Yıldız Silier hocanın tüm kitaplarını okumuş olmanın verdiği gurur; ama aynı duygu ve düşüncelerde olmanın verdiği huzursuzlukla arkama yaslanıyorum. 30 yaşımı aştıktan sonra kafamı kurcalayan şu sorularla boğuşurken kendime bir çıkış yolu ve kaybettiğim anlam arayışını ararken Yıldız Silier bana akıl hocası oldu.
1) Acaba bir şeylere geç mi kalıyorum?
2) Payıma düşen mutluluğa ve refaha ne zaman kavuşacağım?
3) Herkes gibi olmamak için gösterdiğim çaba beni cüzzamlı bir kitapkurduna mı çevirdi?
4) Bugüne kadar gösterdiğim mücadele, tevazu, aza kanaat etme, zorluklara göğüs germe, sürekli kendimi geliştirme çabası hepsi boşuna mıydı? Bu huzursuzluklar meyvesini ne zaman verecek?
5) Ailem, arkadaşlarım ve sevdiklerim tarafından anlaşılamıyor muyum?
6) Şüpheyle yaklaştığım bu hayat, gerçeklerin peşinde koşmak bir atsineği gibi insanları rahatsız etmeme mi sebep oluyor?
7) Bir insanı sevebilmek ve sevilmek nasıl bir duygu gerçekte?
Bu sorular yazmakla bitmez. Politik beklentiler, ekonomik zorluklar, kariyer belası, toplumsal kaygılar vs. Kafamdaki sorular azalmak yerine her geçen gün artmaya devam ediyor. Cahil olduğum dönemlerdeki mutluluk arayışım yerini aydınlanma çabasına bıraktı. Ama bu durum bana huzursuzluk ve tedirginlikten başka bir şey getirmedi. Geleceğin belirsizlikleri beni sürekli hayallerimi yarınlara ertelememe sebep oluyor. Risklerden kaçınıyorum. Acaba bir kadını mutlu edebilir miyim? Ondan da önce kendimi mutlu edebildim mi?
İşte felsefe bahçesine girdiğinizde mevcut sorulara cevap bulmak yerine, kafanızda daha fazla soruyla çıkarken buluyorsunuz kendinizi.
Gençlerle Baş Başa: Felsefenin BahçesindeYıldız Silier