“Sen ve ben, Serilda. Bir gün. Bu perili şatolardan uzakta. Bir kasabada, güneşin altında dans edip handa masallar anlatmak. Belki bu imkânsız ama... sahip olduğum tek şey olabilir.”
Cursed, ilk kitaptan çok daha iyiydi. Yazarın dili o kadar akıcı ve büyüleyici ki, her cümlede kendimi masalsı bir dünyanın içinde kaybolmuş gibi hissettim. Betimlemeler fazlaydı ama hiçbiri sıkıcı gelmedi, aksine her detay hikâyeye daha da kapılmamı sağladı ki ben normalde betimleme okumayı pek sevmem.
Karakterlerse başlı başına mükemmeldi. Gild, kesinlikle favorim oldu! O eğlenceli, zeki ve gizemli tavrıyla kalbimi çaldı. Ama itiraf etmeliyim ki Erlking'in karizması da beni etkiledi. Nedenini tam olarak çözemesem de kendimi onun sahnelerini dört gözle beklerken buldum. Sağlam yazılmış bir kötü karakter okumak istiyorsanız kesinlikle bu seriyi kaçırmayın. Ayrıca kitabın sonunda birlikte olmayacaklarını bilmeme rağmen bu kitapta Serilda ve Erlking'i shiplemeye başladım. Perchta ise bambaşka bir hikâye... Onda inanılmaz bir potansiyel vardı, adeta Lilith enerjisi saçıyordu ama sanki hikâyede yeterince yer verilmemişti. Keşke onu daha fazla okuyabilseydim.
Genel olarak seriye bayıldım! Büyülü atmosferi, güçlü karakterleri ve masalsı anlatımıyla fantastik seven herkesin okuması gereken bir eser. Kesinlikle tavsiye ediyorum!