlk kitabı, 1936'da yayımladığı "Namık Kemal için Diyorlar ki" adlı kitapçık oldu. Kitapçık, Namık Kemal hakkında yaptığı yedi soruluk ankete çeşitli şair ve yazarlar tarafından verilen yanıtlardan oluşmaktaydı. Falih Rıfkı Atay, Vâlâ Nureddin, Hüseyin Cahit Yalçın, Peyami Safa, Ercüment Ekrem Talu, Sadettin Nüzhet Ergun, Kerim Sadi Cerrahoğlu, Dr. Fuad Sabit, Nâzım Hikmet, Hüseyin Avni Şanda ve Suat Derviş'in yanıtlarını ve Kemal Tahir'in onlar hakkındaki saptamalarını içeren kitapçık, edebiyat dünyasında geniş yankı buldu. 1937'de ikinci kitabı olan "Bir Çalgıcının Seyahati" adlı romanı yayınlandı. İstanbul'un tanınmış gazeteciler arasına giren Kemal Tahir, 1937'de İzmir'de öğretmenlik yapan Fatma İrfan Akersin ile ilk evliliğini yaptı; bu evlilik Kemal Tahir'in 1938'de hapse girmesi nedeniyle devam etmedi ve 1940 yılında boşanma ile sonlandı. Donanma Davası Kemal Tahir, bahriyede görevli kardeşi Nuri Tahir, Nâzım Hikmet, Hamdi Alev, Emine Alev, Hikmet Kıvılcımlı, Fatma Nudiye Yalçı, Kerim Korcan, Mehmet Ali Kantan, Seyfi Tekbilek ve Hüseyin Durugün'le beraber "askeri isyana tahrik ve teşvik" suçlaması ile 13 Haziran 1938'de tutuklandı. Suçlanmasının nedeni astsubay olan kardeşi Nuri Tahir'e Sabahattin Ali'nin bir kitabını vermek idi. "Donanma Davası" veya "Bahriye Olayı" diye adlandırılan bu dava nedeniyle Donanma Komutanlığı Mahkemesi'nde yargılandı, 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevi yılları Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya cezaevlerinde 12 yıl hapis yattı. Hapishanedeki yıllarını okuyarak ve "sarı defterine" yazarak geçirdi. Takma isimle mizah öyküleri ve polisiye romanlar kaleme alan yazar, 1954 yılına kadar "Kemal Tahir" adını eserlerinde kullanamadı "Göl İnsanları"'na alacağı iki öyküsünü hapisteyken Cemalettin "Mahir" takma adıyla Tan'da yayımladı. Hapishane yıllarında Fatma İrfan Hanım'a yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'den Fatma İrfan'a Mektuplar" adıyla; Nazım Hikmet'in kendisine yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'e Mapushaneden Mektuplar" adıyla basıldı. Cezaevinden çıktıktan sonraki yaşamı Yazar, 1950'de çıkan aftan yararlanıp serbest kaldı. Cezaevinden çıkar çıkmaz ikinci eşi Semiha Sıdıka Hanım ile evlendi. Çiftin evliliği Kemal Tahir'in 1973'teki vefatına kadar sürdü; çocukları olmadı 1950'li yıllarda Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, F. M. İkinci, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı gibi takma isimle kitaplar yayımlamayı sürdüren Kemal Tahir'in Amerikalı yazar Mickey Spillane'den çevirdiği "Mayk Hammer" dizisi büyük ilgi gördü. Orijinal kitapların tamamını çevirdikten sonra "Mayk Hammer'in Yeni Maceraları"'nı yazmaya devam etti; böylece Kemal Tahir'in kaleminden dört yeni Mayk Hammer romanı ortaya çıktı. 6-7 Eylül olayları sırasında bir kez daha tutuklandı, Harbiye Cezaevi'nde 6 ay yattı. 14 ay kadar Aziz Nesin ile birlikte kurdukları Düşün Yayınevi'ni yönetti. Metin Erksan, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz ile senaryo çalışmaları yaptı. Kemal Tahir'in ilk önemli eseri olan 4 bölümlük Göl İnsanları uzun öyküsü Tan gazetesinde tefrika olarak yayınlandı, eser 1955'te kitap olarak basıldı. Bu eserde yıllar sonra ilk defa kendi adını kullandı. Romancılık dönemi Göl İnsanları'nı yayımladığı 1955 yılında bir köy romanı olan Sağırdere romanı da yayımlandı. Sağırdere (1955) ve onun devamı olan Körduman'da (1957) Çankırı'nın Yamören köyünden Mustafa'nın serüvenini merkez alarak köylünün sorunlarını, etik değerlerini, köyün ekonomik yapısını, tarih içindeki bağlarından koparmadan sergiledi. Mütareke dönemi İstanbul'unu konu alan Esir Şehrin İnsanları'ndan (1956) sonra yayımlanmış olan Körduman'ı; eşkıyalık olgusuna eğildiği Rahmet Yolları Kesti (1957), Çorum bölgesi insanlarını anlatan roman üçlemesinin ilk iki kitabı Yediçınar Yaylası (1958) ve Köyün Kamburu (1959) izledi (Üçlemenin son kitabı, 1970'de yayınlanan Büyük Mal adlı romandır ). 1960'tan sonra tüm dikkatini Osmanlı tarihi ve toplum yapısına yönelterek, devlet, Doğu-Batı çatışması, Batılılaşma ve mülkiyet gibi sorunları derinden kavramaya uğraştı; araştırmaları sonucu resmi tarih söyleminin karşısında, Osmanlı Devleti'nin kültürel ve siyasi mirasını sahiplenen bir romancı haline geldi. Kemal Tahir'in kendisiyle, Osmanlı Devleti, Cumhuriyet ve Batılılaşma ile hesaplaşmasının sonucu olarak 1965 yılında Yorgun Savaşçı adlı romanı ortaya çıktı. Resmi tarih söylemine aykırı görüşler içeren bu eser, tarihi çarpıtmakla eleştirildi. 1980 yılında romanın TRT tarafından filme çekilmesi ile yeniden gündeme gelen eleştiriler, 1983'te filmin başbakan Bülent Ulusu'nun emri ile yakılmasına yol açtı. 1965 yılının Nisan ayında Cumhuriyet Gazetesi'nde tefrika edilen Bozkırdaki Çekirdek romanı, Kemal Tahir'in çok tartışılan eserlerinden birisi oldu. Bu eserde Köy Enstitülerinin tepeden inmeci bir yaklaşımla kuruluşunu eleştirerek iktidarla ters düştü. 1967'de en önemli eserlerinden birisi olan Devlet Ana yayımlandı. Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu ele aldığı bu romanda "kerim devlet" kavramını ortaya attı. Batılılaşmayı eleştirdi. Yerli bir sosyalizm oluşturmaya çalışarak Marksistlerin tepkisini çekti. 1968'de Yorgun Savaşçı ile Yunus Nadi Armağanı'nı, Devlet Ana ile Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü kazandı. Kemal Tahir, 1968'de aldığı davet üzerine SSCB'ye gitti. 1970'de akciğer ameliyatı geçiren Tahir, 21 Nisan 1973'te geçirdiği bir kalp krizi sonucu İstanbul'da yaşamını yitirdi. Cenazesi, Sahrayıcedit Mezarlığı'na defnedildi. Ölümünden sonra Yazarın "Namuscular", "Karılar Koğuşu", "Esir Şehrin İnsanları", "Dam Ağası", "Bir Mülkiyet Kalesi" romanları ölümünden sonra yayımlandı. Kemal Tahir kitaplarının yayının devam etmesi için ölümünden sonra eşi tarafından "Kemal Tahir Vakfı" kurulmuş; Kadıköy'deki hayatının son yıllarını geçirdiği ev, ziyarete açılmıştır. Yazarın kitapları Halit Refiğ, Metin Erksan, Atıf Yılmaz gibi yönetmenler tarafından sinemaya aktarılmıştır. Düşünceleri Düşüncelerindeki çıkış noktası Marksizm ile Türkiye gerçeği arasındaki bağlantı sorunuydu. Siyasi eylemlere de katılmış bir yazar olarak, Türkiye'de kendi algıladığı siyasal, sosyal, kültürel yapı ile Marksizmin sunduğu çözüm arasında bir çelişki görüyordu. Türk toplum yaşamına uymadığına inandığı batılılaşmaya ilişkin yargısı da Marksizmi yetersiz bulmasına bağlıydı. Çünkü Marksizm, "Türkiye'de 2. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin siyasal ve kültürel uygulamalarını bir ticaret burjuvazisi devriminin sonucu" olarak değerlendiriyordu. Kemal Tahir ise böyle bir sınıfın varlığından kuşkuluydu. Böylece hem Marksizmin, hem de batılılaşmanın ürünü olan cumhuriyet dönemi resmi tarih görüşünün aşılması düşüncelerinin temel noktası oldu. Marx ve Engels'in doğu toplumlarıyla ilgili görüşlerini araştırdı. Cumhuriyet dönemi resmi ideolojilerinin dışında kalan Ömer Lütfi Barkan, Mustafa Akdağ, Halil İnalcık, Niyazi Berkes, Şerif Mardin gibi bilim adamlarının eserlerinden vardığı sonuca göre, Osmanlı-Türk toplumu, Marksizmin toplumların sosyo-ekonomik süreçte birbirini izleyen zorunlu aşamalar olarak gördüğü ilkel topluluk / kölecilik / feodalite / kapitalizm sürecinde yer almaz. Kendi kültürel ve sosyal yapısından kaynaklanan çok daha özel bir gelişme süreci, dinamikleri ile yapısal farklılıkları vardır. Bu nedenle batılılaşma, gerekli altyapısı olmayan bir topluma, soyut ve biçimsel bir üstyapı getirme çabasından başka bir şey değildir. Köklü bir ekonomik ve toplumsal devrim yapılmadan başlatılan tepeden inme uygulamalar taklitçiliktir. Bu ana fikir çerçevesinde eserlerinde Osmanlı toplumunun kölecilik ve feodalizmden çok farklı ve insancıl bir temel üzerine kurulduğunu anlatmayı amaçladı. Romanlarında da "Türk insanı ve Türkiye özeli" olgusunu ortaya çıkarmaya çalışmadı. Roman tamamen içinden çıktığı toplumun yapılanmasına bağımlıdır. Romanı diyalektik bir tür olarak anlamak ve insan muhayyilesine katkısını kavramak, romanın dünyayı belirlemek için sarfettiği çabaların biçimsel gerçekçilik tekniklerinin kullanımına bağlı olduğunu da anlamaktır. Don Kişot' un şövalye romanlarının kahramanlarına benzeme teşebbüsünün gülünçlüğü sadece model imkânsızlığı ışığı altında kavranabilir. Tam bu noktada Kemal Tahir'in önemi belirir. Zira Türk romanında bu meselenin taşını kaldıran ilk romancıdır. Romanları, Osmanlı Devleti'nin XIV. yüzyılda kuruluşundan XX. yüzyıla kadar Türk toplumunda bir Osmanlı sürekliliği arayışıdır. Toplumsal gerçekçi çizgide sürdürdüğü yazarlık yaşamında eserlerinde yalın bir dil kullandı. Bilhassa Orta Anadolu Türkçesini dilinin odak noktasına koydu. Diyaloglarla zenginleştirdi, karizmatik karakterler yarattı. Roman Esir Şehrin İnsanları (1956) -1 Esir Şehrin Mahpusu (1962) -2 Yol Ayrımı (1971)-3 Yediçınar Yaylası (1958) -1 Köyün kamburu (1959) -2 Büyük Mal (1970) -3 Hür Şehrin İnsanları (1974) Sağırdere (1955) - 1 Körduman (1957) -2 Rahmet Yolları Kesti (1957) Kelleci Memet (1962) Yorgun Savaşçı (1965) Bozkırdaki Çekirdek (1967) Devlet Ana (1967) Kurt Kanunu (1969) Namusçular (1974) Karılar Koğuşu (1974) Damağası (1977) Hikaye Göl İnsanları (1955) Senaryo Haremde Dört Kadın (1965, Halit Refiğ ile birlikte) Mektup Kemal Tahir'e Mapusaneden Mektuplar (Nazım Hikmet'le yazışmaları)