Gönderi

6/10
·512 syf.··
2025 3. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2025 22:39
Bu kitapta, Dune Çocukları’ndaki olayların üzerinden üç bin yıldan fazla geçiyor ve Dune artık çok farklı bir gezegene evriliyor. Fakat değişmeyen bir şey var: Dune’un Tanrı İmparatoru II. Leto. Frank Herbert'in ilk üç kitaptaki benzersiz anlatımından sonra tempoyu düşürerek Dune evrenindeki çeşitli sorunsallara dikkat çekmiş bu kitapta. Dune maratonu benim için hayli inişli çıkışlı geçti; Dune 'a bayılmıştım, dune Dune Mesihi 'ni de sevmiştim, Dune Çocukları seriye olan hayranlığımı güçlendirirken, Dune Tanrı İmparatoru ise beni seriye olan bakışımı ciddi ciddi sorgulamaya itti. Kitaba başlarken çok umutluydum. Çünkü bir önceki kitabı severek okumuştum ve devamının, ilk kitaptan beri aklımda kalan soru işaretlerini aydınlatacak bir içeriği olacağı izlenimine kapılmıştım. Fakat beklediğimden çok farklı bir kitapla karşılaştım. Şaşırtıcı bir şekilde kendini kum solucanına dönüşme sürecine bırakmış olan II. Leto, geçen binlerce yıl içinde sadece yedi metre boyunda ve iki metre çapında bir solucan haline gelmesine rağmen, birçok insani özelliğini halen korumaktadır. Bene Gesserit ve Atreides‘lerin tüm hatıraları ile geleceği olması gerektiği gibi şekillendirmeye devam etmektedir. II. Leto'nun geçirdiği değişim, anlatıma ve hatta tüm kitaba yansımış. Spoiler olmaması açısından II. Leto ile ilgili fazla ayrıntıya girmeyeceğim. Sadece anlatımın da Leto gibi anlaşılması zor, kafa karıştırıcı ve laf salatası ile dolu olduğunu söyleyebilirim. Tanrı İmparator’un insanlar tarafından anlaşılamamaktan muzdarip oluşu, yine bu hikayeyle açığa çıkan detaylardan dolayı olduğunu düşünüyorum. Dostları düşman, düşmanları da dost olmaya başlamış ve neredeyse tüm insanlık kendisini despot bir yönetici olarak görmektedir. Çok fazla düşman yok. Bu da sanırım tanrısal bir güce sahip imparator ll. Leto’nun marifeti. Lord Leto insanlığı, gezegeni kurtarmış ama sanki daha az renkli bir gezegenle başbaşa bırakmış okuyucuyu. Harkonenler uzun süredir yoktu. Fremenlerin rolü küçülmüş. Bu kadar savaşçı bir kabilenin barış ortamında ortalıkta fazla görülmemesi de normal diyebiliriz aslında. Leto'nun başkalaşımı her ne kadar çarpıcı bir biçimde betimlense de, Tanrı İmparator'un karşısında durduklarında karakterlerin hissettiğini okurun da hissetmesi pek mümkün değil bir okur olarak bu duyguyu eksik hissetmek kitapla arama bağ koymaya itti. Karakterleri beğendiğimi de pek söyleyemem. Serinin önceki kitaplarına göre bunların çoğunun silik, içi boş, figüran görevi gören kimseler olduğu belli. Öne çıkan karakterlerin ise geçmişleri, hedefleri, güdüleri ısrarla bir gizem öbeği halinde tutulduğu için bunların da birkaç bölüm sonra veya hizmet ettikleri amaç gerçekleştikten sonra unutulmaları işten değil. Önceki kitaplardaki karakterlere, karakterlerin sağlam inşaasına bakıyorum bir de, aklıma hemen Paul geliyor ve elimde olmadan Paul ile II. Leto'yu kıyasladım hep. Ama benzer bir sorumluluğa sahip oldukları için değil; karşıt görüşlerinden ve tercihlerinden, özellikle de birbirinden farklı karakter gelişimlerinden dolayı baba ile oğulu karşılaştırmadan edemedim. Anlatım ve karakterler beni hayal kırıklığına uğratsa da, kitabın felsefi yönüne bayıldım. Dune Tanrı İmparatoru okurun aklında, üstünde düşündükçe devam ettiren bir düşünme süreci meydana getirmiş. Anlaşılması güç anlatımına rağmen sonunda okuru, derinlemesine irdelemeler yapacağı bir yola sokuyor. Bir seri okumanın en üzücü yanlarından biri artık aileden saydığımız bazı karakterlerin olmaması onları özlememize neden oluyor. Özellikle Paul'ı. Çoğu karakter bu kitapta yer almıyor e almaması da normal esasında çünkü kitap 3500 yıl sonrasına ışınlanmış nasıl olsunlar ki... Keyifli okumalar...
Dune Tanrı İmparatoruFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20214,134 okunma
·
1 +1'leme
·
1.810 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.